Önce destan, sonra hüsran!

Geçen sezonun ikinci yarısında Eric Gerets'in bitmez tükenmez operasyonlarıyla sarsılan Galatasaray, belki de en kolay şampiyon olunabilecek sezonda 3.lüğe düşüp Devler Ligi şansını kaybetmenin üzüntüsünü yaşamıştı.

Önce destan, sonra hüsran!

Biraz da bundan doğan öfkeyle sezona radikal bir değişimle girildi. Büyük çoğunluğu gerçekten de 'nokta' diye nitelendirilebilecek transferler yapıldı. (İster sevin ister kızın, Adnan Sezgin'in 'Tez konusu olur' deyişi doğru ve haklıdır. Hiçbir kulüp hiçbir sezonda bu kadar isabetli transfer yapamamıştır.) Özellikle Lincoln'ün alınması camiaya büyük moral verdi. Sarı Kırmızılı kulübün hâlâ güçlü ve muktedir olduğu dosta düşmana gösterildi. Yenilenen takımın başına 73 yaşındaki Feldkamp'ın getirilmesi eleştirilere yol açtı. Fakat 'Beyaz saçlı tilki' kısa sürede bu eleştirileri gündemden düşürecek bir performans gösterdi. Özellikle 'Bu takım iyi çalışmıyor' eleştirilerini, takımın son dakikalardaki müthiş çabası ve attığı gollerle ortadan kaldırdı. Sarı-Kırmızılı takım lige fırtına gibi girdi. Olimpiyat Stadı'nda seyircisiz maçta Lincoln'ün Ç.Rizespor kilidini nefis bir golle açışı, Hakan Şükür'ün 2 golü G.Saraylıları çok mutlu eden gelişmelerdi. Erken gelen şampiyonluk! Sonrasında parlak maçlar da oynandı, şaşırtıcı kayıplara da uğrandı. Fakat şurası açıktı: Sarı Kırmızılı takım bu büyük değişim döneminde müthiş bir performans göstermişti. Örneğin, 5. haftadaki 6-0'lık Konyaspor galibiyetinin ardından Cim Bom şampiyon ilan edildi. Ancak beraberliklerle kaybedilen puanlar şaşkınlığa yol açtı ve Sarı Kırmızılı takım kendini çeşitli tartışmaların ortasında buldu. Bir yandan haksız penaltılarla puanlar alındığı suçlamaları, öte yandan Feldkamp'ın takımla fazla oynamaya başlaması, eleştirileri artırdı. İyi çalışılmadığı suçlamaları bu dönemde arttı. UEFA Kupası'nda deplasmandaki Sion maçıyla Ali Sami Yen'deki Helsingborg kayıpları eleştirileri en üst düzeye çıkardı. Bunların üzerine gelen sakatlıklar da Sarı Kırmızılı takımı sarsmaya başladı. Sezon başında kadro genişliği yüzünden Necati, Orhan Ak ve Cihan Haspolatlı gibi pek de kolay vazgeçilemeyecek oyuncularını gönderen Galatasaray, son maçlarda 18'i tamamlamak için 16,5 yaşındaki Semih Kaya'yı kadroya almak zorunda kaldı. Yine de sakatlıkların olumlu denilemese bile en azından onlar için bir şans oluşturduğunu söylemek mümkündü; örneğin Mehmet Topal, böyle bir imkan sayesinde bugün Milli Takım'a aday duruma geldi. Uğur Uçar ve Barış Özbek'in banko adam oluşu, Serkan Çalık'ın da şans bulabilmesi aynı kapsamda görülebilir. Ancak başta Lincoln ve Linderoth olmak üzere Ayhan'ın da uzun süreli sakatlığı elbette ki sorun olacaktı. Nitekim ilk yarının son dönemecinde kayıplarla, daha önce 7 puan fark atmış oldukları Fenerbahçe'nin gerisine düşülmesinde bunun önemli bir payı vardı. Sarı Kırmızılı takım sezon içinde şaşırtıcı dalgalanmalar gösterdi. Kendi evindeki Beşiktaş galibiyeti, deplasmanda Trabzonspor'dan alınan 3 puan önemliydi. Ancak Ankaraspor ve İstanbul Büyükşehir takımlarına Ali Sami Yen'de kaybedilen puanlar sorun oldu. Aslında bu kadar radikal biçimde yenilenen bir takım çok daha büyük sıkıntılar yaşayabilirdi. Bunun örnekleri daha önce görülmüştü (Bakınız, Derwall'in ilk yılı, 1984-85 sezonu). Pek çok maçta Sarı-Kırmızılı takım 8-9 oyuncusu yenilenmiş kadrolarla sahada yer aldı. Bu takım başlangıçta kötü gidip sonradan toparlamış olsa şimdi çok daha değişik şeyler konuşulacak ve en büyük favori olarak gösterilecekti. Ancak çelişkili bir tablo ortaya çıktı. Önce Feldkamp kendisine dönük bütün eleştirileri yerle bir etti, fakat son dönemeçte bunlara haklılık kazandıracak tavırlar içine girdi. Özellikle Ankara'daki son maça gitmeyişi kabul edilebilecek bir durum değildi. Lincoln ve Hakan Şükür olayı Yine Feldkamp'ın Beşiktaş maçı öncesindeki Hakan Şükür ve Lincoln'ü kadro dışı bırakma operasyonu Cim Bom için süregidecek bir sorunun kapısını açmış oldu. Bu olay, takımı ciddi biçimde yaraladı. Bugün Galatasaray'la ilgili ağzını açan herkes, bu noktaya vurgu yapıyor... Yabancı oyunculara paraların tıkır tıkır ödenmesinin yanında yerlilerin bu noktada ciddi sıkıntılar çekmeleri, Sarı Kırmızılı takımın su yüzüne çıkmayan en önemli sorunuydu. Bu gibi sorunların önlenmesinde büyük çaba gösteren kaptan Hakan Şükür'ün bizzat yönetim tarafından "hedef adam" durumuna düşürülmesi ise Galatasaray'ın kendi ayağına kurşun sıkması oldu. Ona futbolu bıraktırma çabaları ise inanılması güç bir durumdu. Medyanın bir bölümünün Sarı Kırmızılı takımı durdurabilmek için bilinen birtakım oyunların içinde oluşu görmezden gelinemez. Durduk yerde üretilen haberlerle çıkarılan iç kavga bunun en açık kanıtıdır. Başkan Özhan Canaydın'ın yaşadığı önemli sağlık sorunundan doğan boşluk, Aslantepe'de temel atılırken başka şeylerin yıkılması, mart kongresine ilişkin söylentilerin erken başlaması ve Fenerbahçe yenilgisi Galatasaray'ın bu dönemdeki belli başlı sıkıntıları oldu. Galatasaray, şampiyonluğun en güçlü adaylarından Galatasaray devre arasına sadece 3.lüğe düşmüş olma üzüntüsüyle değil, Feldkamp ve yönetim sancılarıyla giriyor. Yani destansı şekilde başlayan sezon şimdi daha çok hüsransı bir görünüm veriyor. Feldkamp'ın gitmesinin mi yoksa kalmasının mı daha yararlı olacağını kestirebilmek zorlaştı. Cim Bom, bütün sorunlarını çözüp hedefe yürüyebilecek potansiyele sahip olduğunu defalarca gösterdi. Devre arasında sakatların iyileşmesi ve öteki sorunların çözülmesi, ikinci yarıya daha güçlü başlayıp hedefe doğru sağlam adımlarla yürünmesini sağlayabilir. Böyle bir Cim Bom elbette ki şampiyonluğun en güçlü adayıdır. İlk yarıda 5 maçın seyircisiz oynanma cezası gibi çok önemli bir sıkıntı içinde bu sonucun alındığı da unutulmamalıdır. Ancak çok sık yaşanan kırılmalar nedeniyle ortaya çıkan belirsizliklerin görmezden gelinmesi mümkün değil. Bunların nelere yol açabileceği de... AHMET ÇAKIR
<< Önceki Haber Önce destan, sonra hüsran! Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER