Yayıncılıkta yeni dönem başlıyor

Meclis tarafınan kabul edilen ve Cumhurbaşkanı'nın onayına sunulan yasa ile neler değişecek?

Yayıncılıkta yeni dönem başlıyor

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Prof. Dr. Davut Dursun, TBMM'de kabul edilen ''RTÜK Yasası'' ile frekans üzerinden para kazanma döneminin bittiğini belirterek, ''Artık yayıncıların, kamusal mal olan ve belli bir süre kendilerine kullanma yetkisi verilen frekansları başka kişiye devretme yetkisi sona eriyor'' dedi. Prof. Dr. Dursun, 15 Şubatta TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaşan ve Cumhurbaşkanının onayından sonra Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmesi beklenen ''Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'' ile ilgili olarak, AA muhabirinin sorularını yanıtladı. Yasanın birçok önemli noktası bulunduğunu ifade eden Dursun, yayıncılar açısından bakıldığında en önemli konulardan birinin frekansların tahsisine ilişkin yeni düzenleme olduğunu söyledi. Türkiye'de şimdiye kadar yayıncılara karasal frekansların tahsis edilemediğini, bunların fiili durum sonucu kullanıldığını ve frekans kullanımında çok ciddi sıkıntının, kaosun yaşandığını belirten Dursun, ''Yayıncılar açısından bu çok önemli bir sorundu. Kanunumuzun getirdiği düzenlemeyle bu sıkıntı aşılacak'' diye konuştu. Yayıncıların fiilen kullandıkları frekansları bir değerle başka birine devretme hakkına sahip olduklarını ifade eden Dursun, şöyle devam etti: ''Yani kendi yayın kuruluşlarındaki teknik donanımı, istasyonu, vericileri bir başka kişiye devredebildikleri gibi, kamusal imkan olan frekansı da devredebiliyorlardı. Yeni yasayla frekans üzerinden para kazanma dönemi bitti. Artık yayıncıların, kamusal mal olan ve belli bir süre kedilerine kullanma yetkisi verilen frekansları başka kişiye devretme yetkisi sona eriyor. Eğer bu frekanstan yayın yapmayacaklarsa, frekansı sahibi olan devlete iade etmeleri gerekiyor. Bunu ancak RTÜK bir başka kişiye devredebilecek.'' Düzenlemenin frekans üzerinde ticaret yapılmasının önüne geçeceğini anlatan Dursun, ''Bazıları şöyle düşünüyordu, cebinde parası olanlar, ihaleye girer, devletin frekansını alır, elinde birkaç frekans bulundurur, sonra uygun zamanda başkalarına yüksek fiyata satar. İstismar konusu olabileceği şeklinde eleştiriler vardı, biz bunu düzelttik'' dedi. ''HABERLER KLİBE DÖNÜŞMEYECEK'' Yasayla Avrupa Birliği mevzuatına tam uyum sağlandığını, mevcut yayın ilkelerinin yenilendiğini, bazılarının yeni kavramlarla daha anlaşılır, basit ve etkili hale getirildiğini, ayrıca yeni ilkelerinin ilave edildiğini belirten Dursun, şöyle konuştu: ''Bunlardan biri, yayıncıların sorumluluğu olarak, haberlerde doğal efektin dışında ses veya görüntü efektlerinin kullanılmaması. Çünkü bu efektlerin kullanılması, haberi bir tür dramaya, klibe dönüştürüyor. Haber, haber olma özelliğini kaybediyor. Artık haberlerde, doğal efektin dışında ses veya görüntü efekti kullanılamayacak. Bu efektlerin kullanılması, haberi bir tür dramaya, klibe dönüştürüyor. Dizilerde zaten bu tür şeyler yapılıyor, haber, haber olarak verilmeli. Bir diğeri ise normal programlar ile reklamlar arasında çok ciddi ses farkı ortaya çıkıyor. Bu, izleyicileri rahatsız ediyor. İzleyici program devam ederken sese alışıyor, reklama girildiğinde ise ses patlamasıyla karşılaşıyordu. Bunu önlemek için bir hüküm getirdik. Artık reklamlara geçişte ses patlaması olmayacak, hem aile huzurumuz hem de uzaktan kumandalarımız bozulmayacak.'' Çocukların beslenmesini olumsuz etkileyecek, obeziteye yol açabilecek türdeki yiyeceklerin reklamına ve özendirilmemesine yönelik ilkeler de getirildiğini ifade eden Dursun, yasanın ayrıca toplumsal cinsiyet, ırk, din, dil ayrımı konusunda daha çağdaş düzenlemeler içerdiğini bildirdi. Mevcut yasada haber bülteni, haber programları ve güncel programları sunanların reklamlarda görev alamayacakları yönünde düzenleme olduğunu dile getiren Dursun, ''Yeni yasada güncel programları sunanları bu kapsamdan çıkarıp, diğerlerini muhafaza ettik. Yine mevcut yasada haberler, haber programları ve güncel programlarda sponsor alınamayacağına yönelik düzenleme var. Güncel programları, buradan da çıkardık. Daha uygulanabilir bir sistemi benimsemiş olduk'' diye konuştu. ''ÜRÜN YERLEŞTİRMEYLE DİZİLER EKONOMİYE KATKI SAĞLAYACAK'' Reklam süreleri konusunda mevcut yasa ile yeni yasanın farklı düzenleme içermediğini belirten Dursun, şunları kaydetti: ''Reklam süreleri, uluslararası sözleşmelerle belirlenmiş ve yayının yüzde 20'sini geçemeyeceği şeklinde düzenlenmiştir. Dolayısıyla biz bu düzenlemeye uyuyoruz. Ancak, uygulamada bir takım ekstra hususlarla yüzde 20, biraz daha aşındırılıyordu. Yeni uygulamayla aşındırmaları önlemek istiyoruz. Dolayısıyla bu süre korunuyor, buna ek olarak reklamlar konusunda, AB ülkelerinde de uygulanan 'ürün yerleştirme' diye yeni bir sistem getiriliyor. Belli tür programlarda, eğlence ve spor programlarında, dizi ve sinema filmlerinde ürün yerleştirme serbest bırakılıyor.'' Prof. Dr. Dursun, ''Türkiye'de, içeriğindeki tartışmaları bir tarafa bırakırsak çok kaliteli diziler yapılıyor. Türk dizileri, artık komşu ülkelere, Balkan ve Orta Doğu ülkelerine de pazarlanıyor. Ürün yerleştirmenin serbest bırakılmasıyla, özellikle ihracat konusu olan diziler Türk ekonomisine artı katkı da sağlayacak'' diye konuştu. Yasanın yürürlüğe girmesinin ardından sektörde tanıtılmasıyla ilgili çalışmalar da yapacaklarını bildiren Dursun, ''Personelimiz için yasa, yasanın getirdiği sistematik ve standartlar konusunda eğitim planı hazırlıyoruz. Ayrıca yayıncılarla bir araya gelerek, yasanın hem kendilerine yönelik düzenlemelerini hem de yayın ilkelerini anlatacağız'' dedi.
<< Önceki Haber Yayıncılıkta yeni dönem başlıyor Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER