[YAŞ Analizi] TSK'da Başbuğ damgası

Samanyoluhaber.com Yazarı Murat Çetin Yüksek Askeri Şura kararlarını analiz etti

SHABER3.COM

MURAT ÇETİN 

TSK’DA “MİLLİ DAMAR” DÖNEMİ!

AKP lideri Erdoğan, zamana, kişilere ve olaylara göre kendisini yön vermesini bilen bir isim. Bu kıvrak tavrından dolayı da 21 yıldır iktidarda bulunuyor. Cumhuriyetin 100’ncü yaşını kutlayacağım bu günlerde 100 yılın 20 yılına damga vuran bir parti genel başkanı Erdoğan. 21 yılda belki de 21 defa değil 210 defa yön değiştiren bir kişidir Erdoğan. Gerçi Erdoğanistlere bakarsanız bunların hepsi stratejik hamlenin ürünü. Erdoğanizm’i inşa etmek içinden elinden gelen gayreti gösteren bu kesim için Erdoğan’ın her hamlesi sonucu ne olursa olsun bir aklın ürünü!. Mısır, BAE ve Suudi Arabistan ile kavga ederken de o akla göre hareket ediyordu barışırken de! Bu politika içeride de geçerli. Ulusalcılar ve Ergenekon ekibi ile de aynı döngüleri yaşadı Erdoğan. Bir dönem onlarla kavga etti şimdi ise barışıyor. Erdoğanistlere göre Erdoğan, Ulusalcıları kullanıyor. Avrasyacıların önde ismi Vatan Partisi lideri Perinçek’e göre ise Erdoğan, kendilerinin çizgisine gelmişti Erdoğan. Ama her nedense aynı Perinçek, geçen günlerde yaptığı açıklamalarla ilginç bir şekilde Erdoğan iktidarının sonuna gelindiğini söyledi. Perinçek de aslında Erdoğan’ı aratmayacak bir dönme ustasıdır. Bir bakansınız PKK lideri Öcalan ile sarmaş dolaş bir bakarsınız Öcalan’a lanetler okuyan bir isim. Perinçek’in açıklamalarının Yüksek Askeri Şura toplantısı öncesine denk gelmesi önemli. Sadece Perinçek’in değil, ulualcı kesimin önemli isimlerinden emekli korgeneral İsmail Hakkı Pekin’in Kozmik Oda ile ilgili söyledikleri, emekli tümgeneral Ahmet Yavuz’un yazdıkları…Hepsi de Türk Silahlı Kuvvetler komuta kademesinin belirlendiği Şura toplantısı öncesinde dile getirildi.  Ulusalcı kesimin yaptığı tüm bu açıklamalara baktığınızda sanki Erdoğan’ı tehdit ediyorlardı hep bir ağızdan. Atamalara bakılınca başarılı oldukları da görülür. Ancak emekli edilen komutanların listesine bakıldığında 15 Temmuz darbe olayında Erdoğan rejimi ile hareket eden ulusalcı generallerin de tasfiye edildiğini görürsünüz. 15 Temmuz’da İstanbul’da köprüleri tutan birliğin komutanı Yavuz Türkgenci tasfiye olan isimlerin başında geliyor. 

Şura kararlarına gelecek olursak. Şura bizler için sürpriz olmadı. Zira 27 Temmuz’da  “Gürak Karargah’a Hazırlanıyor” başlıklı yazımızda Şura öncesinde Ankara’ya ilişkin önemli kulisler vermiştik. Ve aslında Şura öncesinde Karargah’ta Kemalist-Ulusalcı kavgası kızıştığını da ifade etmiştik. Genelkurmay Başkanlığı’na atanan Metin Gürak Avrasyacı veya Ulusalcı bir isim değildir. Gürak batı değerlerini savunan Kemalist bir isimdir ancak Gürak’ı önemli yapan figür 26’ncı Genelkurmay Başkanı emekli orgeneral İlker Başbuğ’un denetim ve gözetiminde TSK’da ilerlemiş olmasıdır.  “Gürak Karargah’a Hazırlanıyor” başlıklı yazımızda aynen şuna ifade etmiştim : “Başbuğ, Gürak’a sahip çıkıyor. Zira Başbuğ ile Gürak’ın eşleri çok yakın akraba. Bu akrabalık ilişkisinin yanında Başbuğ ve Gürak iki asker olarak aynı ideolojik ilkeler çerçevesinde hareket ediyor. Başbuğ’un etrafından kümelenen ve kendilerini Milli Damar olarak tanımlayan ve gazetecilerin de yoğun olarak bulunduğu ekibe göre Gürak’ın Genelkurmay Başkanı olması ile TSK’da yeni bir döneme geçilecek ve Gürak bu kesimler tarafından kademeli olarak TSK’yı normal çizgisine döndürecek adam olarak görülüyor. Peki Gürak, beklenildiği gibi bu işin üstesinden gelebilir mi? Gürak sessiz ve sakin bir yapıda bir insandır. Bir anlamda renk ve koku vermez. Bu yönüyle Başbuğ’a çok benzer. “

Başbuğ’un sessiz stratejisini şimdi de Gürak yönetiyor. Devre arkadaşları ve Gürak’la birlikte çalışanlar aslında onun ne kadar da resesif bir komutan olduğunu çok iyi bilirler. Burada Gürak’ın hangi görevde hangi kararları almadığını veya aldığına ilişkin derin analiz yapacak değilim. Zira bu konuda bazı internet sitelerinde önemli haberler çıkıyor. Ama burada şu gerçeği unutmamak gerekiyor. 15 Temmuz 2016’dan Mayıs 2023 seçimlerine kadar adeta şahinlerlerden oluşan HÜKÜMET VE TSK KOMUTA KADEMELERİ oluşturan Tayyip Erdoğan, seçimlerden sonra hem kabine hem de TSK komuta kademesinde şahin isimleri temizlemeyi seçti. Şimdi Erdoğan’ın emrinde (hem hükümet hem de TSK) sakin, her emri yerine getirecek türden isimler bulunuyor. Erdoğan, Şura öncesinde hangi isimlerle sıkı fıkı oldu bu önümüzdeki günlerde daha net ortaya çıkacak. Ama Mayıs seçimleri sonrasında TBMM’de komisyon başkanı yapılarak adeta kızağa çekilen eski milli savunma bakanı Hulusi Akar’ın kadrolarının da TSK’da etkisizleştirildiğini görüyoruz. Aslında benzer bir durum İçişleri eski Bakanı Süleyman Soylu için de yaşanıyor. Soylu’nun Akar gibi TBMM’de komisyon başkanı yapılarak etkisizleştirilmesinden sonra Soylu’ya bağlı tüm isimler  bir bir görevden alınmaya başladı. Bu konuda daha detaylı bir analiz yapmak gerekiyor ancak konumuz bu değil.  

Mayıs seçimleri sonrasında oluşturduğu sakin kabineden sonra sakin ve sessiz isimlerden oluşan bir TSK komuta kademesi oluşturmayı hedefleyen Erdoğan’ın aşırı ulusalcı ve Avrasyacı isimlerden kaçındığını görüyoruz. Bu durum tam anlamıyla batı yanlısı yönleri öne çıkan isimlere yaradı. Nitekim Akar’ın TSK’daki etkinliğinin kırılmasından sonra harekete geçen Kemalist kliğin Saray’daki isimleri de arkalarına alarak bir komuta kademesi oluşturdukları görülüyor. İYİ Parti’li emekli albay Ahmet Zeki Üçok’un ifadesi ile 15 Temmuz sonrasında oluşan en iyi komuta kademesi. Bu başarıdan dolayın İYİ Partili Üçok, Erdoğan’a teşekkür etmek için soluğu Saray’da alırsa şaşırmayacağım. 

Neyse koyunu toparlayacak olursak; Yüksek Askeri Şura ile Hulusi Akar’ın TSK’daki kadroları kısmen kızak görevlere alınırken 26’ncı Genelkurmay Başkanı emekli orgeneral İlker Başbuğ’un kadroları TSK komuta kademesinin önemli konumlarına geldi. Hem albaylıktan generalliğe yükselen hem de tuğgenerallikten tümgeneralliğe isimlere baktığımız zaman Başbuğ’un Şura öncesi yaptığı kulislerin etkisini görebiliyoruz. Kuşkusuz Başbuğ bu konuda yalnız çalışmadı kendisine Saray’da destek olan Erdoğan’ın en yakınındaki iki ismi Fahri Kasırga ile Metin Kıratlı’yı gözden kaçırmamak gerekiyor. 

Metin Gürak’ın Genelkurmay Başkanlığı’na atanması süreci aslında kısmen Kenan Evren’in Genelkurmay Başkanlığı’na atanması ile paralellik gösteriyor. Dönemin Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk ile yine dönemin Başbakanı rahmetli Süleyman Demirel’in Genelkurmay Başkanlığı’na atanacak isim konusunda uzlaşamamaları Ege Ordu Komutanı olan Kenan Evren’in yolunu açıvermişti. 

Tarihi iyi okumak gerekiyor. 1980 darbesi sonrasına bakıldığında Evren ile birlikte sadece Doğan Güreş, İlker Başbuğ ve Hulusi Akar’ın politika ile içli dışlı olduğunu gördük. Hulusi Akar’ın serüvenini yukarıda yazdık zaten. 

Kenan Evren,  kendi komutasında yapılan 12 Eylül 1980 darbesi sonrası önce Milli Güvenlik Konsey Başkanı sonrasında da yapılan Anayasa değişikliği ile Cumhurbaşkanı oldu. Doğan Güreş, emekli olduktan sonra DYP’den milletvekili seçildi. 2010 yılında emekli olan İlker Başbuğ, Cumhurbaşkanı olmak izin çok uğraştı ama başaramadı….Hatta bu inadının bedelini hapis ile ödedi ve 26 ay Silivri’de kaldı. Çıktıktan sonra yine hamle yapmak istedi ama başaramadı. Başbuğ’u çok ama çok yakından tanıyan bir dostumun ifadesine göre Başbuğ’un hayalinde ülkeyi yönetmek var.  Yöntemi ne olursa olsun şekli ne olursa olsun Başbuğ, ilerleyen yaşına rağmen ülkeyi yönetmek istiyor….İlker Başbuğ, belki de, 2008-2010 yıllarında Genelkurmay Başkanı olduğu dönemde Genelkurmay İletişim Başkanı olarak atadığı ve haftalık basın toplantısı yapma yetkisi verdiği Metin Gürak üzerinden bir harekat planı yürütüyordur. Tayyip Erdoğan, Ulusalcılar-Avrasyacılar’dan uzak durayım derken bilinçli veya yönlendirme ile MİLLİ DAMAR ekibine teslim oluyor olmasın? Kim mi bu MİLLİ DAMAR ekibi? Bence araştırılmaya değer bir konu bu! Medyada da gücü olan bir DAMAR’dan söz ediyoruz. İzlemeye devam…

<< Önceki Haber [YAŞ Analizi] TSK'da Başbuğ damgası Sonraki Haber >>
ÖNE ÇIKAN HABERLER