Sinsi plan!

Turhan Bozkurt

Turhan Bozkurt

19 Haz 2020 17:33
  • Kıdem tazminatı çalışanların maaş, fazla mesai ücreti gibi müktesep hakkıdır. Yıllarca mücadele vererek elde ettiği böyle bir haktan yerine daha iyisini koyamadan niye vazgeçsin! 

    Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) hükûmeti herkesin can derdine düştüğü şu günlerde kıdem tazminatı ile alakalı sinsi planı raftan indirdi. 

    Yeni tip Koronavirüs (Covid-19) salgınında herkesin gardı düşmüşken hükûmet alelacele bir fon kurup kıdem tazminatını fona devretmeye hazırlanıyor. 

    KIDEM TAZMİNATI ÇALIŞANLARIN ELİNDEN ALINIYOR

    Müzakere, taraflarla istişare etme diye bir hassasiyet yok her zamanki gibi. Sendikalara, “Biz böyle münasip gördük. Size de aynen kabul etmek düştü.” minvalinde aba altından sopa gösteriliyor. 

    Esasında öyle sopa göstermeye lüzum da kalmadı. Türk-İş, Hak-İş gibi işçi sendikalarının bağlı olduğu konfederasyonların başındaki isimler Saray’dan çıkmıyor. 

    Yakınlarını ya da arkadaşlarını bol sıfırlı maaşlarla “müşavir” unvanı ile sendikalarda istihdam eden, milyonluk lüks makam otomobilleri kullanan ve yıllardır o koltukları bırakmayan sendika başkanlarının işçinin menfaatini müdafaa ettiğine dair tek vak’a yok. 

    17 HAZİRAN 2020: AKP lideri ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk-İş Başkanı Ergün Atalay (sol başta), Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Hak-İş Başkanı Mahmut Arslan ve TİSK Başkanı Özgür Burak Akkol'u (sağ başta) Saray'da ağırladı.

    TOBB, TÜRK-İŞ VE HAK-İŞ ÜÇ MAYMUNU OYNUYOR

    Çalışanların menfaati şöyle dursun Türk-İş Başkanı Ergün Atalay son asgari müzakerelerinde “hükûmetin zorda kalmasın” diye pazarlığı kısa tuttuğunu açık mikrofonla dünyaya ilan etmedi mi? 

    İşveren temsilcileri Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) işçi sendikalarından çok mu farklı? 

    Onlar da AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan’ın huzurunda el pençe divan duruyor. Hepsi “Evet efendim, sepet efendim.” diyerek üç maymunu oynuyor. 
    Kıdem tazminatının muhataplarının ezik ve esir vaziyeti hükûmete aradığı fırsatı altın tepside sundu. 

    SİNSİ PLANDA KELİMELER DE TİTİZLİKLE SEÇİLDİ

    Korona salgınında fiili olağanüstü hâl yetkileri ile hareket eden Erdoğan için paketi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden (TBMM) geçirmekten kolay ne var! Kanun teklifi müttefiği Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) desteği ile iki haftada Resmi Gazete’de yayımlanacak kıvama gelir.
       
    Üstelik bu defa kelimeler bile titizlikle seçildi. “Kıdem tazminatı” demeden kıdem hakkı gasp edilecek. Sinsi planda bütün ayrıntılar düşünülmüş.

    “İstihdam Kalkanı Paketi” içinde “tamamlayıcı emeklilik sigortası sistemini (TES)” diye parlatılan paket daha ilk günden 30 günlük kıdem hakkını 19 güne (yüzde 5,33) indiriyor. 

    Kalan 11 günü (yüzde 3) işveren kurulacak fona yatıracak denilse de bu yükümlülük yerine getirilmediğinde ne olacağı meçhul! 

    KASADA PARA KALMAYINCA SIRA KIDEM TAZMİNATINA GELDİ

    TES Fonu’nun kuruluş gayesi açık. Krizde kasa bomboş kaldığı için yana yakıla para aran hükûmet, muhalefeti Ayasofya ve İş Bankası gibi sun’i fasıllarda oyalarken diğer taraftan ekonomik krizin faturasını yine çalışanlara yıkma gayretinde. 

    Teklifin kabul edilmesi hâlinde 1 Ocak 2022’den itibaren başlayacak ve tüm özel sektör çalışanları yeni sisteme dahil edilecek. 

    Kapsam dahilindeki tüm çalışanlar karma TES'e dahil olacak. Akabinde dileyen kişi isteğe bağlı TES'e geçiş yapabilecek. O tarihe kadar olan kıdem tazminatları da fona devredilecek. 

    Fondan para çekmek de neredeyse imkânsız. 

    10’uncu ve 15’inci yılını dolduranlar ilk defa ev almak ya da evlenmek için fondaki paranın yüzde 25’ini çekebilecek. Bunun haricinde bir çalışan 60 yaşını doldurmadan vefat haricinde fondan para alamayacak. 

    Emekli olduğunda da birikmiş tutarı TL olarak taksit taksit "tuz parası" olarak çekebilecek. Aylık 200 lira civarında bir para... 

    Hem kıdem tazminatı alma halleri hem de çalışanların kıdem tazminatı tutarı azalacak. Kıdem tazminatı çalışan için tek taraflı fesih ihtimalini azaltan bir koruma kalkanıydı. 

    ÇALIŞAN BÜYÜK BİR TEMİNATI KAYBEDECEK

    Bu kalkan bertaraf edilince kıdem tazminatı ödeme gibi bir derdi olmayan işveren “gözünün üzerinde kaşın var” diyerek çalışanları kapının önüne koyabilecek. 

    Çalışma hayatında ne huzur ne de istikrar kalacak. Çalışan devr-i daimi hızlanacağı için TES Fonu’nun işletmelere de zararı dokunacak.  

    Para fonda toplanacağı için işverenin personel çıkarması daha kolay olacak. Sık sık işe giriş-çıkışlar işyeri aidiyetini tahrip edecek. İşsiz kalan biri kıdem tazminatı ve işsizlik maaşı ile birlikte belli bir müddet ayakta kalabiliyordu. 

    Konforlu bir iş arama döneminden sonra ideal iş için imza atan çalışan her işi ve ücreti kabul etmek mecburiyetinde kalmıyordu. Artık özel sektör çalışanları bu avantajı da kaybedecek. 

    HÜKÛMET İÇİN YENİ BİR KAYNAK

    Paketin maksadı belli: İşçinin kıdem tazminatına el konulacak. Mecburi hâle getirilecek TES ile hükûmete kaynak aktarılacak. 

    2018 yılında İşsizlik Fonu üzerinden kamu bankalarına 11 milyar TL aktarılmıştır. 2009’da Güneydoğu Anadolu Projesi’ne (GAP) aktarılan 14,5 milyar TL de hâlâ fona iade edilmedi.   

    Emekli maaşlarındaki düşüşe de çare olmayacak. Zira emekli aylığı bağlama katsayısı 2008 yılında düşürülmüştü. 

    İŞÇİ ALACAĞINA ÖNCELİK TANIMAK YERİNE…

    Hükûmetin “İşçilerin yüzde 35’i kıdem tazminatı alabiliyor.” savunmasına gelince. Traji-komik bir itiraf bu. Niye alamıyor? Sen devlet değil misin? 

    Çalışanların kıdem tazminatına sinsi bir planla el koymak yerine “kıdem hakkı öncelikli alacak” ilan edilseydi herhangi bir şirket batsa bile çalışanlar mahkeme yoluyla da alacaklarını son kuruşuna kadar tahsil edebilirdi. 

    Böylece kıdem tazminatının aksayan yönü de tadil edilmiş olurdu. 

    Hükûmet böyle bir teminatı getirmek bir tarafa, işçi alacaklarının devlet alacakları dahil tüm alacakların önünde olmasına rıza göstermiyor. 

    Bir torba kanuna ilave edilecek tek madde ile çözülecek bir mesele kulağa hoş gelen kavramlarla bambaşka bir mahiyete büründü. İşçi hakkı kimsenin umurunda değil. Alın teri istismar edilecek. 

    Teklifin tartışılmadan çıkarılmak istenmesi sebepsiz değil. AKP hükûmetinin kaşla göz arasında yaptığı kriz ve salgının sebep olduğu korku ve tedirginlik ikliminde tam bir fırsatçılıktır. 

    Sendika ve diğer sivil toplum kuruluşları da emeğe karşı yürütülen bu sinsi planda delilleri karartmaya çalışan suç ortaklarıdır.  

    19 Haz 2020 17:33
    YAZARIN SON YAZILARI
    YAZARLAR