Cenevre müzakereleri ve Avrupa güvenlik mimarisinin geniş kapsamlı yapısı

Cenevre müzakereleri ve Avrupa güvenlik mimarisinin geniş kapsamlı yapısı

Rusya, Ukrayna ve ABD heyetleri arasında 17-18 Şubat'ta Cenevre’de gerçekleşen barış müzakerelerinin üçüncü turunda, askeri ve insani bazı konularda göreceli sonuç alınmış olsa bile toprak ve Zaparojya nükleer santrali gibi temel maddelerde çıkmazlar devam ediyor. Cenevre uzun zamandır tarafsız platform olarak bilinir. Ancak sembolik yönü tek başına bu tip gerilimlerin bitmesine yeterli olmuyor. Washington'un yardım, yaptırım ve tehdit (havuç-sopa) taktiği ile bir araya getirdiği tarafların bu görüşmelerini Avrupa başkentleri de belli seviyede destekliyor. Bu nedenle Almanya, Fransa ve Birleşik Krallık'tan yetkililer de "pratik güncel konular" olarak tanımlanan konulara odaklanmak üzere hazır bulundular: insani yardım koridorları, esir değişimi, enerji güvenliği ve çatışmalarda tırmanmayı önleme mekanizmaları üzerinde duruldu. 


Müzakereler, etki alanı yönüyle iki ülke ile sınırlı değil: Gelişmeleri Avrupa güvenlik mimarisinin geniş kapsamlı yapısından ayıramayız. Herhangi bir uzlaşma, NATO'yu, AB politikasını, yaptırım rejimlerini ve uzun vadeli caydırıcılık düzenlemelerini etkiliyor. Barış sadece ikili değil, sistematik bir etkiye sahip. Ve Rusya-Ukrayna, sadece rakibiyle değil, iç ve uluslararası kamuoyuyla da iletişim halinde. Bu nedenlerle Cenevre'de yapılan açıklamalar Kiev, Moskova, Washington ve Avrupa başkentlerinde hemen yankılanıyor. Çok ilginç olanı ise müzakerelerin şiddetli çatışmalar devam ederken yapılabiliyor olması. Askeri baskı, müzakere gücünü artırmak için kullanılabilir; fakat aynı zamanda pozisyonları sertleştirebilir ve uzlaşma için siyasi alanı daraltabilir. Diplomatik süreçler, koşullar olgunlaşmadan çok önce de barış için zemin hazırlayabilir. Bu nedenle Cenevre görüşmeleri, acil bir çözümden ziyade diplomatik çöküşü önlemek açısından önemli. 


Kiev, pozisyonunu en baştan beri kamuoyuna açık bir şekilde ifade ediyor: “egemenlik ve toprak bütünlüğü müzakere edilemez”. “Herhangi bir barış çerçevesi, güçlü güvenlik garantilerini sağlamalı ve zorla toprak tavizlerinden kaçınılmalıdır”. Buna karşılık Moskova'nın, tartışmalı bölgelerde toprak kontrolünün tanınması ve Ukrayna'nın NATO üyeliği isteğinden vazgeçmesi temel şartları. Kiev bu talepleri egemen devlet olma ilkesiyle bağdaşmıyor diyerek reddediyor. Yani taraflar arasındaki uçurum aynı şekilde devam ediyor. Yine de, heyetlerin aynı masada oturması, en azından sorunların ve isteklerin karşılıklı dile getirilmesi, önerileri test etmek veya dış kamuoyuna kararlılık sinyali vermek gibi unsurlar bu dialog ortamında hayata geçebiliyor. 


Tartışmalı temel konular ve alınan kararlar 


Ateşkesin uygulanması Amerikan tarafının katılımı ve onların denetiminde olmasında mutabık kalındı. Ama ateşkesin gerçekleşmesi bile aylar alabilir. Ukrayna, Donbas'tan asker çekilmesi konusunda, Rusya'nın da aynı mesafede geri çekilmesi şartını öne sürüyor. Kiev yönetiminin üzerinde ısrarla durduğu Zaporijya Nükleer Santrali’nin statüsü ve güvenliği konusunda taraflar henüz mutabakata varamadı. Nükleer santralin, kendi kategorisinde Avrupa’nın en büyüğü ve dünyanın ilk onu içerisine girdiğini hesaba katarsak Kiev’in ısrarı daha iyi anlaşılacaktır. Fakat savaş başladıktan bir kaç ay sonra santralin kontrolü Rus birliklerin eline geçmişti.


Ukrayna heyeti, Washington tarafından yoğun baskı altında. Bu baskı hem temel konularda Kiev’in diretmemesi hem de ülkede seçimlerin altyapısının oluşturulması yönünde. ABD yönetiminin Kiev'e savaşı bu yaz başına kadar sonlandırma önerisinde bulunduğu biliniyor. Trump ve ekibi, kasım ayında yapılacak Kongre seçimleri öncesinde iç siyasete odaklanmak istiyor. Bu nedenle taraflar üzerinde baskı kurarak sorunda mesafe almaya çalışıyorlar.


Müzakerelerin en tartışmalı konusu toprak bütünlüğü olmaya devam ediyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Donbas bölgesini Rusya'nın "tarihi toprağı" olarak nitelendiriyor ve bu bölgelerin askeri ya da başka yollarla kontrol altına alınacağını söylüyor. Kiev ise toprak tavizine kesinlikle yanaşmayacağını dile getiriyor. Bu konuda Avrupalı liderler aynı çizgide bulunuyorlar. Bu nedenle Ukraynalı yetkililer, Avrupalı temsilcilerin müzakere salonunda yer almasa da süreçle sürekli temas halinde olmalarını istiyor. 


Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Axios'a verdiği röportajda, Ukrayna halkının Rusya'ya toprak devrini öngören herhangi bir barış anlaşmasını referanduma sunulması halinde kesin biçimde reddedeceğini ve Ukrayna birliklerinin Donbas'tan çekilmesinin ancak Rusya'nın da aynı mesafede geri çekilmesi halinde tartışılabileceğini söyledi. “İnsanlar bunu duygusal olarak asla affetmez. Ne beni affederler ne de ABD'yi" diyen Zelenskiy, Ukraynalıların kendilerinden ülke topraklarından vazgeçmelerinin istenmesini anlayamadığını ifade etti.


Cenevre müzakereleri öncekilerden farklı 


Abu Dabi'de yapılan ilk iki turun ardından, Cenevre’de bir araya gelen taraflar, daha geniş bir gündem ve daha kalabalık heyetlerle masaya oturdular. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Cenevre'nin tercih edilme nedenini "tüm tarafların programlarının senkronizasyonu" olarak açıkladı. Ancak asıl farklılık, görüşmelerin içeriğinde. Abu Dabi'deki turlarda ağırlıklı olarak askeri ve güvenlik konuları ele alınırken, Cenevre'de gündem genişletildi. Kremlin açıklamasına göre, bu kez "daha geniş bir konu yelpazesi", özellikle de "toprakları ilgilendiren ana konular" masaya geldi. Taraflar ayrıca enerji ateşkesi olasılığını da ele aldı. 


Rus heyetinin yapısı, Cenevre'deki görüşmelerin en dikkat çekici özelliklerinden biri. Heyet başkanlığına, Abu Dabi'deki turlarda yer almayan Devlet Başkanı Yardımcısı Vladimir Medinski getirildi. Medinski, daha önce İstanbul'daki müzakerelerde Rusya'yı temsil etmişti. Heyet, 20 kişiye genişletildi ve Dışişleri Bakan Yardımcısı ile Rusya Doğrudan Yatırım Fonu Başkanı (Kirill Dmitriyev) dahil edildi. Dmitriyev'in katılımı özellikle dikkat çekiyor. Bloomberg'in aktardığı "Kirill Dmitriyev Planı"na göre, Rusya'nın enerji ticaretinde dolara dönüş, nükleer enerji işbirliği, ortak petrol ve LNG üretim projeleri ile Amerikan şirketlerinin Rusya pazarına dönüşü için imtiyazlı koşullar gündemde.


Cenevre'deki diplomatik trafiğin bir başka ayağını Avrupalı temsilciler oluşturdu. İngiltere Başbakanı Keir Starmer'ın güvenlik danışmanı Jonathan Powell, Cenevre'de Witkoff ve ABD Ordu Bakanı Dan Driscoll ile görüşmeler yaptı. İngiliz heyeti üçlü görüşmelere katılmazken, müzakerelerin seyri hakkında bilgi almayı hedefledi. İtalya, Almanya ve Fransa'dan da temsilciler Cenevre'de bulundu, ancak doğrudan müzakerelere katılmadılar.


Sonuç olarak, Cenevre’de daha geniş bir konu yelpazesi içinde asıl ana konular ele alındı. Topraklar ve diğer temel konular masaya geldi. Fakat Rusya'nın Donbas'tan çekilme şartı ile Ukrayna'nın toprak bütünlüğü ısrarı arasındaki temel çelişki çözülmedikçe, bu müzakerelerin savaşı sonlandırması beklenmiyor. Bu nedenle, kapsamlı bir barış anlaşmasından ziyade, sınırlı bir güven artırıcı önlemler paketi veya belirli bir cephe hattında çatışmaların durdurulması gibi insani ağırlıklı bir sonuç çıkması daha olası. Başka bir husus müzakere sürecinin Cenevre’de devam etmesinin kendisi, şu an için en önemli kazanım olarak görülüyor. Ukrayna, ABD’nin baskısı ve iç siyasi dinamikler arasında kritik bir karar anında. Yaza kadar atılması planlanan adımlar, Ukrayna’nın geleceğini belirleyecek ve bölgedeki güç dengelerini değiştirecek. Mevcut koşullarda Rusya'nın Batılı ülkelerle, özellikle Avrupa Birliği ile ekonomik bağlarının tamamen çöktüğü bir ortamda, ABD ile çok yönlü işbirliği fikri neredeyse devrim gibi görünüyor.

YAZARIN SON YAZILARI