Biz de öyle bir sevdaya kapıldık ki...

Bahattin Karataş

Bahattin Karataş

03 Tem 2017 15:27
  • Herkes bir aşka bir sevdaya tutulur, aşık olur.. Aşkın kıymeti ödenen bedele göredir. Çünkü aşk bedel ister.. Bedeli ödenmeyen aşklara, yalancı aşk denir.. Bu tip aşklarda da istismarlar, aldatmalar çok olur. Genellikle de sonu hüsrandır.. Mağduriyet ve pişmanlıklarla doludur.. Türkülerdeki feryatları sıksanız, aşıkın maşukundan karşılığını bulamadığı şikayetler ve çektiği acılar damlar.
          
    Aşkı uğruna, bazen malını, bazen ömrünü ve malım mülküm her şeyim dediği varlığını feda eder.. Mecnun gibi yollara düşer.. Aklını kaybeder Mecnun olur.. Her yerde Leyla'yı arar, Leyla'yı duyar ondan başkasını gözü görmez, kulağı duymaz.. Gelen her sese Leyla'dan haber mi var diye kulak kesilir, Leyla'ya kavuşacağım diye serapları kovalar..
         
    Bazen alır sazı eline Kerem olur, gurbet gurbet dolaşır Aslı'yı arar.. Bazen de Ferhat olur, dağları delmeye çalışır. "Vur kazmayı Ferhat çoğu gitti, azı kaldı" der, her şeye rağmen sabır ve sebatı öğretir aşkta vuslat arayanlara..

    Aşık bazen de, güneş aşkımı görünce utancından kaybolur hamakatinde bulunur.. Aşk insanı deli eder, aşk insanı kör eder diye de buna derler..
        
    Bazen de insan Allah aşkıyla yanıp tutuşur.."La meşhude illa hu" der. Ondan başkasını gözü görmez, her şey Onun görüntüsünden ibaret olur.. Her şeyde onu görür ,Onu duyar.. Onu bilir. Muhyiddin b. Arabi gibi ağyara kolunu kanadını budatır.. Bedelini öder "Vadet üş şühud" meslek ve meşrebinin pişdarı olur..
        
    Bazen de Hallacı Mansur gibi "Her şey O'dur, O'ndan başka hiçbir şey yoktur.. Heme ost heme ezost değil" der, aşkı uğruna kainatı inkar eder, bedelini de canıyla öder..
        
    Bazı aşklar nefsanidir.. Aşığını rezil-ü rüsva eder.. Bazen de aşk dünyevi olur, Leylaa Leyla! der Leyla da fani olur, kaybolur gider..
        
    İşte aşk böyle bir şey! İzafiden hakikiye dönüşür.. Buna ilahi aşk denir. Leyla'yı bulur ama "Mevlayı buldum, Leyla'yı nideyim ki" der sonunda.. İlahi aşk, aşığını ulvileştirir, bakileştirir.. El Baki Hüvel baki der..

    Aşkın sermayesi çile ve ızdıraptır.. Bedelsiz ve çilesiz aşk olmaz..

    Bazen de aşık aşkı uğruna malını canını hatta dünyasını ve ahiretini feda eder.. Yetmez bir de bin bir türlü eza ve cefayı çeker. Hakaretler edilir, iftiralara uğrar, zindanlara hapsedilir, işkencelere maruz kalır.. 'Dinim beni intihardan men etmeseydi Said bugün ölmüş, toprak olmuş gitmişti' der..

    'İnsanlığın kurtuluş davası için gözümde ne cennet sevdası ne de cehennem korkusu, milletimin imanının selameti adına cehennemin alevleri içinde yanmaya razıyım.. Vücudum yanarken gönlüm gül gülistan olur.. Zindanlara atanlara ve idamla korkutmak isteyenlere de saçlarım adedince başlarım olsa ve her gün birisini kesseniz zındıkaya teslimi silah etmem' diye haykırır..
        
    'Ve seksen yedi sene dünya hayatımda dünya zevki namına bir şey tatmadım. Bütün hayatım harp meydanlarında, esaret zindanlarında ve memleket mahkemelerinde geçti. Çekmediğim eza cefa kalmadı Bir cani gibi muamele gördüm, memleket memleket sürgüne yollandım.. Münafık dostlarına da gurbet elde gavur Rus'un bana çektirmediğini, kendi ülkemde, münafık dostlarım bana çektirdiler' der. Üstüne üstlük bana bunca zulmü reva görenler eğer imanlarını hakikatlerle kurtaracaklarsa hakkımı onlara helal ettim deme yiğitliğinde, fedakarlığında bile bulunur. İşte aşk, işte aşık.. Aşk buna derler..

    Bugünün aşığı da aşkı ve sevdası olan yeryüzünün sulh ve barışı uğruna hiç bir tarihin henüz kaydetmediği bir bedel ödüyor.. Dünyanın şahitliğinde, yer gök ehlinin kıskanacağı hayrette, başkasının ahiretinin kurtuluşu için feda ettiği dünyasını holdinglerini, hanumanlarını, malikane ve kaşanelerini, yatlarını ve saraylarını, makam ve mansıbını, haysiyet, şan, şöhret ve itibarını, çoluk-çocuk, ana-babasını, yar-u yaranını dost, ahbap ve akrabasını, ömrünü ve gençliğini tereddütsüz feda edebiliyor..

    Kur'an'ımız, "Müminlerden öyle yiğitler vardır ki Allah'a verdikleri söze sadık kaldılar. İçlerinden bir kısmı verdikleri sözü yerine getirdiler, şehit oldular.. Bir kısmı da beklemektedir.. Sözlerinden asla dönmediler, duruşlarını bozmadılar.."(Ahzab 23)

    Evet her aşk uğrunda verilen bedellerle, çekilen çilelerle kıymet kazanır.. Ucuz, bedava aşklar vardır ki bedel istemez. Bir işarete bir çiçeğe bir tebessüme bakar.. Aşık oldum der.. Ama ilahi aşk pahalıdır.. Bedeli de pahalıdır herkesin harcı değildir.. Nefsini, zaaflarını dünya ve ukbasını aşmak ister..

    Sahabe devrinde böyle delicesine bir aşk yaşanmıştı.. Dünya tarihinde bu bedelde başka bir aşk yaşanmamıştı. Asırlar var ki Allah ve Resulü adına böyle yardan serden geçmişlik adına ortaya bir şey konulamamıştı..

    İşte bugünün aşığı da bu süreçte böyle çetin bir imtihana tabi tutuldu. Yüz binlerce genç ihtiyar, kadın erkek, çoluk çocuk yardan serden geçerek, zindanlarda kutsal aşklarının bedelini göz kırpmadan ödüyor.. Hem mal, hem de canlarıyla ödüyor.. Hem de dünyanın en zeki, en akıllı ve en yeteneklileri olarak ödüyor.. Saf ve kandırılmışlar olarak değil.. Hak ve hakiki bir aşk bir dava var ki uğrunda her şeyini feda edebiliyor...

    Onca işkenceye rağmen, bir kısmı cezaevlerinde sabır sebat ve teslimiyetle, bir kısmı da gurbette ve hicrette.. Dün holdingi olup bugün ekmek kuyruklarına girmeleri, lokantalarda bulaşık yıkayarak bir kısmının da pazarlarda tezgah açarak sabır sebat ve teslimiyetleri bu şekilde bedeli ödenen bir aşkın ve davanın bir macera ve fantazi olmadığı, dünyanın bu aşka sahip çıkmasıyla da bu davanının samimiyet ve hakikatını gösteriyor.. 

    Adeta Kur'anı yaşıyorlar "Allah nefislerinizi ve mallarınızı cennet mukabilinde sizden satın almak istiyor.." (Tevbe 111) Onlar da satmasını bildiler..

    Efendiler Efendisi Efendimiz(sas), kardeşlerim gelecek benim adımı dünyaya duyuracaklar derken tarihte emsali görülmedik kamet ve kıymetteki aşk ve sevdasına ne kadar da uyduğunu ve kurban olayım adının kıyamete kadar can ve ruh üflediğini, yıpranmadığını hala canlı ve dipdiri olduğunu gösteriyor..

    Kader, dünyada eşi benzeri olmayan bir aşkı insanlığı şahit tutarak tarihin altın sayfalarına geçiyor.. Başındaki zatın davasında, aşk ve sevdasında ne kadar sadık, samimi, fedakar, hasbi olduğunu ve dava arkadaşlarıyla beraber maddi manevi tüm varlıklarını ruhlarıyla beraber bu zamanın zarfına koydular.. Dünyayı şahit tutarak hem de.. Kurban olsun sana, canımız, malımız, dünyamız ukbamız ya Resulallah yeter ki memnun ol, 'kardeşlerim' de bize..
         
    İşte böyle bir aşka bir sevdaya tutulduk.. Bir Leyla'ya vurulduk, aşkımız, fani, nefsani, şehevani maddi ve dünyevi değil.. Hz.Muhammed'in (a.s) topyekun Enbiyanın (a.s.) ashab, tabiin, tebei tabiin ve asfiya, evliya ve mukarrebinin (r.a) aşkına tutulduk.. Kader de bedel olarak hepsinin çektiklerinin küçük bir numunesini yol seçti.     

    Aşkımızdan şikayetimiz yok.. İnsan sevgilisinden çektiklerine şikayet eder mi? Edecekse neden aşk belasına bulaşır? Aşık şairin dediği gibi deriz;

    Aşığım dersin bela-yı aşktan ah eyleme
    Ah edip ahından ağyarı agah eyleme
    Dertliyim dersen bela-yı dertten ah eyleme 
    Ah edip dertsizleri derdinden agah eyleme..

    Arab aşığın ifadesi de buraya yakışır.. "Ah minel aşki ve halatihi, ahraka kalbi biheraratihi...''

    Bu aşkın vaslına Ferhat gibi dağlar aşılır, Kerem gibi yollara, Mecnun gibi çöllere düşülür, kandan irinden deryalar geçilir.. Ama dönmek yok, ağlamak yok, darılmak yok.. Başımıza gelenlerden dolayı dişimizi sıkıp 'vur kazmayı Ferhaaat çoğu gitti azı kaldı' demek var..

    Bahattin Karataş
    03 Tem 2017 15:27
    YAZARIN SON YAZILARI