Avrupa’nın kucağına bırakılan pimi çekilmiş bomba: Ukrayna-Rusya savaşının güvenlik maliyeti

2014-2021 döneminde Ukrayna krizinin başlangıç aşaması ve ilk yılları boyunca NATO ile Washington, Avrupa güvenliğini şekillendiren merkezi aktörler olarak öne çıktı. Ukrayna’ya askeri ve istihbarat desteği ile ittifak politikalarını yönlendirme eğilimi gözleniyordu. Avrupa, güvenlik yükünü paylaşma ve kendi savunma kapasitesini güçlendirme yönünde adımlar atarken, aynı zamanda belli seviyede diplomasi kullanarak aracılık yapmaya çalıştı. Ancak ABD ve NATO’nun koordineli politikaları krizin dönüştürücü etkilerini belirledi. Karadeniz’den Doğu Avrupa’ya kadar caydırıcılık mesajları güçlendirildi; askeri tatbikatlar ve kuvvet konuşlandırmaları artırıldı. Washington ve Brüksel, Rusya’ya karşı yaptırımlar, mali mekanizmalar ve istihbarat paylaşımı ekseninde sıkı koordinasyon kurdu. Avrupa ülkeleriyle ortak savunma planları ve güvenlik garantileri üzerinde işbirliği pekiştirildi.
ABD ve müttefikleri, Ukrayna’ya lojistik, askeri teçhizat ve istihbarat desteğini sürdürdü. 2014’lerin sonundan itibaren belirli savunma sistemleri (örneğin savunma teknolojileri ve savunma sanayii katkıları) bu dönemde öne çıktı. İlk yıllar Avrupa, savunma harcamalarını artırma, kendi güvenlik politikalarını güçlendirme ve uluslararası düzenlemeleri sürdürme çabalarıyla yük paylaşımını farklı bir dinamikle yönetti. Fakat Amerikan seçimlerinde Trump’ın tekrar başkanlığa gelmesi çok taraflı kurumlar ve yük paylaşımı konusunda belirsizlikler yaratarak Avrupa güvenliği üzerinde potansiyel baskıyı başlattı. NATO’nun dayanışmasına dair kamuoyu ve politik mesajları zaman zaman çatışmalı oldu.
Avrupa’nın kucağında kalan savaş
ABD’nin Rusya’ya karşı uyguladığı yaptırımlar ve Ukrayna’ya verilen güvenlik yardımları arasındaki denge, iç politikadan etkilenen bir çerçevede zaman zaman değişti. Retorik baskı ile uygulamaların ayrıştığı anlar gördük. Geldiğimiz gün itibarıyla Ukrayna savaşı başlangıçta doğrudan savaşa katılan taraflar arasında sürerken, gerilimin etkileri hızla Avrupa’nın güvenlik, ekonomi ve siyasetinin merkezine yerleşti. Avrupa, kuzeyden güneye, doğudan batıya uzanan bir güvenlik maliyetiyle karşı karşıya kaldı; askeri caydırıcılığın sürdürülmesi, enerji güvenliğinin sağlanması ve yoğun göçler sonucu insani yükümlülüklerin yerine getirilmesi, uzun vadeli politika tasarılarının da odak noktası haline geldi.
Washington kendi harcamalarını kıstı, bunun yanında Doğu Avrupa kanadında artan konuşlandırmalar, tatbikatlar ve caydırıcılık mesajları Avrupa bütçelerinde yeni planlamalar gerektirdi. Üye ülkelerin savunma harcamaları arasında farklılıklar, dayanışma ve yük paylaşımı konularında süregelen müzakereleri tetikledi. Ülkeler, Rusya tehdidinin uzun vadeli bir gerçeklik olduğuna göre savunma sanayilerini güçlendirme, kapasite artırımı ve ortak alışverişler yoluyla kendi güvenlik altyapılarını güçlendirmeye odaklandı. Dev askeri bütçeler ayrılmaya başlandı. Buna paralel olarak yaptırımlar neticesinde enerji harcamaları arttı. Enflasyon ekonomileri zorlamaya başladı.
Rusya kaynaklı enerji akışlarının kırılganlığı Avrupa’nın enerji politikalarını dönüştürdü; yenilenebilir enerji yatırımları hızlandı. LNG ve alternatif tedarik hatlarının çeşitlendirilmesi önceliklendi. Enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, üretim maliyetlerini ve tüketici fiyatlarını etkiledi; bu durum, iç politikaların ekonomik yönlerini belirledi. Avrupa’nın ihracat/pazar dengeleri, enerji maliyetleri ve finansal akışlar arasında kırılganlıklar ortaya çıktı; bazı ülkeler için stratejik sektörlerde dayanışma ve kendi bağımsızlık arzuları güçlendi. Avrupa güvenliğinin ABD’ye bağımlılığının azaltılması ve kendi savunma kapasitesinin artırılması yönünde politik baskılar arttı. NATO-AB etkileşiminde doğrudan koordinasyonun ötesinde, savunma ve güvenlik politikalarının entegre yönetimi için yeni işbirliği modelleri arandı. Ukrayna’dan gelen sivillerin entegrasyonu, toplumsal hizmetler ve yerel altyapılar üzerinde baskı yarattı. Göç ve güvenlik arasındaki ilişki, siyasi partiler ve kamuoyunda güvenlik stratejilerine ilişkin tartışmaları güçlendirdi.
Kiev yönetimi, Avrupalı liderlerle savaşın devamlılığı konusunda daha fazla iş birliğine girdi. Mesela İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile bir araya gelinerek, ABD'nin öncülük ettiği barış müzakereleri sürecinde Avrupa'nın konumunu ve Ukrayna'nın taleplerini koordine etti. ABD'nin başlattığı ve Avrupalı müttefikleri ilk dönem doğrudan dahil etmediği barış sürecine karşı, özellikle Fransa, Almanya ve İngiltere ("Avrupa'nın büyük üçlüsü") aktif bir diplomatik inisiyatif almaya başladı. Bu değişim, transatlantik ittifak içinde Ukrayna konusundaki stratejik yaklaşım farklılıklarının somut bir tezahürü olarak karşımıza çıktı.
ABD artık Ukrayna'yı hiçbir şekilde finanse etmiyor
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenski, ABD Başkanı Donald Trump'ın tek taraflı baskıları ve "öngörülemez" açıklamaları karşısında, Avrupa'yı hem diplomatik hem de muhtemelen gelecekteki güvenlik garantileri konusunda dengeleyici ve destekleyici güç olarak konumlandırmaya başladı. Kiev ve büyük Avrupa güçlerinin ortak bir barış planı versiyonu hazırlaması, savaşın sona ermesi yolundaki diplomatik çabaların artık iki paralel kanalda ilerlediğini gösteriyor: Biri Washington öncülüğündeki, diğeri ise Brüksel/Londra/Paris/Berlin eksenindeki bir süreç. Donald Trump, Washington'da düzenlenen bir "Açık Masa" etkinliğinde yaptığı konuşmada, kendi yönetimi altında Amerika Birleşik Devletleri'nin Ukrayna'yı hiçbir şekilde finanse etmediğini iddia etti. Trump, "Biden onlara 350 milyar dolar verdi. Ben ise onlara hiçbir şey vermedim" ifadelerini kullandı.
Trump, aynı zamanda sosyal medya platformu Truth Social'da, New York Post gazetesinin "Çaresiz Avrupalılar, Trump Ukrayna Anlaşmasında Onları Kenara İterken Sadece Öfkeyle Bakabiliyor" başlıklı bir makalenin başlığını paylaştı. Makale, Trump'ın Ukrayna barış planını Avrupalılar için "üçlü bir zafer" olarak tanımlasa da, Avrupa'yı çocukça davranmakla ve ABD'nin koruması altında olmasına rağmen çatışmayı kendi başına çözmeye çalışmakla suçluyor. Yazıda, Avrupa'nın zayıflık ve olgunlaşmamışlığının, Rusya-Ukrayna savaşının sona ermesini engellediğini ve Moskova'nın işine yaradığını öne sürüyor. Trump'ın bu açıklamaları, Ukrayna'ya yönelik doğrudan mali yardımın kesildiğinin net bir teyidi. Ancak, NATO kanalıyla silah satışının devam etmesi, ABD'nin Ukrayna'dan tamamen "finansal olarak çekildiği" iddiasını karmaşık hale getiriyor. Bu durum, Washington'un yükü ve riski müttefikleriyle paylaşmayı amaçladığı bir stratejiyi işaret ediyor. Avrupa'ya yönelik sert dil ise, ABD'nin Ukrayna krizindeki yaklaşımı konusunda transatlantik ortaklık içinde devam eden gerilimi ve Trump yönetiminin, barış müzakerelerinde Avrupa'yı ikinci plana atma isteğini de gözler önüne seriyor. Bu söylem, ABD'nin Avrupa güvenliğindeki geleneksel rolünü yeniden tanımladığı ve daha fazla "işlem temelli" bir ilişki aradığı yönündeki algıyı güçlendiriyor.
Sonuç olarak, Trump'ın mesajı açık: ABD artık "karşılıksız" vermeyecek. Ukrayna'ya destek, bir "hayırseverlik" işi değil, müttefiklere silah satan ve Avrupa'nın güvenlik mimarisinde kendi koşullarını dayatan bir stratejinin parçası haline geliyor. Yani Avrupa’nın, savaşın görünen sınırlarının ötesinde, güvenlik yükünü daha çok kendi iç politika ve stratejik özerklik arayışları üzerinden taşıdığı bir döneme giriyoruz. “Avrupa’nın kucağında kalan savaş” artık sadece jeopolitik bir gerçeklik değil, enerji, ekonomi, göç ve diplomasi alanlarında da uzun vadeli politika kararlarını şekillendiren bir süreç haline geldi. Bu dinamikler, Avrupa’nın savunma ve güvenlik mimarisini yeniden tasarlama ihtiyacını acil kılıyor; aynı zamanda ortak hareket etmenin, dayanışmanın ve kendi bağımsızlık hedeflerini belirlemenin etkileşimli bir çıkış yolu sunduğunu gösteriyor.
YAZARIN SON YAZILARI

Ne değişti? Onur Yiğit göreve iade edildi

Esad'ın suçlarını meşrulaştıran başmüftüsü Ahmed H...

Tarihi keşif: Selçuklu'nun Hz. Muhammed (S.A.V) se...

Haber alamıyorlardı: Meryem Kuytul, 'Annemi Diyarb...

Ordusu olmayan ülke Rusya ile savaş hazırlığı yapı...



