Erenlerin Nefesi Alevilik Bektaşilik

‘’Her nefes alış verişini Allah’ı anarak tüketmek’’ Hacı Bektaşi Veli
Nerede bir boynu bükük kitap görsem, dayanamam.
Dertleşmek, satır aralarında bana ne diyor, duymak, paylaşmak isterim. İşte o
boynu bükük kitaplardan birisi de Prof.Dr Osman Eğri’nin kaleme aldığı, Alevi
Bektaşi Klasikleri’nden Seçmeler, Erenlerin Nefesi isimli eseri. On üç kitabın
özeti mahiyetinde olan Kitap Şah’ı Merdan Yayınlarından Ekim 2014 ‘de basılmış.
Hak ve hakikat arayışı
Alevilik Bektaşilik özü itibariyle Hak ve hakikatle
insanları buluşturmak, insanı kemale erdirmek, ruhlarda olan hakikat arayışına
yön vermek, kalbleri arındırmak için Ehl-i Beyt’in tasavvufi ve irfan yörüngeli
mesleği, meşrebidir.
Tevhid düşüncesinde, Efendimiz Hz.Muhammed Mustafa’ya,
Hz: Ali’ye ve Ehl-i Beyt’e bağlılığını ortaya koyan bir anlayıştır.
Aleviler, abidlikten arifliğe, âşıklıktan sadıklığa yönelen daima sevginin,
hoşgörünün tarafında olmuş, kin ve nefrete, öfke ve düşmanlığa karşı hep
mücadele vermişlerdir. Hacı Bektaş Veli’den Kaygusuz Abdal’a, Cabbar Kulu’ndan
Virani Baba’ya, Hoca Ahmed Yesevi’ye kadar ‘’Ali gibi mü’min’’ olmayı, edep ve
irfan çeşmelerinin yolunu göstermişlerdir.
Alevi tarihine baktığımızda karşımıza yalnızca bir
inanç çizgisi değil, yüzyıllar boyunca süren bir itiraz, adalet ve insanlık
dili çıkar. Seyyid Nesimî, “İnsan Tanrı’nın aynasıdır” diyerek bedel ödemekten
çekinmezken; Fuzûlî, Kerbelâ acısını şiirle tarihe kazımış, Pir Sultan Abdal
ise zulme karşı sözüyle başkaldırının simgesi olmuştur. Hacı Bektaş Veli’den
Yunus Emre’ye, Hatayi’den Kul Himmet’e uzanan bu yol, iktidarın değil mazlumun,
kuralın değil vicdanın yanında durmuştur. Alevilik Bektaşilik bu bilge insanların
hayata bakışından okunduğu zaman, insanı merkeze alan ahlaki bir duruş olarak
okunabilir ve hayata ait pusulalar çıkarılabilir.
Dört Kapı Kırk Makam
Örneğin Makalât, Hacı Bektaş Veli’nin bize
yukarıdan konuşan bir öğreti değil, yanımıza oturup hâl hatır soran bir yol
önerisidir. Abidlere, zahidlere, ariflere, ve muhiplere seslenir. Dört Kapı
Kırk Makam diye anlatılan bu yol, insana önce kendine bakmayı, nefsini tanımayı,
kimseyi incitmeden yaşamayı öğretir. Kitap boyunca ibadetin şekilden ibaret
olmadığı, asıl meselenin adaletli, paylaşımcı ve merhametli bir insan olabilmek
olduğu hatırlatılır. Hacı Bektaş Veli, Allah’ı uzaklarda aramaz; onu insanın
sözünde, davranışında ve vicdanında bulur. Belki de bu yüzden Makalât,
yüzyıllar sonra bile okura hâlâ “önce insan ol” diye seslenir.
Makalât’ta Hacı Bektaş Veli, insanın Hak yolundaki hâllerini rüzgâr,
ateş, su ve toprakla anlatır. Abid rüzgâr gibidir; ibadet eder ama hâli
savrulandır. Zahid ateş gibidir; nefsini yakarken başkasını da yakabilir. Ârif
suya benzer; sakinleştirir, temizler, yolunu bulur. Muhip ise topraktır;
sessizdir, sabırlıdır, hor görülse de bereket verir. Bu benzetmede asıl öğüt
açıktır: Yol, ibadetle başlar ama toprak olmayı öğrenmeden tamamlanmaz; çünkü
Hak, en çok yük taşımayı bilen gönülde görünür. Halkın atıyyesini matıyyeleri
taşır. Zahid, aslını bilmeden ibadet yapar. Arif, Allah’ın sanatını tefekkür
ederek iş yapar, Muhib ise yalvarıp, yakararak, sevgiliyle hareket eder.
Aklı korumanın, gönül kalesinde tutmanın yolu ise riya ve
tamahtan kaçınmaktır. Sabır, utanma ve kanaatle erenler aklını koruyabilirler.
Gönül Şehri’nin Pusulası: Marifet Kapısı
Günümüzün bilgi kirliliği ve hız çağı içinde,
"bilmek" ile "idrak etmek" arasındaki o uçurumu Hacı Bektaş
Veli’nin Makâlât’ı ustaca hatırlatıyor bizlere. Hünkâr’ın sisteminde marifet,
sadece zihinsel bir süreç değil; edeple başlayan, sabırla pişen ve
"kendini bilmekle" taçlanan on basamaklı bir ruh yörüngeli tekâmül
yolculuğudur. Şeriatın kurallarından geçip tarikatın disipliniyle harmanlanan
bir can için marifet; eşyanın kabuğundan çıkıp özüne bakabilmektir. Bu kapıda
ilim, cömertlikle birleşir; hayâ, sabırla kardeş olur. Çünkü Bektaşî
öğretisinde marifet, Allah’ı kelimelerde değil, kendi gönül aynasında
bulmaktır. "Nefsini bilen Rabbini bilir" düsturunun hayat bulduğu bu
on makam, aslında modern insanın kaybettiği o iç huzurun ve toplumsal nezaketin
kadim reçetesidir. Hakiki bilgiye ulaşmak isteyenin yolu, önce kendi kibrini
miskinlik (kendini sıfırlama) hırkasıyla örtmekten ve gönül şehrine edeple
girmekten geçer.
Dervişin bakışı
Dervişane bakışla, Allah’ın velisi, kendi zamanının Nuh’udur.
Onun yardımı, Allah’ın kullarını tufan belasından koruyan gemidir. Su
tufanınında beden sudan kurtulabilir ama cehalet tufanı ruhları yok eder.
Dervişlik üç şeydir: Tamahı terk etmek, reddetmeyi terk
etmek, biriktirmeyi terk etmek. İnsan oldur ki sözüne sadık ola, Peygamberlerin
sözüne inana, Hakk’a itaat ede. Evliyaları inkar eylemeye, cahillerin şerrinden
uzak ola. İnsan oldur ki, bu hallerden gafil olmaya,, ma’rifet makamını
kazanmış ola, Hakk’ın makamını kazanmış ola, Hakk’ın birliği hakikatini
keşfetmiş ola, Allah’a kavuşa.
Hak Muhammed Ali yolunun yolcusu olan Ehl-i Beyt, asırlar
boyunca pirlerin, mürşitlerin, erenlerin, ozanların ser çeşmesinden süzülüp
gelen sözler, semboller, şiirler, duygu ve düşünceleri ile Hızır çeşmesinden,
irfan yolcusu olmak isteyenlere cömertce nefesini vermektedir.
YAZARIN SON YAZILARI

2026 Oscar Adayları Açıklandı: Bir ilk 'Sinners' 1...

Trump açıkladı: ABD donanması İran'a doğru yola çı...

Trump'ın elindeki morluk merak konusu olmuştu: Seb...

Depremde çadır satan Kızılay'a soruşturma kapandı!...

Musk'tan insanlığı korkutan sözler!



