[Fikret Kaplan] Hizmet İnsanları İçin Bir Başkadır Recep, Şaban ve Ramazan…

Rabbiniz buyurdu ki: “Bana dua edin ki size karşılık vereyim……Mü’min Suresi 60

SHABER3.COM

Fikret Kaplan - Samanyoluhaber.com

Nefsin temizliği, ruhun terbiyesi ve kalbin duruluğu için Recep, Şaban ve Ramazan… bir kere daha geliyor evimize, gönlümüze, ruhumuza ve aklımıza… 

Bu bereketli günler, kadrini, kıymetini bilenlere ayrı ayrı lezzetler ve ruhani zevkler sunar... Farklı tatlar, diller, şiveler ve havalarla hitap eder muhataplarına…

Ama Hizmet insanları için bir başkadır bu… Bambaşka!
Günleri, geceleri, saatleri ve dakikalarıyla farklı büyüler samimi gönülleri bu kutlu zaman dilimleri… Yalnız değildir onlar bu manevi seyahat yolculuğunda… 

Hal ve tavırlarının derinliği ve enginliğiyle Üç Ayları dolu dolu yaşarken diğer yandan masumlara, muhtaçlara ve arayışta olanlara el uzatır bu diğergam gönüller… 

Kişisel ibadetleri, evrad u ezkarları, okumaları yetmez onlara… İnsanlık yanıp tutuşurken, kül olup savrulurken onlar sadece kendi maneviyatlarını coşturmakla yetinmezler… 

Şahsi füyuzat hislerinden ziyade:
“Ben bu kutsî dava için dünyanın bütün lezzetlerini, zevk ve sefalarını, makam ve mevkilerini terk ettim. Gerekirse ahiret saadetimi de terke hazırım. Siz de hiç olmazsa dünyanızdan biraz fedakârlıkta bulunun.” diyen bir dava adamının fenerini tutarlar gönül dünyalarına… 

Hapishanelerde zulümle inleyen yüzbinlerin inlemeleri vardır onların gecesinde… Annesiz babasız kalan masum yavrucakların gözyaşları… Yardıma muhtaç yüzbinlerce ailenin muaveneti durur yüreklerinde… 

Allah’ın rızasını tahsile çalıştıkları yolda maddî-manevî füyûzat hislerinden fedakarlıkta bulundukları nisbette O’na (cc) daha yakın olacaklarının farkındadırlar.

Dünyayı terk derinliği, ahiret beklentilerini terk enginliği… bütün terkleri terk aşkınlığına ulaşma azminde olan Hakk erleri... Bu aşkınlıkla da bütün terk ettiklerinin ötesinde O’nu bulma niyetine kilitlenen Hizmet gönüllüleri…  

“Ruhbanun filleyl ve fursânun finnehâr” yolunun kahramanıdır onlar… Tevbe, İnâbe ve Evbe Kahramanları… 
Gecelerini ibadet ü tâatle… gündüzlerini insanlığa Hizmetle geçiren çarşının yiğitleri… 

Kendilerine geçmişteki günler hatırlatılıp:
‘O güzel günlerden artık eser kalmadı’ dendiği zaman onlar tam tersine yepyeni bir heyecanla iştirak ederler Recep Ayı’na… Yüce Allah’ın rağbet ettiği Regaib Kandili’ne… 

Başkaları kendi iç derinliklerine açılmak için çabalarken, onlar bütün bir insanlığı himmetleri yapmak için gayret gösterirler. Maziyi ve atiyi aynı anda tattıkları, yudumladıkları, kana kana içtikleri Halil İbrahim’in (as) bereketli sofrasında sevgi ve ümit doldururlar gönül kaplarına.

Başlarında güvercin varmış gibi edeple dinlerler Asr-ı Saadet’ten yükselen muhteşem sesleri… Canlanır yeniden gözlerinde mazideki o Hizmet günleri… 

Ümitsizliğe kapılmazlar… bedbinliğe düşmezler. Gecenin siyah zülüflerinde ter ü taze bir aşkla yarının muhteşem günlerini dilerler Ezel ve Ebed Sultanı’ndan…  

Dünyanın dört bir tarafından online iftarlara ve sahura uzanan sevgi halkalarına bağlanırlar. Yaşları ayrı, başları ayrı, yerleri ayrı... renkleri, dilleri ayrı hasbi sineler buluşurlar manevi ziyafet sofralarında. 

Kimisi Doğuda, kimisi Batıda, kimisi Güneyde, kimisi Kuzeyde… kimisi hapiste, zindanda.. kimisi gaybubette… kimisi hicret yolunda kimisi gurbet diyarında.. büyük manevi bir beraberlik kurulur. Kâinatın bütün kuvveti toplansa onları ayıramaz vifak ve ittifak atmosferinden. 

Dünyevi ölçüler açısından insanı dehşete düşürmesi beklenen devrin dehşetli şartları onları bu irtibattan koparamaz. İşkenceler, yokluklar, mağduriyetler onları vefasızlığa itmez. 

Hizmet insanlarının bu manevi buluşmalarında, Allah konuşulur, peygamber’den bahsedilir, yudum yudum kitap içilir… hak, hukuk, evrensel barış ve Hizmet ikram edilir. 

Katılaşmış, kurumuş gönülleri Hızır gibi yeşilliklere çevirir, canlandırır bu manevi atmosferler...
     
İnsanlığın huzur ve barışına baş koymuş bu yüce dimağların yüksek mefkureleri, yaşadıkları çağı düşünüp söylemeleri, sadelikleri, insani enginlikleri, vefaları, dostlarına bağlılıkları, iffetleri, tevazuları, mahviyetleri ve istiğnaları dillere destan olur Mirac’ta, Beraat’da ve Kadir Gecesi’nde… 

Bosna Hersek’te, Irak’ta, Kafkaslar’da, Filipinler’de, Uganda’da… hayatları pahasına da olsa insanlığa hizmet eden fedakar yiğitlerin sesi duyulur yeniden gecenin bereketli saatlerinde… 

Gençliklerinin en güzel yıllarını savaş ve mahrumiyet bölgelerine gömüp, Afrika’daki öğrencinin, Rusya’daki çocuğun başını okşayan hizmet erlerinin gönül hikayeleri yansır bir kere daha iftar sofralarına... Dünyayı sevgi etrafında buluşturacak olan o sevda tutkunu meyvelerin farklı renk ve sesteki Kur’an tilavetleri dinlenir ümitle…  

Nam-ı Celilî Muhammedi’nin (Aleyhissalatu Vesselam) güneşin doğup battığı her yere ulaştırıldığını görmek isteyen gaye-i hayal sahibi dostların sohbetine kulak verilir iftarda, sahurda… 

Samimi gönüllüler, tercih ettikleri bu mukaddes hizmetten dolayı asla pişman olmadıklarını bir kere daha haykırırlar zamanın bereketli saatlerine. Onlar, Kitap ve Sünnet çerçevesinde yapmaları gerekli olan şeyleri yaparlar. Ne dostun vefasızlığından ve hasedinden ne de kendilerine kin ve nefret duyan insanların cefasından sarsılmazlar:
 
“Biz Allah’ın emriyle, onun yolunda hareket etmeye vazifedarız. Cenâb-ı Hakk’ın vazifesine karışmayız. O (cc) ne dilerse onu yapar." derler. 

Hayatları boyunca tahakkümü, zilleti kabul etmeyen; haksızlığa katlanmayan, zulümden nefret eden; kimseye minnet borcu olmayan aşk u şevk insanları, kendileri ile aynı duyguda oldukları için dört bir yandaki gönüllerle buluşurlar Üç Ayların manevi ziyafet ikliminde… Bu kahramanlarla elif gibi dosdoğru olarak yollarına devam etmekte kararlıdırlar.      

Hadiseler istedikleri gibi cereyan etmese de, insanlar onları anlamasa da, bütün ızdırabları, inlemeleri ve gurbetleri yaşamak onlara düşse de İnsanlığın İftihar Tablosu’nun (sallallâhu aleyhi ve sellem): 

"Bedee'l-islamü ğarîben ve seyeûdu ğarîben kemâ bedee fe-tûbâ li'l-ğuraba ellezîne yuslihûne mâ efseden-nâs" / "İslâm garip olarak başladı (gariplerle temsil edildi) ve bir gün başladığı gibi yeniden bir gurbet dönemi yaşayacaktır. Herkesin bozgunculuk yaptığı dönemde, imar ve ıslah hamlelerini sürdüren gariplere müjdeler olsun!" (Müslim, İman/232; Tirmizî, İman/13) müjdesi yeter onlara… 

Hasılı, Mübarek Üç Aylar, insanlığa Hizmet sevdalıları için daha başka ve daha derin bir şekilde Allah’ın rızasını kazanma mevsimidir… Rızasının nerede yattığını bulma uğrunda canını ve malını ortaya dökme zamanı… O karlı ticareti tam yakalama vakti... 
Üç Aylar, bütün insanlığa hayır ve bereket getirsin… Rabbim, hoşnut olacağı ticaretler nasip etsin… Amin.
<< Önceki Haber [Fikret Kaplan] Hizmet İnsanları İçin Bir Başkadır... Sonraki Haber >>
ÖNE ÇIKAN HABERLER