Hanau'da Hafızaya Dokunmak: Şahitlik ve Mesuliyet
7 Şubat’ta Hanau Kongre Merkezi’nde gerçekleşen Tenkil
Müzesi sergisini gezerken, aslında bir mekânı değil; bir hafızayı, bir vicdanı
ve susturulmak istenen bir hakikati dolaştığımı hissettim. Her bir köşe, her
bir belge, her bir emanet; sadece mazide yaşanmış acıların değil, aynı zamanda
insan onurunun direncinin de sessiz birer şahidiydi. İnsan nisyan ile maluldür,
unutur. Bu müze, unutmanın kolay, hatırlamanın ise ağır bir mesuliyet olduğu
zamanlarda inşa edilmiş bir hatırlatıcı ve vicdan mekânı olarak insanı derinden
sarsıyor.
Bu ziyaretimde ilk kez açılan “Medya ve Tenkil” bölümünün,
kalbime ayrı bir tesiri oldu. Çünkü burada sergilenen sadece gazetecilik
faaliyetleri değil; hakikatin bedelini ödemiş insanların susmayan sesi,
karanlığa karşı yakılmış birer kandildi. Zor zamanlarda kalemini eğmeyen,
hakikati eğip bükmeyen, unutturulmak isteneni kaydeden medya emekçileri;
aslında tarihe not düşmekle kalmamış, insanlığın ortak vicdanını da ayakta
tutmuşlardır. Bu yönüyle medya, sadece haber veren bir araç değil; zulüm
karşısında hakikate sadakatin yaşayan bir ifadesidir.
Tenkil sürecinde iki evladını kaybetmiş, buna rağmen acısını
sessiz bir vakar ve sabırla taşıyarak, gelecek nesiller için bir mücadele
azmine dönüştürmüş olan Tenkil Müzesi’nin kurucularından kıymetli Gonca
Kara Hanımefendi’nin bizzat rehberlik etmesi, derin manalar yüklü bir andı.
Onun her cümlesi bir şahitlik ve sarsıcı birer hatırlatmaydı. Acının içinden
doğan bu sessiz direniş, insanın kalbine dokunuyor ve hafızanın neden
yaşatılması gerektiğini bize anlatıyordu. Kendisine eşlik eden genç
kardeşlerimizin gayreti ve hassasiyeti ise bu hafızanın emin ellerde olduğunu
gösteren bir ümit vesilesiydi. Çünkü hakikate sadakat, sadece hatırlamak
değil; hatırladığını omuzlayıp gelecek nesillere emanet edebilmektir.
Bir yönüyle istikbaldeki nesillerin bizlere emaneti olan bu
müzeyi gezerken bir kez daha gördüm ki, bazı eşyalar vardır; dili yoktur ama
konuşur. Bazı fotoğraflar vardır; sesi yoktur ama haykırır. Ve bazı hatıralar
vardır; zaman geçse de susmaz. İşte bu müze, susturulamayanların mekânı. Her
ziyaretçi burada yalnızca geçmişi görmez; aynı zamanda kendi vicdanıyla da
yüzleşir.
Kongre Merkezi’nin büyük salonunda ise o akşam artık gelenek
hâline gelen Medya Dayanışma Programı için hazırlıklar hummalı
bir şekilde devam ediyordu. Adeta bir arı kovanı gibi çalışan fedakâr
arkadaşlarımızın yanına da uğrayıp kısaca hasbihal ettik. Burada
kardeşlerimizin arasındaki samimi tesanüde şahit olmak ümidimi perçinledi.
Programı akşam televizyondan takip ettim. Allah’in
inayetiyle kalblerin vifak ve ittifakına vesile olan, kuvve-i maneviyemizi
takviye eden, ümitleri coşturan çok güzel bir program oldu hamdolsun.
Bu güzel hizmette emeği geçen herkese gönülden dua ettim.
Rabbim, hakikatin izini sürenlerin yolunu açık eylesin. Kalemlerini doğruluktan
ayırmasın. Hafızayı diri tutanlara mukavemet, sabır ve hikmet versin. Çünkü
biliyoruz ki; hakikat bazen susar gibi görünse de asla kaybolmaz. Ona sadakat
gösterenler oldukça yaşamaya devam eder. Ve biz biliyoruz ki: Kaybetmedik,
çünkü vazgeçmedik.
YAZARIN SON YAZILARI

Yüzlerce milyonluk sır! Yarış atları firarda mı? Ç...

ABD'li yargıçtan çok konuşulacak karar: Filistinli...

Altın'daki duraklama sürecek mi? Gözler bu akşam y...

Numan Kurtulmuş'a göre 4200 PKK'lının tahliye edil...

Kulis haber: Akın Gürlek'e yakın site Adalet Bakan...



