Lyon’da Kültürel Mozaik

Lyon’da Kültürel Mozaik

Hafta sonu Lyon şehrinde bir programa davetliydim. Lyon, Fransa’nın gastronomi başkenti olarak bilinir; geleneksel bouchon restoranları, quenelle ve tarte praline gibi yerel lezzetleriyle ünlüdür. Tarihi Vieux Lyon bölgesi ve binaların içinden geçen gizli traboule geçitleriyle dikkat çekerken, ipek üretimiyle tanınan Croix-Rousse semti şehrin geçmişini yansıtır. Ayrıca sinemanın doğduğu yer olması (Lumière Kardeşler) ve her yıl düzenlenen Işık Festivali sayesinde Lyon, kültür ve tarih açısından da öne çıkmaktadır.

Lyon’un çiseleyen yağmuru ve hafif donduran havasında, 24 Ocak sabahı Fransa Hizmet Gönüllüleri ile V.I.E Association Kültür Merkezi’nde buluştuk. Fransa’nın farklı şehirlerinden bir araya gelen gönüllülerle gün boyunca birlikte yaşama kültürü, diyaloğun toplumsal boyutu üzerine müzakerelerde bulunup fikir alışverişi yaptık. Ayrıca kültürlerarası ve dinler arası diyaloğun Fransa’da nasıl geliştirilebileceğini ele aldık. Etkinlik, V.I.E Association, Cohésions ve Plateforme de Paris’in ev sahipliğinde gerçekleşti.

Samimi bir atmosferde gerçekleşen etkinliğe Fransa’da yetişen gençler de renk kattı. Gün boyu süren program kapsamında üç atölye çalışması yapıldı. Üç ana başlık altında müzakere grupları oluşturuldu ve ele alınan konular, ortaya çıkan farklı fikirlerle birlikte sonuç raporu hâline getirildi. Hizmet’in 12 temel değerinin örneğin aktif vatandaşlık, kadınların toplumsal rolünün güçlendirilmesi, insana ve insan haklarına saygı gibi önemli konuların hayata taşınması, kültür ve sanat yoluyla yaygın diyalog imkânları ve “Ramazan’ı Keşfet” programı üzerinde duruldu.

Diyalog ve birlikte yaşama kültürüne duyulan ihtiyaç her geçen gün artıyor. Yalnızlık, dijital bağımlılık ve inançsızlık bireyleri daha da yalnız ve çaresiz hâle getiriyor. Bu noktada diyaloğun sürekliliği ve ısrar, kalıcı dostluklar kurmanın anahtarı olarak öne çıkıyor. Uzun yıllardır Strazburg’da yaşayan Meryem Hanım, komşularıyla kurduğu kalıcı diyalog örneklerini paylaştı. Evine gelen dostları için günlük tuttuğunu, eşi Sadık Bey ile birlikte köklü dostluklar inşa ettiklerini, kendine has Karadeniz ağzıyla anlattı. Fransız arkadaşıyla birlikte belediyeye gittiklerinde yaşadıkları bir olayı da aktardı: İşlerini bitirip çıkacakları sırada bir memurun aşağılayıcı bakışını fark eden Fransız arkadaşı hemen müdahale ederek, “Bu benim meleğim, koruyucum. Sen de tanısan onu çok seversin,” demişti. Kiliselerde verilen yemeklere dair ilginç anekdotlar da paylaşıldı. Banu Hanım ise, komşusu Jennifer’ın kızı Stephen’ı kendisine emanet ederken söylediği “Kızımı ilk kez başka birine teslim ediyorum” sözünü ve başka bir dostunun “İsterseniz yazlığımızın anahtarı sizde kalsın” teklifini duygulanarak anlattı.

Bir diğer gönüllü arkadaşımız, başörtülü annesiyle birlikte operaya gittiklerini ve bu durumun neredeyse tüm izleyicilerin dikkatini çektiğini ifade etti. Operaya başörtülü birinin katılımının, birçok insanın ilgisini çekerek varsa önyargılarını sorgulamalarına ve araştırmaya yönelmelerine vesile olabileceğine dikkat çekti. Ramazan programlarında ise Hacivat-Karagöz gösterileri, ebru ve hat sanatları, musiki ve şiir dinletileriyle zenginleştirilen renkli iftarlar düzenleniyor. Masalara bırakılan ve çeşitli sorular içeren “muhabbet kartları” da oldukça ilgi görüyor.

Dünyanın farklı coğrafyalarında olduğu gibi “Ramazan’ı Keşfet” projesi iki yıldır Fransa’da da uygulanıyor. Bu yıl da binlerce Fransız ailenin Hizmet Gönüllülerinin evlerine davet edildiği bir etkinlik olarak devam edecek. Farklı kültürlerden insanların Ramazan’ın manevi ikliminde bir araya geldiği iftar programlarına ilgi her geçen gün artıyor. Ramazan iftarları, zamanla geniş çaplı bir keşfe dönüşerek kalıcı dostlukların kurulmasına vesile oluyor.

Bu tür etkinlikler, biraraya gelişler bana tekrar kendi değerlerimizi evrensel değerlerle sentezlemenin önemini hatırlatıyor. Toplumların birbirlerini tanıması, tanıdıkça arada oluşan mesafelerin kısalması ve ötekileştirici önyargıların da kırılması anlamına geliyor.

Ya bu yüzyılda herkesin kendisiyle özdeşleştirebileceği, aynı evrensel değerlerle bütün hâline getirilen, insanlık serüveninde güçlü bir inancın rehberlik ettiği ve bütün kültürel çeşitliliklerimizle zenginleşecek bir uygarlık kurmayı başarırız ya da ortaklaşa bir barbarlığın içinde yok olup gideriz. (Amin Maalouf)

 Lyon’da düzenlenen bu diyalog etkinliği, pek çok önemli projeye ve yeni heyecana gebe görünüyor.

https://open.spotify.com/episode/1EdyniBSBxKigwTIpCoknu?si=cJIRGxLpSqecqJCdW6zagg

YAZARIN SON YAZILARI