İhlastan İçtihada

Samanyoluhaber.com Hüseyin Odabaşı'nın yazısı

SHABER3.COM

HÜSEYİN ODABAŞI

İçtihat Risalesi dinin veya dinin bir grubun yaşayabilmesi için gerekli olan hakikatlerden bahseder. Dini yaşamın reçetesi gibidir. Çünkü dinin bütün şart ve zamanlara uyum sağlaması ve hatta o şart ve zamanı kendi lehine çevirebilmesinin formülleri “içtihat” gerçeğinde saklıdır.  

Şu satırları lütfen can kulağı ile dinleyelim: “Bir su muhtelif mizaçları hastalara göre nasıl beş hüküm alır... Şöyle ki: Birisine hastalığın mizacına göre su, ilaçtır; tıbben vaciptir. Diğer birisine az zarar verir; tıbben ona mekruhtur. Diğer birisine zararsız menfaat verir; tıbben ona sünnettir... İşte hak burada taaddüt etti. Beşi de haktır. Sen diyebilir misin ki: “Su yalnız ilaçtır, yalnız vaciptir, başka hükmü yoktur.”

İşte bunun gibi ahkam-ı ilahiye –mezheplere, hikmet-i ilahiyenin sevkiyle ittiba edenlere -göre değişir; hem hak olarak değişir ve her birisi de hak olur, maslahat olur.” (İçtihat Risalesi)

Bu vardığımız kanaat Türkiye'de ve kısman de dünyada baskı ve zulümlere maruz kalıp yok edilmek istenen Hizmet hareketi için de geçerlidir. Bu risalede anlatılanlarda Hizmet Hareketinin modern dünyada varlığını devam ettirerek geleceğe yürümesinin doneleri, düsturları saklıdır. 

İçtihat Risalesi İmam Şafi’nin usul-i fıkhı(er- Risale) gibi bu Hizmetin dini ve İslami bir yol tutup özünü çağın hastalıklarına karşı koruyarak geleceğe yürümesini mümkün kılar.  Usul- u fıkıh gibi İçtihat Risalesi de Hizmettin Anayasasıdır desek mübalağa olmaz. Gelenek veya yenilikçiliğin neresinde olmalıyız. Veya ne kadar gelenekçi ne kadar yenilikçi olmalıyız. Tüm bunların ölçüsünü İçtihat risalesinde görebiliriz. Evet öyle bir yenilikçilik olmalı ki başkalaşma ve değişme anlamına gelmesin. Öyle bir gelenekçi olmalıyız ki donma ve taassup anlamına da gelmesin. İşte kimliğimizi bozmadan geleceğe yürüyebilmenin formülü buradadır.
Üstadımız alem i İslam için mevsim tespitinde bulunur. Çünkü “Evet nasıl mevsimlerin değişmesiyle elbiseler değişir, mizaçlara göre ilaçlar tebeddüle eder; öyle de asırlara göre şeriatler değişir, milletlerin istidadına göre ahkam tahavvül eder. Çünkü ahkam-ı şer’iyyenin teferruat kısmı, ahval-ı beşeriyeye bakar.” (İçtihat Risalesi) 
 
Laakal iki haftada bir okunması bizden istenen İhlas Risalesi düsturlarıyla beraber içimizi, ruhumuzu, mahiyetimizi tanzim eden bir kurallar bütünüdür. İçtihat risalesi de dışımızı, bedenimizi çağa zamana yani dünyaya uymamızı bütünleşmemizi temin eden usuller ve esaslar manzumesidir. Yani İhlas Risalesi ile İçtihat Risalesi bir vahidin iki yüzünden ibarettir. Tabiri caiz se bir arabanın bir kendi ile alakalı meseleleri vardır bir de yola tabiat şartlarına karşı durumu pozisyonu vardır. Azami ihlas önemlidir fakat çevre şartları hesap edilmediğinde 40 km'lik hız limiti olan bir yere 100'le girmek arabanın mahiyetinin de iç yapısının da dağılmasına sebep olur, bozar.

İhlas risalesi daha ziyade bireysel mükellefiyetleri içerir. İçtihat risalesi artık bir cemiyet veya cemaat olmuş hayat sahasında varlık gösteren topluluklara yol gösterir.
Her şeyin bir içi ve dışı vardır. İçi özdür ama dışındaki kabuk sağlam olursa öz korunabilir. Ve dış kabuk dışardaki şartların sertliği ve çetinliğine göre şekillenir, oluşur.     

Mekke ve Medine üzerinden İçtihat Risalesini anlayacak olursak; Mekke dönemi özün ihlasın teşekkül ettiği dönemi, Medine de bünyesi sağlam sosyal yapının vücut bulduğu devreyi içtihat risalesinin konusu olarak temsil eder. 

Fakat bu risalede Üstadımız içtihadın durduğunu söyler. Altı gerekçe sayar üstelik. Çünkü Mekke devri gibi iman ve ihlas ve samimiyetin mayalanması gereken bir dönemi yaşıyoruz. Yıkılan bir binanın koltuk takımı veya duvarları değil temelinin nasıl atılacağı önemlidir.   

Üstadımıza göre bidat ve felsefi tuğyanların arttığı günümüzde içtihatlara gerek yoktur. Dinin ibadet veya asıllarının ihyaya çalışılmamız daha önemlidir. İçtihat noktasında da selef-i salihinin içtihatlarıyla iktifa etmek yeterlidir. Fakat, geçici de olsa içtihada ihtiyaç kalmadığını söylemek de büyük bir içtihattır.  Havanın soğuduğunu mevsimin kışa doğru kaydığını anlar veya kabul ederseniz ona göre dışarda ekip biçmenin anlamsız olduğunu idrak eder ve evinizde ısınmak için hazırlık yaparak kendinize uygun kıyafetler seçerseniz. 

Zira hangi mevsimi yaşadığımızı anlamak hayatımızda iğneden ipliğe her şeyde doğru değişiklik yapmanın ön şartıdır. Kış soğukları başladığı halde yazın etkisinden kurtulamayan bir adam gerekli hazırlığı yapma lüzumunu idrak edemediğinden gelecek günlerde ailesiyle beraber helak olur.

 Dolaysıyla üstadımız bu içtihat risalesinde ailem -i İslam için mevsimin kış olduğu tespitinde bulunur ve alınması gereken önlemlerden bahseder (İçtihat Risalesi, Birincisi). Alınması gereken en büyük önlem evimize dönmek, dinin zaruret kısmına eğilmek ve imanı meseleleri gönüllerde yeniden yer etmesini temin etmektir. 

Evet Üstadınki içtihadı durduran bir içtihattır. Mekke devrinin kışını karını mağduriyet ve mazlumiyetini yaşıyoruz. İçtihat, toplumlarla bütünleşip, dışarıya çıktığımızda, bahar geldiğinde, günler Medine’ ye evrilmeye başladığında lazım ve zaruridir. 

Ya şimdi kış ve bahar arası gidip gelmedeyiz. Selef-i salihinin içtihatları bile bazan boyumuzu aşıyor. Sebep, onlar kadar hayatın içinde değiliz. Biz hayatın içindeyiz de Müslümanlığımızla değil. Sosyal ve beşerî hayatın içinde bir şey ifade etmeye başladıkça tabi ki içtihat da zaruret olarak kapımızı çalacaktır. 

Ama şimdilerde tekleyen baharın ovaları obaları, dağları taşları sarması ve yayılması için dua ediyoruz. Bunun için ihlas diyoruz, kardeşlik prensiplerine dört elle sarılıyoruz, sarılmalıyız. 
İçtihat kapısının dibinde açılmasını ihlasla bekliyoruz. Aralandığını görüyoruz.
Allah büyüktür. 

<< Önceki Haber İhlastan İçtihada Sonraki Haber >>
ÖNE ÇIKAN HABERLER