Öz Gıda-İş Sendikasının 12. Olağan Genel Kurulu

Öz Gıda-İş Sendikasının 12. Olağan Genel Kurulu

Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, ''Bugün yeni bir anayasanın tartışıldığı bir dönemde, hala 12 Eylül ürünü olan 2821-2822 mevzuatımızda durmuş olması sendikacılık hareketinin önünü kesmek için barikat olarak kullanılmış olmasını kabul etmek mümkün değildir. Bu barikatlar sadece Hak-İş'in büyümesini önlemek için tek konfederasyon yapma hayalinin ürünüdür. Biz büyümek istiyoruz. Çalışanların taleplerini karşılamak istiyoruz. Ama bu mevzuat engeli önümüzde duruyor'' dedi. HAK-İş Konfederasyonuna bağlı Öz Gıda-İş Sendikasının 12'nci Olağan Genel Kurulu, Crowne Plaza'da yapıldı. Genel kurul, saygı duruşu, İstiklal Marşı'nın okunması ve Tarım Orman İş Sendikası Genel Başkanı Settar Aslan'ın divan başkanı olması ile başladı. HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, burada yaptığı konuşmada Hak-İş ailesinin her geçen gün büyümeye devam ettiğini söyledi. Konfederasyonun eski mensupları Necati Çelik, Salim Uslu, Agah Kafkas gibi isimlerin sendikacılıkta olduğu gibi siyasette de başarılı olduklarına dikkati çeken Arslan, bu başarılı sendikacıların siyasete girmeleri konusunda kendilerine teklifler geldiğini belirterek ''Sendikacılıkta siyasete giren bütün arkadaşlarımıza talep gelmiştir. Siyaset, onlara teklif edilmiştir. Bu HAK-İş'in ve sizin onurunuzdur. Biz siyasetçilerin kapısında, siyasi partilerin kulislerinde, genel başkanların peşinde dolanarak, aman bizim sendikacıları milletvekili yapın derdine hiç düşmedik. Biz teklif aldık, teklif'' ifadelerini kullandı. Mahmut Arslan, Türkiye sendikal hareketinin bugün içine düşürüldüğü adeta ''dibe vuran'' mevzuattan kaynaklanan sorunlarının artık çözüm zamanının geldiğini dile getirerek, ''Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından bu yeni yasanın bu yıl sonuna kadar çıkartılacağı sözünü aldık. Sayın bakanın ve hükümetin arkasında durmasını istiyoruz'' dedi. Soma'da bir grup işçinin Hak-İş Konfederasyonuna bağlı bir sendika kurmak istediklerini kendilerine illetiklerini anlatan Arslan, şunları kaydetti: ''Adını Öz-Maden İş yapmışlar ve bize başvurmuşlar. 'Siz kimsiniz' diye sorduğumuzda, 'biz maden işçileriyiz, sendikamızdan memnun değiliz, sizin konfederasyonunuza bağlanmak istiyoruz' dediler. Değişik iş kollarından, değişik iş yerlerinden o kadar çok talep var ki. Ama bu taleplerin önünde bir Çin Seddi gibi yasal mevzuat var. Yüzde 10 baraj gibi, noter şartı gibi bir garabet var. HAK-İş'in büyümesinin önündeki en büyük engel bu barajlardır, bu Çin Seddi kadar tahkim edilmiş engellemelerdir. 12 Eylül rejiminin ürünü olan 1982 Anayasasının bize armağan ettiği bu mevzuatın artık çöpe atma zamanı gelmiştir.'' Mahmut Arslan, hükümetin anayasa değişikliği konusunda ciddi çalışmalar yaptığını, kendilerinin de bu değişikliklere destek verdiğini anlattı. 12 Eylül 2010'daki referanduma ''yetmez ama evet'' dediklerini de anımsatan Arslan, ''Bugün yeni bir anayasanın tartışıldığı bir dönemde, hala 12 Eylül ürünü olan 2821-2822 mevzuatımızda durmuş olması sendikacılık hareketinin önünü kesmek için barikat olarak kullanılmış olmasını kabul etmek mümkün değildir. Bu barikatlar sadece Hak-İş'in büyümesini önlemek için tek konfederasyon yapma hayalinin ürünüdür. Biz büyümek istiyoruz. Çalışanların taleplerini karşılamak istiyoruz. Ama bu mevzuat engeli önümüzde duruyor'' görüşünü savundu. Arslan, Hak-İş Konfederasyonu olarak yeni ve sivil bir anayasa yapılması için çeşitli platformlarda görüşlerini dile getirdiklerini belirterek, ''Türkiye toplumunun üzerine deli gömleği olarak giydirilmiş bu 1982 Anayasasından kurtulma zamanı da gelmiştir'' dedi. Arslan, Somali'deki insanlık dramına da sessiz kalmadıklarını da belirterek, konfederasyon bünyesinde, ''Yardım et bir can kurtulsun'' adıyla bir yardım kampanyası başlattıklarını ve şu ana kadar 500 bin liranın toplandığını söyledi. Arslan, bu yardım kampanyasının 8 Ekim'e kadar süreciğine de dikkati çekerek, toplanan yardımların amacına uygun şekilde yardım sahiplerine ulaştırılacağını sözlerine ekledi. -''SENDİKACILAR DA ÖZELEŞTİRİ YAPMALI'' Öz Gıda-İş Sendikası Genel Başkanı Mehmet Şahin, ''Türk Sendikal hareketinin kendisini yeniden hesaba çekmesi, özeleştiriye tabi tutması ve test etmesi'' gerektiğini belirterek, ''Artık eski sendikal kalıplar yeni sendikal bünyeyi taşıyamamaktadır'' diye konuştu. Yeni endüstri ilişkilerin eski sendikal formatları ortadan kaldırdığını savunan Şahin, şunları kaydetti: ''Bilginin meta haline geldiği günümüzde iş yeri tanımı, işçi tanımı değişmiştir. Artık kas işçilerinin yerini bilgi işçileri almaktadır. Eski endüstri ilişkilerindeki yerel sorunlar yerine global çapta büyük dalgalar gelmektedir. Sendikaların da bu yeni tanım ve işlevlere uygun yapılanma ve donanımla yenilenmelerinin vakti gelmiş hatta geçmektedir. Sendikaların önünde tek yol vardır. Bu yol; giderek üretim ekonomisinden finans ekonomisine kayan dünya ve Türkiye şartlarında, sürece müdahil olmaktır. Üretimden vazgeçmek demek, hayattan, varlıktan vazgeçmek demektir. Sendikalar bu anlamda sivil toplum örgütü olmanın gereğini ve gücünü ortaya koymalıdırlar. Siyasi sistemin vesayetçi yapısı temel hak ve özgürlüklerin ifade edilmesinden, sendikal örgütlenme özgürlüğüne, çalışma barışından diyalog kanallarının işletilmesine kadar birçok konuda yeteneklerimizi geliştirmeyi engellemiştir. Bu durum hala devam etmektedir.'' Mehmet Şahin, Türk çalışma hayatının 12 Eylül hukuku anlayışının ürünü olan yasalarla düzenlenmeye devam edildiğini, Avrupa Birliği ilerleme raporlarında da sürekli eleştiri konusu olan 2821 ve 2822 sayılı kanunlar örgütlenme, sendikal özgürlük ve uygar sözleşme girişimlerinin önünde engel olarak durduğunu kaydetti. Avrupa'daki norm ve standartları yakalamış bir mevzuatı hak ettiklerini de belirten Şahin, çalışma hayatına ilişkin sorunları şöyle sıraladı: ''2821 ve 2822 sayılı yasalar felsefe olarak da içerik olarak da iflas etmiştir. Bugüne kadar güçlü sendikacılık, toplu sözleşme hakkının etkin kullanımı, sendikaların etkinliğinin artması, çalışma barışının sağlanması, sosyal dengelerin kurulması gibi iddialar yasaların önsözü olmaktan öte hiçbir şekilde hayata geçememiştir. Bu durumun düzelmesini diliyor ve ısrarla istiyoruz. Yetki süreci ve yetki prosedürüne dair şikayetlerimiz vardır. Arabuluculuk kurumu iflas etmiş bir sektör olarak sürdürülmektedir. Yetki uyuşmazlıklarındaki prosedür yeni ve karlı sektörler yaratmaktadır. Yasa ve toplu sözleşme ile sendika üyesi olamayacaklara dair düzenlemeler, sendikaların yetki sorunu yaşamasına, üyelik prosedürü ve yüksek barajlar ise güçsüz ama adeta hormonla büyütülmüş sendikalar yaratılmasına neden olmaktadır.'' Şahin, Türkiye için öncelikle ''Temel Toplumsal Sözleşmesi'' olan yeni anayasasını hayata geçirmesinin önemine dikkati çekerek, bu konuda her türlü katkıyı vermeye hazır olduklarını da sözlerine ekledi. HAK-İş Konfederasyonu eski başkanı ve AK Parti Çorum Milletvekili Salim Uslu ise kendi ailesi olarak nitelendirdiği Öz-Gıda İş Sendikası'nın genel kurulunda bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Aile ortamında siyaset konuşmayacağını belirten Uslu, sendikacılık döneminde yaşadığı anıları salondakilerle paylaştı. Daha sonra Öz Gıda-İş Sendikası Genel Başkanı Şahin, Uslu'ya bir plaket verdi. Öte yandan, daha önce genel kurula katılacağı belirtilen BBP Genel Başkanı Mustafa Destici rahatsızlığı dolayısıyla katılmazken, partinin genel sekreteri Metin Gündoğdu genel kurulda hazır bulundu. (ATA-İC)10.09.2011 16:14:47
<< Önceki Haber Öz Gıda-İş Sendikasının 12. Olağan Genel Kurulu Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER