TSK'ya akıllara zarar konferans

Ergenekon sanığı Erenerol'un Genelkurmay'da verdiği 'Misyonerlik' konulu konferansta akla zarar iddialar var.

TSK'ya <b>akıllara zarar konferans</b>

Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Sevgi Erenerol'un Ekim ve Kasım 2006'da Genelkurmay Karargâhı ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nda verdiği 'Misyonerlik Faaliyetleri' başlıklı konferansın CD'lerinde akla zarar iddialar var. Genelkurmay'ın 'gizli' damgası vurduğu iki konferansta Erenerol, üst rütbeli askerlere, bazen ağlayarak, misyonerlik dersi veriyor. İşte, Erenerol'dan bazı inciler: "Sivil toplum örgütleri casus ve yıkıcıdır. Naziler soykırımı, Yahudiler İsrail'de toplansın diye yaptı... Misyonerliğin amacı Anadolu'yu ele geçirmek... Anadolu'nun ilk Hıristiyanları Türklerdir... Ayasofya da Türk eseridir. İstanbul, ekümeniklik için 2010 Avrupa Kültür Başkenti ilan edildi..." Hrant Dink Davası'nın görüldüğü İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne geçen ocak ayında dilekçe veren müdahil avukatlar, Erenerol'un Türk Silahlı Kuvvetleri'ne (TSK) verdiği 'Türkiye'de Misyonerlik Faaliyetleri' konulu konferans CD'lerinin Genelkurmay'dan istenmesini talep etmişti. Dink ve Ergenekon davaları arasındaki olası bağlantılara ilişkin kuşkular üzerine mahkeme, bu talebi 26 Ocak'ta kabul etti. Ve TSK, 'gizli' kaydı olan iki CD'yi 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde gönderdi. Mahkeme 20 Nisan'da CD'leri çözümünün yapılması için Emniyet'e yolladı. İki CD'den ilki 4 Ekim 2006'da Genelkurmay Karagâhı'nda yapılan konferansa ait ve 44 dakika sürüyor. İkinci CD ise 20 Kasım 2006'da Hava Kuvvetleri'nde yapılan konferansı içeriyor. O da bir saat 14 dakika sürüyor. Genelkurmay'daki toplantının açış konuşmasını yapan Yarbay S.Ö. yapıyor. S.Ö. konferansın 'Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı'na bağlı (ATESE) Stratejik Araştırmalar Merkezi'nin (SAREM) 2006 yılı planlı faaliyetlerinden biri' olduğunu belirtiyor. Hava Kuvvetleri'ndeki konferansta dönemin Harekât Başkanı Tümgeneral Şirin Ünal'ın da aralarında bulunduğu rütbeliler dinleyici koltuklarını dolduruyor. Açı konuşmasını yapan Bilgi Destek Subayı Yüzbaşı Ö., konferansı 'Bilgilendirme ve bilinçlendirme faaliyetleri kapsamında Harekât Başkanlığı koordinatörlüğünde icra edilen ve 2006-2007 konferansları serisinin ilki' diye niteliyor. Her iki sunuştan sonra Erenerol'un özgeçmişi okunuyor. Erenerol için "15 yıldır serbest araştırmacı olarak misyonerlik faaliyetleriyle ilgili çeşitli araştırmalar yapmaktadır" deniliyor. Erenerol'un, iki konferansta da metne sadık kalıp TSK'yi 'bilgilendirdiği' konuşmasından kimi bölümler şöyle: Sivil toplum casustur: Saldırıların birçok boyutu var. Bunlardan birisi de hakiki adı 'Non-Governmental Organisation' olan, Türkçe'ye çevrildiğinde 'Hükümet Dışı Kuruluşlar 'denilmesi gerekirken, sivil toplum örgütleri diye tanıtılan, her türlü etnik ve dinsel farklılıkları kaşıyan, casusluk ve yıkıcı faaliyetlerin oluşturduğu kuruluşlardır. Kökleri yurtdışındadır. İnsan hakları ve demokrasi adı altında zehirli faaliyetlerini ülkemizde sürdürmektedirler. BM Yahudi eseri: Bu zihniyetin hedefi dünya hâkimiyetidir. Küreselleşme, bunun kod adıdır. Yahudi felsefeci Filo de Vitomozizes şöyle demiştir: 'Bütün dünya milletlerini Yahudi şeriatı altında birleştirecek bir devlet kurulacak ve her millet, geleneğini terk edecek ve yalnızca Yahudi şeriatına bağlı olacaktır.' Birleşmiş Milletler (BM), Dünya Bankası, IMF, Dünya Ticaret Örgütü ve UNESCO hep bunların eseridir. Tek amaçları toprak: Misyonerlik her ne kadar bir din değiştirme olarak biliniyorsa da siyaset satrancının bir piyonudur. Tek amaç din adına bu toprakların ele geçirilmesidir. Soykırım İsrail içindi: 18. yüzyılda New York'ta Ciddi İncil İnceleyicileri adlı birçok tarikat ortaya çıktı. Bunlardan Evanjelistler, Mormonlar, Yehova Şahitleri insanlara 'Tanrı seni seçti', yani bu seçilmişlik kavramını ortaya atmışlardır. Mesih inanışı Yahudilikten Hristiyanlığa aktarılmıştır. Bu tarikatlar Yahudi hâkimiyetini perçinleştirmek ve Allah buyruğu olduğuna insanları inandırmayı istemektedirler. İsrail devletinin kurulması gerektiğini iddia etmişlerdi ve devlet kurmuştur. 'Bütün Yahudiler bu devletin sınırları içine girmelidir' demişlerdir. Nitekim Nazi Almanyası'nda yapılan bu amaçlaydı. Ayasofya, Türk işi: Türkler 1000 yıldır Anadolu'da' denilmesi Batı'nın 'Sizler işgalcisiniz bu topraklar bize aittir' söylemine haklı çıkaracak bir tarzdır. Atatürk Anadolu'nun 7 bin yıllık Türk yurdu olduğundan bahseder. Anadolu'nun ilk sakinlerinin Türkler olduğu daha sonra ortaya konmuştur. En önemli kaynak, Kazım Mirşan'dır. 'Erken Türklerin Anadolu Yazıtları' adlı eseri Türk varlığının Anadolu'da 10 bin yıl önceye dayandığını gösterir. Hıristiyanlığı kabul edenler Anadolu'daki Türklerdir. İstanbul ve Trabzon Ayasofyası'nda duvarlarda bulunan eski yazıların da erken Türkçe olduklarını, fakat restorasyanlarla daha sonra Yunanca harflerin eklendiğini görmekteyiz. Ekümenik Başkent: Avrupa Birliği Konseyi İstanbul'u 2010 Avrupa Kültür Merkezi ilan etti. Avrupa Birliği'ne girmek için her attığımız adımda bir kusur bulan AB, ne hikmetse büyük bir keşmekeş halinde olan İstanbul'u Dünya Kültür Merkezi olarak kabullenebildi. İşte bu da bu ekümeniklik meselesinin bir parçasıdır. Bu yüzden son yıllarda Bizans görünümlü bir tarihi yapılanma başlatıldı. Restorasyonlar hızla sürdürülmektedir. Bu şekilde devletin parçalanma süreci de başlatılacaktır. İstabulu ayrı, özel bir İstanbul devleti olarak yapılandırmaya gitmektedirler." Vicdani ret misyoner işi: Dün gizlice çalışan misyonerler bugün rahatça milletimizi zehirlemektedirler. Türkiye'de yeni bir Protestan nüfus oluşturmaktadırlar. Bunun yolu, 12 Eylül sonrası Özal döneminde açılmıştır. Özellikle 163. maddenin (din propagandasını yasaklayan madde) kaldırılması misyonerliğin önündeki yasal engelleri kaldırmıştır. Yasal boşluklar sayesinde Türkiye'nin her bir tarafında cirit atar hale gelmişlerdir. Nedir vicdani retçiler? Bunlar Yehova Şahitleri tarafından topluma aşılanan zihniyettir." Hattı müdafa yoktur: Bu faaliyetlerin amacı sadece vatan topraklarının ele geçirilmesidir (Ağlıyor ve ağlayarak devam ediyor) Dolayısıyla saldırı topyekün, her an ve her yerdedir. Atatürk'ün zamanında vermiş olduğu emir bugün de geçerlidir. Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. (Radikal)
<< Önceki Haber TSK'ya akıllara zarar konferans Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER