Babacan'dan 2023 stratejisi

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, ''Bu çalışma yaşamındaki nüfusumuzun ortalama eğitim seviyesiyle ne bizim dünyanın ilk 10 ekonomisinden birisi olmamız ne de 2023'teki 25 bin dolarlık milli geliri yakalamamız mümkün'' dedi.

Babacan'dan 2023 stratejisi

Babacan, Bursa Girişimci İşadamları Derneği (BUGİAD) tarafından Almira Otel'de düzenlenen ''Riskler ve Fırsatlar'' konu başlıklı ''Dünya ve Türkiye Ekonomisinin Durumu'' toplantısında, ekonomiyle siyasetin el ele, özellikle reform alanında paralel yürümesinin önemli olduğunu söyledi. -Yeni anayasa- Önemli adımlar attıklarını, demokrasiyi basamak basamak yükselttiklerini vurgulayan Babacan, temel hak özgürlükler alanında güzel adımlar attıklarını ve açılımlar gerçekleştirdiklerini bildirdi. Babacan, atılan adımların devam etmesi, bir gün gelip de birilerinin bu trendi tersine çevirememesi için yeni bir Anayasa'nın Türkiye için çok önemli olduğuna dikkati çekerek, bugünün şartlarına uygun, sağlam, derli toplu, kısa, öz, geleceğin Türkiye'si için sağlam bir hukuk zemini hazırlayan yeni bir anayasanın büyük önem taşıdığını anlattı. İktidar partisi olarak her ne kadar seçimlerden birinci parti olarak çıksalar da oyların yarısını almış olsalar da Meclis aritmetiğine göre Anayasa'yı değiştirecek çoğunluklarının bulunmadığını dile getiren Babacan, şöyle devam etti: ''Dolayısıyla bir anayasa hazırlanacaksa bunun farklı siyasi partilerle beraber, mutabakat içinde hazırlanıp çalışılması ve yasalaşması gerekiyor. Bunun için Uzlaşma Komisyonu kuruldu. Koltuk sayısına bakılmadan her partinin eşit sayıda üye verdiği komisyon... Bu çalışmalar devam ediyor. Gönülden arzumuz, bunun en kısa zamanda tamamlanması ve ülkenin zaten hak ettiği, gecikilen yeni anayasaya kavuşması. Anayasa, kendi başına tüm sorunları çözecek bir konu değil ama hukuk sisteminin zeminini, temelini oluşturuyor. Bunun hemen ötesinde yargı reformu ihtiyacı çok açık ortada. Hızlı kararlar alan, herkesin 'Ben Türk yargısına güveniyorum' diyebileceği bir sistemi gerçekten arzu ediyoruz. Bu konuda çabalarımız önümüzdeki dönemde de devam edecek.'' Ali Babacan, iş dünyası ile ilgili atacakları adımlar olduğunu belirterek, teşvik sisteminden iş gücü piyasasıyla ilgili atacakları adımlara, İstanbul'un uluslararası bir finans merkezi olmasıyla ilgili yapacakları reformlara kadar hepsinin ayrı ayrı önemli olduğunu söyledi. -Eğitim sistemi- Ekonominin geleceği açısından son derece önemli ve belirleyici konunun ise eğitim olduğuna dikkati çeken Babacan, ''Çalışma yaşamındaki nüfusumuzun eğitim seviyesi nedir diye bakarsanız, 25 yaş üstü Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ortalama okulda geçirdiği yıl sayısı 6,5. Yani 6. sınıfı bitirmiş ve 7. sınıftan, tamamlamadan ayrılmak zorunda kalmış ortalama eğitim seviyemiz var. Eski tabirle, orta ikiden terk... Bu çalışma nüfusumuzun ortalama eğitim seviyesiyle ne bizim dünyanın ilk 10 ekonomisinden birisi olmamız ne de 2023'teki 25 bin dolarlık milli geliri yakalamamız mümkün'' ifadelerini kullandı. Babacan şu anda Milli Eğitim Bakanlığının, gerçekleştirmeye çalıştığı reformun temelinde bu kaygının bulunduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti: ''Çocuklarımızın mutlaka daha uzun süre okulda kalması gerekiyor, daha uzun yıllarını okulda geçirmesi gerekiyor. Bunun için zorunlu süreyi 12 yıla çıkarıyoruz yeni yasal düzenlemeyle. Zorunlu süre 12 yıl derken, eğitim sisteminde belli esnekliklerin olması gerekiyor. Yeni sistemde her 4 yılda bir alternatifler, seçenekler oluşturup, çocukların ve ailelerin ilgisine göre o alternatifler arasında seçenek yapıp bir bakıma seçeneklerden yola çıkarak adım adım devam etmesi gerekiyor. Dünyada şartlar, çok hızlı gelişiyor. Bugün için geçerli saydığınız meslek 10 yıl sonra tamamen geçerliliğini yitiriyor. '10 yıl sonra şu meslek iyi olacak' diyorsunuz... Ortalama ömür de uzuyor. Bugün doğan çocukların beklenen ortalama ömrü 80-81 yıldır. Eskiden 70 küsurlardaydı. 80 yıllık ömürde neler neler değişecek? Eğitim sistemimize 'yaşam boyu eğitim' kavramını yerleştirmek istiyoruz. Her yaşta insanın her konuda rahat eğitim görebileceği, bilgi alacağı, 40 yaşından sonra meslek değiştirebileceği ortamın olması gerekiyor.'' -Fatih Projesi- Mesleki eğitimin son derece önem taşıdığını bu yüzden çabalarının olduğunu dile getiren Babacan, bu konuda ciddi kaynak ayırmaya başladıklarını bildirdi. Tek bir mesleğe bağlı kalan vatandaşın, o sektörün geçerliliğini yitirmesi durumunda ortada kalabildiğini ifade eden Babacan, bunun yaşanmaması için uğraş verdiklerini anlattı. Babacan, Fatih Projesi'ni başlattıklarını belirterek, ''2011'de başlattık, 7-8 milyar dolarlık kaynak ayırdık. Dünyada hiçbir ülkede bu boyutta bir proje yok. Bölge bölge, şehir şehir denemeler yapılmış, küçük boyutta düşünülmüş projeler var ama tüm ülke çapında başka örneği yok. Teknolojinin her bir sınıfa girmesi, her bir öğrencinin çantasına girmesi, eğitimde verimliliği, etkinliği artıracak diye bekliyoruz'' dedi. İstenildiği kadar güzel sınıflar, okullar yapılsa, internet ağı döşense, akıllı tahta ve tablet bilgisayarla eğitim yapılsa da eğitimde öğretmen faktörünün önemli olduğuna dikkati çeken Babacan, ''İyi eğitim ancak iyi öğretmenle olur; teknoloji olsun, olmasın. Eskiden bazı dönemlerde bazı okullarda meşhur öğretmenler vardı. O günün şartlarına bakın, belki ayağa giyecek ayakkabı yok ama iyi bir fizik öğretmeni, bir çocuğun ufkunu açar, hayatını değiştirir, önünü açar, çocuk bakarsınız farklı noktalara gelmiş'' diye konuştu. Öğretmen faktörünün çok önemli olduğunu vurgulayan Babacan, ''Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmen seçiminde, performans ölçümünde, kariyer planlamasında çok güzel hazırlıklar içinde. Yarışma içinde 'daha iyi olacağım' kaygısı içinde öğretmenlerimizi görmek istiyoruz. Nasıl iş hayatında başarı yarışmayla oluyorsa, daha iyinin mücadelesini verecek bir meslek anlayışı, kariyer planlaması, performans ve seçme sistemi mutlaka gerekecek'' ifadelerini kullandı. Babacan, 2023 hedeflerine bakıldığında en kritik konunun eğitim olarak dikkati çektiğini belirterek, şöyle devam etti: ''Öbür tarafta ne yaparsak yapalım, eğer insan kaynağımızı belli noktaya getiremezsek, mümkün değil arzu ettiğimiz ekonomik başarıyı Türkiye'de yakalayamayız. Bizim için en önemli kaynak bu. Doğalgazımız yok, petrolümüz, ihtiyacımızın onda biri bile değil. Sürekli Türkiye'ye finansman girişi var. Dışardan finansman, petrol, gaz ihtiyacı var. Türkiye'nin nesi var? İnsan gücümüz. Daha ileriye götürecek, yine insan gücü olacak. Bunu da eğitimli nüfusla yakalayabiliriz.'' -''İtalya sanayisinin yapıp bizim yapamadığımız ne var?''- Sadece iş gücü ucuz olduğu için iş yapabilen firmaların mutlaka gelecek için ciddi bir strateji, vizyon değişikliği yapması gerektiğini dile getiren Ali Babacan, şunları söyledi: ''Bugün milli gelirimiz kaba hesapla 10 bin dolar, 2023'te 25 bin dolar diyoruz. 2023'te 25 bin dolarlık milli geliri olan, gelir dağılımı gittikçe düzelen bir ülkede asgari ücretin ne olacağını siz hesaplayın. 2023 çok uzak değil, sayılı gün çabuk geçiyor. 2023'ün Türkiye'sindeki 2023'ün asgari ücretiyle hangi ülkelerle nasıl rekabet edebiliriz? Bunların hesabını bugünden yapmak gerekiyor. Bu hesabı yaptığımızda da Asya'dan gelen rekabetten şikayet etme yerine Avrupa için ciddi rekabet unsuru olmamız gerekiyor. Asya'dan korkacağımıza İtalya'nın, Fransa'nın, İngiltere'nin, Almanya'nın bizden korkmasını sağlayacak stratejiler izlememiz gerekiyor. Bu konuda büyük potansiyel var, iyi yetişmiş insan gücü olduktan sonra. İtalya sanayisinin yapıp bizim yapamadığımız ne var? Belki yüksek teknolojiler olabilir. Bu konuda ciddi kaynak ayırmaya başladık. Ne üretiliyorsa yüzde 80-90'ını biz üretiyoruz.'' Babacan, Alman sanayisinin ürettiğinin birçoğunun Türkiye'de yapılabildiğini vurgulayarak, kalite ve kapasite sorunu olabileceğini ancak ama biraz destek ve gayretle bunların çözülebileceğini bildirdi. Türkiye'nin geleceğinin ucuz iş gücü ve Asya rekabeti değil, daha kaliteli iş gücüyle Avrupa için iyi bir rakip haline gelebilmek olduğunu ifade eden Babacan, ''Onlar varsınlar haftada 30-35 saat çalışsınlar, biz daha çok çalışacağız. Bırakın onlar eski birikimlerinden yesinler, biz çalışacağız, kazanacağız, birikim yapacağız. Hedefimiz yönümüz o taraf. İş dünyamızın da daha yoğun bir şekilde korkmadan o yöne bakması ve Türkiye'nin, Türk iş dünyasının, sanayisinin Avrupa için daha da ciddi rakip olması gerekecek. Ve ekmek de o tarafta olacak önümüzdeki dönemde'' dedi. Bir Türk iş adamının, kadınının, Balkanlar'a, Orta Doğu'ya, Orta Asya'ya, Avrupa'nın herhangi bir ülkesine gittiğinde rahat iş yaptığını belirten Babacan, çok ciddi sıkıntılar yaşanmadığını, uyum sorunu fazla görülmediğini anlattı. -''Uluslararası kuruluşlar merkezlerini İstanbul'a açıyor''- Türkiye'de iş dünyası ve toplumun gittikçe dışa açık hale geldiğine dikkati çeken Babacan, uluslararası kuruluşların, merkezlerini Türkiye'ye, İstanbul'a açmaya başladığını söyledi. Bugün Microsoft firmasının, İstanbul ofisinden 50'nin üzerinde ülkedeki işlerini yürüttüğünü, Coca Cola'nın 93 ülkedeki işini İstanbul'dan yönettiğini vurgulayan Bakan Babacan, bu firmalara 'neden?' diye sorulduğunda, ''Bizim Türk çalışanlarımızı, Hindistan'a götürüyoruz, şahane iş çıkarıyorlar, Fas'a götürüyoruz işi koparıp geliyorlar'' yanıtının alındığını bildirdi. Başbakan Yardımcısı Babacan, Dünya Bankasının özel sektöre kredi veren kuruluşunun Washington dışındaki ilk ofisinin İstanbul'da açıldığını anlatarak, ''300 kişi çalışıyor. Orta Asya, Orta Doğu, Kuzey Afrika ile tüm Doğu Avrupa'ya ve Rusya'ya İstanbul ofisinden kredi veriyorlar. Türk iş dünyası olarak da bunun kıymetini bilmemiz lazım'' dedi. -Afrika'da 12'den 27 büyükelçiliğe...- Türkiye'nin özellikle diplomasi alanındaki attığı adımlarının çok önemli olduğunu vurgulayan Babacan, şunları kaydetti: ''2008 yılında Dışişleri Bakanlığım döneminde Afrika'da büyükelçilik sayımızı artırma kararı aldık. 34 ülke hedefledik. Sadece 12 büyükelçiliğimiz vardı. İş dünyasından görüşler aldık. 'Hangi ülkelerde yer almalıyız' diye sorduk. Bugün itibarıyla 27 ülkede büyükelçiliğimiz açıldı, gelecek yıl 34 ülke olacak. THY, İstanbul'dan 19 Afrika şehrine doğrudan uçuş yapıyor. Anlaşmalıları saymıyorum. En son Mogadişu'ya gittik. Bütün dünyada haber oldu. Hong Kong'daydım, gazetecinin ilk sorusu 'Somali'ye de mi uçmaya başladınız' oldu. Bunlar iş dünyamızın önünü açıyor. Büyükelçilik olması, THY'nin doğrudan uçuyor olması, iş dünyamızın önünü açan adımlar. Devlet, hükümetle iş dünyası el verdiği zaman, aynı heyecanla aynı hedefle hareket ederse Türkiye'nin başaramayacağı şey yok.'' -''Ben daha çok maaş vereceğim''- Babacan, Avrupa ülkelerinin krizle mücadelesini anlatırken şu görüşlere yer verdi: ''2009'da bütün Avrupa'daki ülkeler, 'Ben daha çok maaş vereceğim daha çok para dağıtacağım, böylece ekonomimiz büyüyecek' derken, biz, 'Devletin hesabı, kitabını sağlam tutalım, bütçemiz sağlam tutalım, devlete olan güveni sağlam tutalım' dedik. Fark ortaya çıktı. İspanya, İtalya, Portekiz, İrlanda, 'Biz krize çözüm bulduk' derken şu anda içine düştüğü durumu görüyorsunuz. Biz tam tersine Orta Vadeli Program'da, '2009'da borcumuzu daha da düşüreceğiz, bütçe açığımızı aşağılara indireceğiz' dedik ve ekonomik büyüme geldi. 2010 ile 2011'deki büyümeye devlet harcamalarının hiçbir katkısı yoktur. Büyüme tamamen özel sektör eliyle olmuştur.'' Konuşmaların ardından Babacan, Almira Otel'e termal su sağlayacak vananın açılışını yaptı. Programa, Bursa Valisi Şahabettin Harput, Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Meclis Başkanı İlhan Parseker ile sanayici ve iş adamları katıldı.
<< Önceki Haber Babacan'dan 2023 stratejisi Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER