AB'den Refah adımı: İsrail'le insan hakları toplantısı talep edildi

Avrupa Birliği, İsrail'in Refah saldırıları sonrası Tel Aviv'in insan hakları yükümlülüklerine uyumunu görüşmek için toplantı talep etti.

SHABER3.COM

Euronews'te yer alan habere göre Avrupa Birliği dışişleri bakanları, oybirliğiyle, İsrail'in Ortaklık Anlaşması olarak da bilinen AB-İsrail ticaret anlaşması kapsamındaki insan hakları yükümlülüklerine uyumunu görüşmek üzere Tel Aviv ile bir Ortaklık Konseyi toplantısı çağrısında bulunma kararı aldı.

Blok ayrıca bu toplantıyı, İsrail'in Refah kentine yönelik askeri harekatını durdurmasını emreden Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) cuma günkü kararına uyması konusunda Netanyahu hükümetiyle yüzleşmek için kullanmayı planlıyor.

Bu adım, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ve dönemin İrlanda Başbakanı Leo Varadkar'ın, İsrail'in Gazze'deki askeri harekâtı ve olası insan hakları ve uluslararası hukuk ihlallerine ilişkin ciddi endişelerini dile getirerek AB-İsrail Ortaklık Anlaşması'nın acilen gözden geçirilmesini talep etmelerinden üç ay sonra geldi.

2000 yılında imzalanan bu anlaşmanın 2. Maddesi, anlaşmanın "insan haklarına ve demokratik ilkelere saygıya dayalı" olmasını öngörüyor.

Avrupa, İsrail'in başlıca ticaret ortağı ve tüm ticaretin üçte birinden biraz daha azını oluşturuyor. Anlaşma, Netanyahu'nun savaş kabinesine savaşın yıktığı Gazze Şeridi'ne saldırmaktan kaçınması için baskı yapmak üzere blok için güçlü bir araç olarak görülüyor.

İnsan hakları gruplarının ve BM'nin Filistin özel raportörünün güçlü desteğine rağmen AB, pazartesi günü yaşanan gelişmeye kadar bu adım için siyasi destek bulamamıştı.

Lahey merkezli mahkemenin cuma günkü kararına atıfta bulunan Borrell, gazetecilere yaptığı açıklamada, "Gazze'deki durumu ve İsrail'in Ortaklık Konseyi kapsamında üstlendiği yükümlülükler çerçevesinde insan haklarına saygıyı ve mahkemenin kararını nasıl uygulamayı planladıklarını görüşmek üzere İsrail ile bir Ortaklık Konseyi çağrısında bulunmak için gerekli oybirliğini sağladık" dedi.

Borrell, "Ancak mahkeme kararını açıkladığından bu yana gördüğümüz şey askeri faaliyetlerin durması değil, aksine askeri faaliyetlerin artması, bombalamaların artması ve dün gece gördüğümüz gibi sivil halka yönelik kayıpların artmasıdır" diye konuştu.

Pazar günü İsrail'in Gazze'nin güneyindeki Refah kasabasında yerlerinden edilmiş Filistinlilerin kaldığı bir kampa düzenlediği hava saldırısında aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu en az 45 kişi hayatını kaybetmiş ve bu olay tüm dünyanın kınamasına yol açmıştı.

"Son rakamlara göre aralarında küçük bir çocuğun da bulunduğu 40 kişi yanarak can verdi. Bunu en güçlü şekilde kınıyorum. Bu, Gazze'de güvenli bir yer olmadığını kanıtlıyor" diyen Borrell, Refah'tan gelen ve aralarında yanmış çocukların da bulunduğu görüntüleri "şok edici" olarak nitelendirdi.

IDF o zamandan bu yana katliamla ilgili bir soruşturma başlattı ve iki üst düzey Hamas yetkilisini hedef aldığını iddia etti.

AB dışişleri bakanlıkları saldırıyı sert bir dille eleştirirken, Almanya dışişleri bakanlığı "yanmış ceset görüntülerinin" "dayanılmaz" olduğunu söyledi.

İsrail üzerindeki baskı arttı

Ortaklık Konseyi'nin toplanması kararını değerlendiren Belçika Dışişleri Bakanı Hadja Lahbib, bu adımın "güçlü bir sinyal" olduğunu söyledi.

"Kurallarımıza ve değerlerimize herkes tarafından ve özellikle de İsrail gibi ortaklarımız tarafından saygı gösterilmesini sağlamalıyız. Güvenilirliğimiz buna bağlı" diyen Lahbib, hükümetinin Filistinlilerin sadık bir destekçisi olduğunu da kaydetti.

Slovenya Dışişleri Bakanı Tanja Fajon gibi diğer dışişleri bakanları da bloğun daha ileri giderek Gazze saldırısında uluslararası hukuku ihlal etmeye devam eden İsrail'e yaptırım uygulaması çağrısında bulundu.

Hükümeti Filistin Devletini tanımak için adımlar atan Fajon, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, "İsrail'in dün gece yerinden edilmiş Filistinlilere yönelik, çok sayıda çocuğun da yakılarak öldürüldüğü saldırısını şiddetle kınıyorum" dedi.

Fajon, "Bugün Brüksel'de uluslararası insancıl hukuka ve (UAD'nin) kararına saygı gösterilmesini savunacağım. İhlallerin devam etmesi halinde, (AB) yaptırımlar da dahil olmak üzere tek tip ve kararlı bir şekilde tepki göstermelidir." şeklinde yazdı.

Borrell, geçtiğimiz çarşamba günü 28 Mayıs'ta Filistin devletini resmen tanıyacaklarını açıklayan iki üye ülke İrlanda ve İspanya ile diplomatik gerilimin arttığı bir ortamda, İsrailli mevkidaşlarının Ortaklık Konseyine katılmayı kabul edip etmeyeceğine inanıp inanmadığı konusunda yorum yapmaktan kaçındı.

O tarihten bu yana özellikle İsrail ile Borrell'in ülkesi İspanya arasında diplomatik bir tartışma patlak verdi ve İsrail Dışişleri Bakanı Israel Katz, hükümetinin İspanya'nın Batı Şeria'daki Filistinlilere konsolosluk hizmeti vermesini yasaklayacağını duyurdu.

Katz ayrıca İspanya'nın Filistin'i tanımasını "terörizm için bir ödül" olarak değerlendirdi.

Borrell,  "Bu tamamen haksız ve aşırı bir sözlü saldırganlıktır" dedi.

Bloğun en üst düzey diplomatı ayrıca Gazze'deki eylemleri nedeniyle İsrail'e yaptırım uygulanması konusunda oybirliği olmadığını kabul etti ancak Netanyahu hükümetinin UAD'nin kararını "görmezden gelmeye devam etmesi" halinde tutumlarının değişebileceğini bildirdi.
<< Önceki Haber AB'den Refah adımı: İsrail'le insan hakları toplantısı... Sonraki Haber >>
ÖNE ÇIKAN HABERLER