"Engel bir hastalık değil, bireyin diğerlerinden farklı bir özelliğidir"


Zihinsel Özürlüler Federasyonu, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü basın açıklamasında Behçet Necatigil'in "Ya engelsizim ya da engel sizsiniz. Ya ümitsizsiniz. Ya da ümit sizsiniz. Ya çaresizsiniz. Ya da çare sizsiniz." dizelerine vurgu yaptı.

Birleşmiş Milletler'in 1992 yılında aldığı bir kararla 3 Aralık tarihinin Uluslararası Engelliler Günü olarak kabul edildiğine işaret edilen yazılı açıklamada, dünyanın en büyük azınlık grubu olan ve dünya nüfusunun yüzde 10'unu oluşturan engelli bireylerin topluma kazandırılması, insan haklarının tam ve eşit ölçüde sağlanabilmesi, bu konuda toplumsal 'Farkındalık' yaratılabilmesi açısından önemli bir fırsat olarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

Türkiye'de engelli birey oranının yaklaşık olarak yüzde 12 ve zihinsel engellilerin bu gruptaki yerinin de azımsanmayacak oranda olduğuna dikkat çeken Zihinsel Özürlüler Federasyonu yetkilileri de, "Engellilik, doğuştan olabildiği gibi iş kazaları, ev kazaları, trafik kazaları, savaşlar, terör olayları, hastalıklar, deprem ve benzeri yıkım olayları gibi birçok çevresel etmen ile sonradan da görülebilir. Öyleyse; engel bir hastalık değildir. Bireyin diğerlerinden farklı bir özelliğidir. Kişi kader kurbanı değildir. Bazı engeller bu bireyleri diğerlerinden farklı kılar. Bu farklılığın ve alışılmamış özelliklere sahip olmanın toplumdaki yansıması ayrımcılık olarak karşımıza çıkar. Ayrımcılık, hem engelli birey hem de bireyin ailesi için aşılması gereken en önemli engeldir. Yeti kaybı bireyi toplumdan uzaklaştırır. Toplumun da acıyan, dışlayan tutum ve davranışları engelli bireyin topluma eşit bireyler olarak katılımını önler. Sebep olduğu yeti kaybında zamanla bazı iyileşmeler görülse de engellilik, yaşam boyu devam eden, kalıcı, bireyin ve bakım verenlerin yaşam kalitesini düşüren, tıbbi bakım ve rehabilitasyon giderlerini artırarak olumsuz sosyo-ekonomik etkide bulunan bir durumdur." açıklamasını yaptı.

Zihinsel engelli bireylerin topluma kazandırılması yolundaki en önemli yardımcı üyelerin, aileler olduğuna vurgu yapılan açıklamada şunlar dile getirildi: "Engelli çocuklarına destek olabilmeleri için önce ailelerin psiko-sosyal, duygusal, ekonomik olarak desteklenmesi, bilgilendirilmesi ve geleceğe yönelik gereksinimlerinin karşılanması gereklidir. Bu nedenle, tıbbi tedaviye ek olarak eğitim, rehabilitasyon, bakım hizmetlerinin güçlendirilmesi çok önemlidir. Unutmamak gerekir ki, her insan ya da her insanın bir yakını, hayatının bir döneminde kalan yaşamını engelli olarak sürdürmek zorunda kalabilir. Bu açıdan bakıldığında engelli olmak senin, benim, hepimizin toplumsal yarasıdır. Bu yaranın olabildiğince zararsız hale getirilebilmesi için engelli bireylere acımak yerine, bilincimizi doğru bir şekilde oluşturmamız ve başkalarını da bilinçlendirmemiz en yararlı yol olacaktır."
CİHAN
<< Önceki Haber "Engel bir hastalık değil, bireyin diğerlerinden farklı... Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:  
ÖNE ÇIKAN HABERLER