Moskova’nın Türkiye formülü ne kadar gerçekçi?

Samanyoluhaber.com yazarı Arif Asalıoğlu, Putin'in Avrupa'ya doğalgaz satabilmek için Erdoğan'a teklif ettiği formülü yorumladı

SHABER3.COM

ARİF ASALIOĞLU

Rusya yönetimi, Kuzey Akım boru hattının tıkanması sonrası, AB pazarı için Türkiye merkezli gaz tedarik santrali ve bunun için yeni hatlar oluşturmak istiyor. Bu öneri Ankara'yı bölgesel ve küresel siyasi gelişmelerle karşı karşıya getirecek. Türkiye’de, bahsedilen hacimde, enerji dağıtım merkezi oluşturulması, Ankara’nın çoklu kombinasyonlarını, sorun yaşadığı Yunanistan, Ermenistan ve Orta Doğu ülkeleriyle değiştirmesini gerektiriyor. Ve hatta AB ülkeleri ve ABD ile ilişkilerinde yeni refleksleri doğuracak gibi gözüküyor.

Ukrayna savaşı nedeniyle Batı’nın Rusya’ya yaptırımları artarak devam ediyor. Rusya’nın ürettiği doğal gaza ihtiyacı olan Avrupa enerji krizinin bir şekilde çözülmesini de istiyor. Farklı önlemlerin tartışıldığı bir dönemde Putin'in teklifi krize bir alternatif oluşturdu. Hem Moskova Enerji Formu’nda hem de Astana’da bu teklifin dillendirilmesi Putin’in kendi kurmayları ile konuyu çalıştığı anlaşılıyor. Türkiye enerji bakanı bile daha Moskova’daki enerji formunda ilk kez duyana kadar bu konuda bilgisi yoktu.

Türkiye bu jeopolitik gerçekliği inşa etmeye hazır mı?

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kazakistan dönüşü gazetecilere verdiği cevapta Türkiye tarafı olarak bu konuda hemen çalışmaya başladıklarını gün kaybedecek vaktin olmadığını ifade etti. Erdoğan, ‘’Böyle bir dağıtım merkezi için tabii ki Trakya en önemli yer olarak görülüyor. Biz başta Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımıza ve Rusya tarafında ilgili kuruma müşterek bir çalışma yapmaları talimatını Sayın Putin ile birlikte verdik. Orada bu çalışmayı yapacaklar. En uygun yer neresiyse bu dağıtım merkezini orada inşallah kurmuş olacağız. Bizim ulusal anlamda bir dağıtım merkezimiz var ama tabii şimdi bu uluslararası bir dağıtım merkezi olacak. Bu konuyla ilgili Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız ile Rusya tarafı çalışmayı yapıp bize sunacaklar ve ondan sonra da adımı atmış olacağız. Burada bekleme diye bir şey yok. Kararı bugün hemen süratle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımıza verdik. Aynı şekilde aynı anda Rusya'dan Miller de bu toplantıdaydı, o da talimatı aldı. Şimdi arkadaşlarımız birbirleriyle görüşmek suretiyle çalışmaya başlayacaklar.’’ açıklamasını yaptı.

Ancak Türkiye mevcut iç siyasi ve ekonomik daralmışlığında ve ayrıca komşu ülkeleriyle ilişkilerinde sorunlar yaşarken bu tip hacimli jeopolitik gerçekliği inşa etmeye hazır mı?

Erdoğan açıklamasında, ‘’Böyle bir dağıtım merkezi için Trakya en önemli yer olarak görülüyor’’ diyor. AB ülkelerine gaz akıtımı açısında Trakya en mantıklı yer. Avrupa'nın tamamına, yani Avrupa'nın hem güney hem orta hem kuzey koridorunun tamamına buradan gaz verilebilir. Avrupa'nın mevcut hatlarına entegre mümkün. Bulgaristan, Yunanistan, İtalya gibi Rus gazını almak isteyenlere rahatlıkla yönlendirmek mümkün. TANAP'tan bu yöne giden gaz var zaten. Ukrayna krizi sonrası Rusya'dan gaz kullanan ülkelerin tekrar ikna edilmeleri durumunda tamamı otomatikman bu merkezin müşterisi olmuş olabilirler. TANAP hattı ve Tekirdağ'ın Marmaraereğlisi ilçesinde bulunan doğal gaz kombine santrali gibi lokal olarak çalışan hatlar var. Ancak behsedilen gaz merkezi için var olan tesisler kaldırmaz. Yüksek basınçlara dayanıklı, daha geniş boru hacimli, depolama rezevleri olan tesisler kurulmalı. 

Normal vaktinde, Rusya'nın toplam Avrupa'ya gaz sevkiyatı 155 milyar metreküp. Bunun 10 milyar metreküpü Türk Akım'dan geliyor. Kapasitesi ise 16 milyar metreküp. Yani düşünülen yeni merkez 100 milyar metreküpün üzerinde bir ihtiyaca cevap verecek. Kuzey Akım 1-2 kapanınca 100 milyar metreküpün üzerinde gaz sağlanması lazım. Hızlı şekilde yeni hatlar kurulmaya başlanmalı. Belki ilk aşamada Türk Akım'ın kapasitesinin artırılması yapılacaktır. İkinci aşamada ise yeni hatların inşası başlanabilir.

Örnek olması açısından iki hatlı (en başta 4 hat planlanmıştı) ve toplamda 32 milyar metreküp hacimli Türk Akımı projesi, Türkiye'ye yaptığı bir devlet ziyareti sırasında, 1 Aralık 2014 tarihinde yine Putin tarafından teklif edildi. 10 Ekim 2016 tarihinde imzalanan hükümetlerarası anlaşma ile resmiyet kazandı ve 8 Ocak 2020'de inşası bitirilerek resmi açılışı yapıldı. Yani Türkiye üzerinde sonlanan bir proje 5-6 yıl sürdü ve yaklaşık 9 milyar dolar maliyeti çıktı. Kuzey Akım 1 ve Kuzey Akım 2 yerini alabilecek bir projenin inşası ise hem daha uzun sürecek hem de daha maliyetli olacak. Mersin Akkuyu Nükleer Santrali'nin anlaşma ve inşa aşamalrında yaşananları düşünürsek Ankara ve Moskova bu gaz santrali maliyeti konusunda nasıl sonuca varırlar önemli bir konu.

Bir bütün olarak Putin’in bu "gaz manevrası" ilk planda Erdoğan’ı iç politikada rahatlattığı gibi hayata geçirilmesi halinde Türkiye hem ekonomide hem de siyasette Ortadoğu, Asya ve Avrupa'nın en önemli devletlerinden biri haline gelebilecek. Trakya’dan bu gazın tüm AB ülkelerine dağıtılması Almanya'nın yerini alabilmenin yanı sıra, daha önce Avrupa’nın, Türkiye'de bir enerji merkezi oluşturma fikrini realize edecek. Yalnızca Doğu Akdeniz'deki ve Azerbaycan üzerinden Hazar Denizi'ndeki gaz sahalarına erişimi de değil Kuzey hattının yani Rusya’nın gazını da buraya kanalize edecek. Yine Ankara’nın dış ilişkilerindeki performansına bağlı olarak, ayrıca Ortadoğu, Irak ve İsrail'de gaz coğrafyasını genişletmeye yatırım yapmaya hazır olduğunu açıklayabilecek.

Aslında Ankara, Moskova ile uzun vadeli enerji bağlantısını sağlamakla kalmayıp aynı zamanda Kuzey-Güney ve Doğu-Batı akışlarının düzenleyicisi haline gelen “gaz hamlesine” katılmak için bir pas aldığının farkında. Ama tekrar vurgularsak Ankara’nın çoklu kombinasyonlarını, sorun yaşadığı Yunanistan, Ermenistan ve Orta Doğu ülkeleriyle değiştirmesini gerektiriyor. Ve hatta AB ülkeleri ve ABD ile ilişkilerinde yeni refleksleri doğuracak gibi gözüküyor. Pratikte Türkiye’nin, Atina ile olan ihtilaf nedeniyle kullanılmayan iki gaz boru hattı üzerinden Yunanistan ve Bulgaristan'a gaz akışını organize edemiyor.

Batı ikna olur mu?

Ankara’nın mevcut dış ilişkileri anlayışı bu şekilde devam ederse ve Rusya-Ukrayna savaşı anlaşma çizgisine girmezse ABD ve Avrupa, Türkiye üzerinden Rus gazını almayı kabul edecek mi? Yakın zaman içerisinde Erdoğan iç politikada reflex değiştirmezse, insan hakları, yargı ve basın özgürlüğü gibi temel değerlerde normal akışa meyletmezse başta ABD olmak üzere AB’nin Ankara ile Moskova arasında daha da büyük bir stratejik yakınlaşmaya izin verecekleri pek olası gözükmüyor. Zaten gaz tedariki konusunda uzun vadeli olmasada, AB ülkeleri belli seviyede alternaf kaynaklar buldu bile. Batı’nın da bazı prensiplerle siyasi ve jeopolitik angajmanlarının olduğunu biliyoruz.

Ayrıca vurgulamak gerekiyor ki burada Moskova’nın akıllıca bir siyasi hamlesi var. Moskova elbette Batı’nın ikna edilemezse riskini görüyor ve anlıyor. Ancak teklifini Ankara'ya sunarak kendisini sadece belirli bir tercihin önüne koymakla kalmıyor, aynı zamanda Türkiye'yi Rusya karşıtı yaptırımlar karşısında AB ile doğrudan ortaklığa teşvik ediyor. Ankara yönetimi ise şimdiden buna hazır.
<< Önceki Haber Moskova’nın Türkiye formülü ne kadar gerçekçi? Sonraki Haber >>
ÖNE ÇIKAN HABERLER