Gülen Anlarla tazelenen hatıralar

Geçen yıl takriben bu zamanlardı, Hocaefendi’yi dar-ı bekaya uğurlamanın hüznü henüz içimizde taze idi. Aradan bir küsur yıl geçti ve hâlâ ondan ayrılmanın bizlerde bıraktığı teessür devam ediyor. O günden bugüne onun manevî, ilmî mirasını devam ettirmek adına her yerde ilmî konferanslar, anma toplantıları yapıldı. Hepsi de birbirinden değerli ve güzeldi. Ben de bazılarına iştirak ettim, konuşma yaptım.
Her ne kadar katılamasam da Wise Enstitüsü geçen
Haziran ayında Chusnat kampında “Hocaefendi’nin Üç Yönü: İlmi, Manevi,
Liderlik” adı altında bir sempozyum gerçekleştirdi. Oldukça dikkat çeken
tebliğler sunulmuş. İlgililer bu tebliğlerin bir kitap haline getirileceğini
belirttiler. Heyecanla bekliyorum.
Diğer yandan Respect Graduate School, 3-5 Ekim
2025 tarihlerinde Drew Üniversitesi’nde “Global Scholars Reflect on Fethullah
Gülen’s Legacy of Education and Peace” / “Fethullah Gülen’in Düşünce ve
Uygulaması: Eğitim, Diyalog, Barış İnşası ve Kimlik Oluşturma” başlıklı
uluslararası konferans düzenledi. Ona bizzat katılma imkânım oldu. Hem benim
için hem de katılımcılar açısından her yönüyle çok verimli bir konferanstı.
Orada bana da bir konuşma fırsatı verildi. Katılımcılara Hocaefendi ile olan
yol arkadaşlığımızdan ve onun değişik yönlerinden bahsetme imkânım oldu.
Hocaefendi her ne kadar vefat etmiş olsa da onun
hakkında yapılacak ilmî ve fikrî çalışmalar devam etmektedir, edecektir. Çünkü
Hocaefendi bunu hak etmektedir. Zira o üzerinde durulması, çalışılması,
araştırılması gereken pek çok eser ortaya koyarak aramızdan ayrılmıştır. Ortaya
koyduğu eserlerin bir kısmı ilmî, fikrî, İslamî eserlerdir; onlar malum. Diğer
önemli bir eseri ise yetiştirdiği nesil ve vesile olduğu Hizmet Hareketi’dir.
Bilhassa irşat ve tebliğde takip ettiği usul ve metod oldukça orijinal ve dikkat
çekicidir. Hocaefendi, İzmir Kestanepazarı yıllarından itibaren insan, talebe
yetiştirmekle meşgul olmuş; o günün şartlarında gençliğin dikkatini çekmeyi,
onlara hak ve hakikati anlatmayı başarabilmiş bir şahsiyettir. O günün
şartlarında bu kolay değildi. Çünkü bizzat yaşadığım, gördüğüm şeyler var. Eğer
Hocaefendi klasik bir hoca profili çizmiş olsaydı gençlerin, insanların gönlüne
taht kuramazdı. Bu ona Allah’ın bir lütfu idi. Onun sayesinde Hizmet insanı,
muallim, belletmen ve hocalar insanlarla, talebeyle nasıl ilgilenilir, bunu
öğrenmiş oldular. Bu ilgilenmenin bir yönünü de yeni çıkan bir kitap
vesilesiyle tekrar hatırlamış oldum.
Bugünlerde Süreyya Yayınlarından yeni bir kitap çıktı.
Adı “Gülen An(ı)lar: Hocaefendi’den Güldüren ve Düşündüren Anekdotlar”. Kitabı
bizim hemşehrimiz Numan Yiğit derlemiş/yazmış. Bu kitabı okumaya başlayınca
yukarıdaki mülahazalar aklıma geldi. Bazı anekdotları bizzat ben de
hatırlıyorum. Hocaefendi’ye Kestanepazarı yıllarından itibaren
talebelik/arkadaşlık yapan biri olarak kitabı okurken hem güldüm hem tebessüm
ettim hem de düşündüm. Hocaefendi’nin latife ve nüktelerini bir arada okumam
bende Hocaefendi’nin insanlarla ilgilenirken onlarla nasıl bir bağ kurduğuna,
onları nasıl yetiştirdiğine, meseleleri, mesajını ürkütmeden, korkutmadan,
nefret ettirmeden, sevdirerek, tebessüm ettirerek nasıl verdiğine dair pek çok
hatıranın canlanmasına vesile oldu. Kitap Hocaefendi’nin konumu ve vazifesi
gereği, her ne kadar genel tavrı vakar ve ciddiyet olsa da, o vakar ve
ciddiyetinin altındaki şefkat ve hilmini, insana olan sevgi ve saygısını
gösterme bakımından oldukça güzel konular ihtiva ediyor.
Hocaefendi hayatın içinde bir insandı. Belli bir
program dâhilinde herkesle oturur konuşur, genciyle, yaşlısıyla sohbet eder,
hâl hatır sağlık sıhhat sorar, insanların günlük meşgalelerinden bahseder,
onlarla yakından ilgilenirdi. Hocaefendi’nin insani yönü, insani davranışları
yakından tanımayan bazıları için vazife ve konumunun gölgesinde kalmış
olabilir. Her ne kadar Hocaefendi dert ve ızdırap insanı olsa da bazen gelen
giden ve yanında kalan insanlara saygısı gereği, kısa da olsa dert ve
ızdırabına kısa kısa molalar vererek çevresindekilere inşirah verir, hoş
sohbetler yapar, güzel nükteli sözler söyler, onları dinlendirirdi.
Hocaefendi’nin nükte, latife ve espirilerinde farklı
hedefler gözettiği de bir gerçektir. Bu hedefler bazen bir hatırlatma, bazen
bir ikaz, bazen bir ibret, bazen bir ders, bazen de bir hedef gösterme, bazen
de bir meseleyi fehme yakınlaştırma gibi hedefler olabilir. Bunların hepsi de
irşat, tebliğ ve eğitim açısından yararlı, faydalı şeyler.
Bu türden büyük şahsiyetlerin örnek yönlerini ele alan
konulu çalışmalar oldukça faydalı çalışmalardır.
Büyük şahsiyetlerin her zaman farklı yönleri vardır.
Bu yönlerin yeni yetişen nesillere müşahhas örnekler sunabilmek için gerek
ilmî, akademik çalışmalarla gerekse de bu şahsiyetleri yakından tanıyanlarca
doğru ve güvenilir bir şekilde ortaya konması gerekmektedir.
Evet, bu kitapla beraber hafızamdaki Merhum Hocaefendi
ile yaşadığımız tatlı anılar tekrar canlandı. Onu yakından tanıyanların da aynı
duygu ve düşünceye kapılacaklarına kaniyim.
Bu vesile ile bizlere bu tatlı hatıraları
hatırlamamıza vesile olan Numan Yiğit’e ve kitabı yayınlayan Süreyya
Yayınları’na teşekkür ediyor, Hocaefendi’yi bir kere daha dualarla, rahmetle
anıyorum.
YAZARIN SON YAZILARI

Türk milyarder, safari için gittiği Afrika'da çatı...

Romanya, Daltonlar çetesi üyesinin Türkiye’ye iade...

Trump'tan protestoculara çağrı: Kurumları ele geçi...

Sadece savaşlarda görülüyordu! Bu yıl ölümler doğu...

İdamı isteniyor! Cumhurbaşkanlığında sıkı yönetim ...



