Büyükşehirler, velûd döngü ve robotlaşan insan

İnsan özünde cevherlerle dolu bir varlık. İnsan, uzun bir hayat yolculuğunda… İnsan yaratılışı itibari ile bir hikmet arayışında. İnsan denen meçhul kendi cevherini arıyor. İnsanlık tarihi boyunca bir çok değer bu cevheri bulup ortaya çok sayıda eser çıkarmış. Maalesef şu anda çoğu zaman bu yapılan eserlerle övünüyoruz. Peki ya şimdi! Ne oldu da bu üretkenlik kayboldu? İnsanoğlu üretme işini otomatiğe bağlamış durumda. Yapılan işlerin bir ruhu yok. Etrafımıza insan nefsinin dikleşmesi ile doğru orantılı bir şekilde binalar dikiliyor. Koca koca binaların yanında minareler küçücük kalıyor. İnsanı ruh denizinin derinliklerine açacak bir görüntü yok. Ruhlar eli baltalı çok sayıda vahşinin saldırısı altında. Bu koca binaların altında insanlar devamlı bir koşturmaca altında. Nereye koştuğu belli ama koşarken kaç hakka girdiği, neyi ezdiği umurunda değil. Yüzünde modern yaşamın ortaya çıkardığı bütün ızdıraplar var. Elindeki bütün nimetlere rağmen insanoğlu büyük bir mutsuzluk çemberi içinde. Bırakın insan içine yönelik bir derinleşmeden söz etmek, insanın kendine vakit ayırması bile söz konusu değil. Tabii ki bu en çok velûd döngüyü öldürdü. İnsanların ruhları maddiyyunluk esareti altında meyve veremez hale geldi. İnsanlar söz fakiri, diller bellirli kelimelerle sınırlı, muhabbet kayıp, vefa semtini arıyor hale geldi. İnsanın ruhunu yok sayıp ağırlıklı olarak maddi cephesini tatmin gayreti sadece koca vücutlar altında ruhu aç, gönlü şefkat bekleyen ve anlaşılma özürlü bir toplum ortaya çıkardı. Ruh yolundan çıkartılıp maddenin esiri altında kalınca, ortada ruh inceliğini gösteren eserler, şiirler ve nezaket kültürü kalmadı. Modern çağın gürültüsü müziğe yansıdı, rock, pop kültürü halkın ve sanatın müziğinin yerini aldı. İnsan ruh inceliğini sergileyeceği yerde düşülen bataklıklarda vücudunu sergiler hale geldi. Modern çağın bencilliği sözde müziklerde şehvet, bencillik olarak yerini aldı. Modern dünyanın isyan kültürü en derin şekilde güfteleri doldurdu. Anlamsız sözlerin ardı ardına sokulması sonrası ortaya çıkan garabetler gençliği etkiler oldu. Onlar açıldıkça gençlik ideallerini yitirdi. Dava, gayret şuurundan nefis, kısa yoldan köşeyi dönme psikolojisi ortaya çıktı. Büyükşehirlerde insan küçüktür. Büyüklük onu yutar. Büyüklük ve kalabalık insanları ezer, sindirir, bananeci ve bahaneci yapar. Elmasla donaltılmış insan bu ruh haliyle kömürleşir. Bu madenleri ve bu madeni işleme sanatını veren yüce yaratıcıya karşı ne büyük edepsizlik? İnsanın hali kirli bir çamura atılan bir elmas parçası gibi… Daha açısı düştüğü çamurun farkında olamamak. İnsanın yeniden ruhunun heykelini dikmesi ve içe dönük bir sefer yapması gerekiyor. İnsan denen meçhul keşfedilmeyi bekliyor. Şeytanın insanın başına açtığı en büyük plan, insanın modernite silahı ile robotlaşması olmasın… Belki de canavarlaşan toplumumuzun sorunlarını çözmek tekrar insana insan kimliği vermekle mümkün olacak. İnsan ne zaman kendisinin bir robot olmadığını anlayacak? Onu anladığı zaman yeniden velûd döngü meyve vermeye başlayacak. İnsanın içi neyle doluysa onu sızdıracak. Ne zaman içimiz muhabbet ve sevgi dolacak o zaman mutlu bir toplum olacağız inşallah.

YAZARIN SON YAZILARI