[Murat Çetin] Din bezirganları

Samanyoluhaber.com yazarı Murat Çetin Erdoğan'ın muhalefete yüklenme stratejizini analiz etti.

SHABER3.COM

MURAT ÇETİN 

Meşhur bir hikayedir bilirsiniz, oradan başlayalım; 
“Bir gün Hz. Ali’nin taraftarlarının yoğun olduğu Kufe’den, bir Arap, devesiyle Şam’a gelmiş. Şam sokaklarında dolaşırken biri ona yanaşmış:
– Ver o dişi deveyi bana! demiş. Tartışma büyümüş, Kufe’den gelen adam, “Bu deve benimdir, üstelik dişi değil, erkektir” diye itiraz etmişse de anlaşamamışlar. Konu Muaviye’ye yansımış.
Halk meydanda toplanmış… Muaviye, Kufe’den gelenle Şam’da deveye sahip çıkan yerliyi dinledikten sonra, kararını açıklamış:
– Bu dişi deve Şamlınındır!
Sonra toplananlara dönmüş ve sormuş:
– Ey cemaat, bu dişi deve kimindir?
Cemaat hep birlikte bağırmış:
– Şamlınındır!
Kufeli şaşkın bir vaziyette devesinin ardından bakakalırken, Muaviye onu yanına çağırmış:
– Ey Kufeli, dinle! Sen de ben de biliyoruz ki, bu deve senindir ve dişi değil, erkektir. Ama sen Kufe’ye dönünce gördüklerini Ali’ye anlat ve de ki: “Ey Ali, Muaviye’nin, dişi deveyi erkekten ayırt edemeyen, o ne derse evet diyen 10 bin adamı var! Ayağını denk al!”
Son dönemde bu hikayeyi çeşitli ortamlarda ya dinlediniz ya da okudunuz. Hikayenin bu kadar yayılmasına neden olan hadisenin seccade olayı olduğunu biliyorsunuz. Herkese malum olduğu için olayı anlatmıyorum. Ancak anlatılması gereken şey AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın yine din üzerinden siyaset yapma perdesini indirmesidir. 2002’den bu yana ne zaman sıkışsa dini kullandı Erdoğan. Ve maalesef hikayede olduğu gibi buna inanan bir kitlenin oluşmasına da neden oldu. 

SP eski lideri Mustafa Kamalak’tan dinlemiştim. AKP’nin neden olduğu ekonomik, siyasi ve kültürel tahribatı konuşurken sayın Kamalak acı acı gülümsedi ve aynen şunları söyledi: “Ekonomi düzeltilir, siyaset rayına girer, kültürel boşluk giderilir. Ama gelin görün ki AKP’nin en büyük hasarı din üzerine oldu. İtikadı kaybolan bir toplum oluşturdular.” Ne kadar haklı. AKP iktidarından bu yana din o kadar ayaklar altına alındı ki, artık şekli olanlar öne çıkmaya başladı. Ramazan ayındayız, Allah aşkına gidin camilere kaç safla teravih namazlarını kılınıyor. En kalabalık veya değer atfettiğimiz Eyüp Sultan, Fatih, Süleymaniye ve Sultanahmet Camilerine gidiniz kaç kişi ile teravih namazı kılınıyor? 15 milyonluk bir şehirden bahsediyoruz, inanın Anadolu’nun da İstanbul’dan farkı yok. İnsanları dinden soğutan bir iktidar var karşımızda ve işte Ramazan manzaraları da bunun en büyük şahidi. 

Hikayeye dönecek olursak, aynen Muaviye’ye inanan katıksız kalabalıklar gibi Türkiye’de de Erdoğan’a salt inanan bir zümre var. Zira daha önce de yazdığım gibi AKP seçmeni, Türkiye’deki İslamcı hareketin üzerine inşa edildi. Milli Görüş geleneğinin 40 yılda oluşturduğu İslamcı seçmen tabanının tamamında AKP etkili durumda. Siyasal İslamcı geleneğin asıl temsilcisi olan Milli Görüş’ün partisi Saadet Partisi ise yüzde 1’ler düzeyine geriledi. Merkez sağ partileri Doğru Yol ve Anavatan Partisi’nin yok olmasıyla birlikte de merkez sağda boşluk oluştu. AKP’nin erimeyen yüzde 30 oyu ana olarak bu iki tabandan geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan siyasal İslamcı taban ile merkez sağ tabandan gelen kitleyi kemikleştirmeye uğraştı ve uzun yıllar devam eden iktidarıyla bunu başardı. 

AKP’nin bir diğer stratejisi ise hamaset siyasetiyle toplumdaki milliyetçi/vatansever kesimi kendisine bağlamak. Erdoğan’ın kullandığı “dünya lideri” “batıya kafa tutan lider” “silah sanayisini şaha kaldıran lider” gibi sloganlarla milliyetçi kesimi AKP’ye kenetledi.  “Sadakat” kavramı, AKP teşkilatlarında en çok kullanılan kavram. İdeoloji partilerinde dava ve lidere “sadakat” çok önemlidir. Bu kavram milliyetçi bir parti olan MHP ile sol-sosyalist Vatan Partisi için de geçerlidir. Bu tür partilerde siyasi mücadele sürekli olarak “beka” ile ilişkilendirilir. Gezi Protestoları, 17-25 yolsuzluk operasyonları ve 15 Temmuz’un üçüne birden AKP “darbe” nitelemesini kullanıyor ve Erdoğan, savaş kazanmış bir komutan olarak gösteriliyor. Erdoğan’ın karşılaştığı her meydan okuma, her seçim yeni bir savaş AKP seçmeni için. Erdoğan’ın siyasi hayatının tehlikeye girmesi, parti söyleminde bir beka sorunu. Bu dil, AKP seçmenini kemikleştiren bir durum. Erdoğan bunların hepsini çok iyi biliyor ve bu nedenle din üzerinden siyaset yapma tercihine gidiyor.  

Hasılı… Muhatabı CHP lideri sayın Kılıçdaroğlu’nun üzüntülerini beyan ettiği seccade olayı sonrasında her türlü pisliği seccadenin altına süpürmeye çalışan sözde dini bütün AKP tayfasına sormak lazım. AKP’li eski ve yeni milletvekillerinin aşağıdaki bu sözlerini hatırlıyor musunuz?  

Fevai Arslan: Erdoğan Allah’ın tüm vasıflarını üstünde toplayan bir lider.
Efkan Ala: Peygamber hata yaptı, biz yapmadık.
Yasin Aktay: Erdoğan’ı görünce salavat getiririz.
Oktay Saral: Allah, kendisini bizim başımıza nasip ettiği için her gün şükür namazı kılmamız gerekir.
Murat Yıldırım: Erdoğan ümmetin lideri.
Hüseyin Şahin: Erdoğan’a dokunmak bile ibadettir.
Agâh Kafkas: Başbakan (Başkan) sözü peygamber sünneti.


Nerdeyse unutuyordum, Cuma günleri bir de sosyal medyadan ayet, hadis sallayan bir AKP kurmayı vardı… Ayet sallamasına rağmen büyükelçi yapıldı arkadaş. Allah aşkına sizler nasıl insanlarsınız, Bakara Suresi’ni “bakara makara” diye tanımlayan insanları sizler büyükelçi olarak atadınız. Hiç mi utanmanız yok? Ey Erdoğan neden bu insanları partinden uzaklaştırmadın, “bunlar şirk alemidir” demedin? Eğer o gün demediyseniz bugün en basitinden bir hata olarak tarih sahnesinde yer alacak bir olay üzerinden bir seccade üzerinde tepinmek niyedir? 

Hata ile üzerine basılan bir seccade ve ne yaparsa yapsın seçimi kazanamayacağını bilen ama bir türlü kabullenemeyen Tayyip Erdoğan ve AKP’lilerin günlerdir üzerinde tepinilen bir seccade…

Farkındayız, her pisliğinizi seccade altına süpürmek istiyorsunuz (aynen 15 Temmuz darbe planınız ile bütün pisliklerinizi kapatmaya çalıştığınız gibi) ama artık o kadar pislik içindesiniz değil bir seccade Dolmabahçe Sarayı’nın tören salonundaki en büyük halıyı getirseniz de ahlaksızlık, hırsızlık ve adaletsizliklerinizi sığdıramazsınız. Zira mühletiniz artık doldu! Bunu çok iyi biliyorum da gidişinizin neden olacağı sarsıntının boyutunu kestiremiyorum henüz.  
<< Önceki Haber [Murat Çetin] Din bezirganları Sonraki Haber >>
ÖNE ÇIKAN HABERLER