Diyalog ödülleri (20/05/2026)

Abdullah Aymaz
Yayınlanma Salı, 26 Mayıs 2026
Geçen sene Berlin’de çok önemli şahsiyetlere diyalog ödülleri verilmişti. Konuşmaların moderatörlüğü organizesini yapan Manfred Schmidt Degerhard, bize, “Çok güzel bir iş yapıyorsunuz; Berlin’de Meclis Başkanlığı yapmış Wolfgang Thierse gibi meşhurlara ödül veriyorsunuz ve bu insanlar sizin ödüllerinizi alıyorlar. Önümüzdeki 2026 yılında da bunların hepsini davet ederek, gelebilenlerle bir toplantı yapıp bir değerlendirmede bulunsanız bence çok güzel olur” demişti. İşini güzel yapan bu moderatörün bu tavsiyesini arkadaşlarımız iyice bir gözden geçirdikten sonra kolları sıvayıp harekete geçtiler. Ve 20 Mayıs 2026 tarihini belirlediler. Onun için Berlin’de toplandık.
Programın başlamasından önce Prens Dr. Asfa – Wossen Asserate, Haham Dr. Gabor Lengyel ve Meclisin eski Başkanı Wolfgang Thierse ile bir araya geldik.
Prens Dr. Asfa Habeşistanlı meşhur Necaşinin torunu. Mekke’de sanadid-i Kureyş denilen karar vericiler, İslamiyete düşman kesilip Müslüman olan kölelere, arkası ve gücü olmayan fakir Müslümanlara eziyete başlayıp kimisini öldürüp kimisini işkence altına alınca, Peygamber Efendimiz (S.A.S.) onların Habeşistan’a hicret etmelerini istemişti. “Oranın Kralı, Necaşi Ashama âdil bir insandır, ona sığının sizi korur.” demişti. Ve bir çok Müslüman Habeşistan’a hicret etmişti.
Aslında Necaşi çocukken kaçırılmış, bir prens olmasına rağmen köle olarak Medine’ye satılmıştı. Bir köle olarak çobanlık yaptığı Medine’nin otlaklarını biliyordu… Sonra kader onu kölelikten ve çobanlıktan alıp Habeşistan’a Kral yapmıştı. Onun için Bedir Zaferinin haberi Habeşistan’a gelince Efendimiz’in (S.A.S.) Amcaoğlu Cafer-i Tayyar’a “Ya Cafer Bedir tepelerinde ben koyun gütmüştüm oraları iyi bilirim” demişti. Onun için torunu Prens Asfa ile bu fırsatta görüşmek istiyordum. Kendisi Etiyopya’da Alman Lisesinde okumuştu. 1970 darbesi olunca, Kral olan amcası ve babası idam edilmişti. Asfa da kaçıp Almanya’ya gelmişti. Burada üniversiteyi bitirip doktorasını yaptı ve üniversitede hoca oldu. Diyalog faaliyetlerine önem verdi.
Benim sorularıma cevap verirken, “Bizim sülalemiz Hz. Süleyman’a dayanır. Hz. Süleyman’ın Yemen Kraliçesi Belkıs ile evlenince, bizim atalarımız onların evlatları olmuş! Hristiyanlık Habeşistan’a erken gelmiş. Önceleri Yemen ve Habeşistan aynı büyük ülkenin memleketleri imiş. Miladî 30. senede bizimkiler Hıristiyan olurken, M. 300 senesinde Roma, M. 330 senesinde Ermenistan, M. 396 senesinde İstanbul Kralı Konstantin’in annesi Hristiyan olmuş. Kral’ın Hıristiyan olup olmadığı kesin olarak bilinmiyor. (Sizin ‘Bütün dünyada aylar 12 iken, buna karşı Etiyopya’da aylar niçin 13 oluyor?’ sorunuza gelince.) Bizim orada aylar hep 30 gün kabul ediliyormuş. Dünya Gregoryan takvimini kabul edince tâbiî orada bazı aylar 31 gün… Bizimkiler birer fazla ayları toplayıp 13. Ayı ortaya koymuşlar. Bu da dünya turizminin hoşuna gidiyor.
Bizim ülkemizde her mevsim bahar-yaz… Turistler bu 13 aylı ülkeye merak edip gezmeye geliyorlar.” dedi.
Sonra Habeşistan’a hicreti, kendi anlayışları açısından anlattı. Bizim söylediklerimize uygun sözler söyledi.
Bu arada Haham Dr. Gabor Lengyel ile de görüştük. İzmir’de tarihî Kestanepazarındaki yurdumuzun hemen bitişiğinde Havra (Sinagog) Sokağı vardı. 1964’te Dinler Tarihi Dersimizin öğretmeni bizi İzmir’in Karataş Mahallesindeki Sinagog’a götürmüştü. Cumartesi günleri orada Musevilerin ceylan derisine yazdığı Tevrat’ı kucaklarında taşırken saba makamında okudukları ilahîler dikkatimizi çekmişti. Bunları anlatınca Yahudilerden Saferatların Osmanlı kültüründen etkilendiklerini, diğer ülkelere gidenlerin de o kültürlerin tesirinde kaldıklarını söyledi.
En sonunda da Prens Asfa, “Biz Hz. Süleyman soyundan geldiğimiz için ben Kanunî Sultan Süleyman’a hayranım. Süleyman Demirel’i bu isimden dolayı severim.” dedi.
Not: Bu Arefe gününde her birinin başında Besmele ile BİN İHLAS Okumayı ihmal etmeyelim. Kurban Bayramının, bütün insanlık için hayır ve bereketlere vesile olmasını Cenab-ı Erhamürrahimin feyiz ve fazlından niyaz ederim.







