Sarı zarflar

Son dönemde çekilen en çarpıcı yapımlardan biri olan Sarı Zarflar, Türkiye’de rejimin, namuslu ve ülkeye katma değer sunan insanlara bazen ne kadar basit gerekçelerle zulmedebildiğini ve hayatlarını nasıl cehenneme çevirebildiğini anlatan güçlü bir film. Yönetmen İlker Çatak’ın ödüllü filmi, ince dokunuşlarla işlenen hukuksuzlukları, göstermelik mahkemeleri ve rejime yaslanmış yöneticilerin küçük hesaplarını gözler önüne seriyor. Sadece makamını düşünen, sorumluluğu altındaki insanların hayatlarını hiçe sayan sözde idarecilerin basitliği ve küçüklüğü ustaca ele alınıyor.
Filmde Özgü Namal’ın canlandırdığı Derya, başarılı bir tiyatro sanatçısı ve iyi bir anne. Tansu Biçer’in hayat verdiği Aziz ise üretken bir akademisyen ve yazar. Her ikisi de özgür düşüncelerini savundukları ve rahatsız edici görülen söylemleri nedeniyle önce işlerinden, sonra evlerinden ve hayatlarının merkezindeki değerlerden koparılıyorlar.
Ailenin kızları Ezgi, anne ve babası işsiz kalan bir gencin yaşadığı öfkeyi, kırılmayı ve içsel isyanı temsil ediyor. Ailenin sığındığı yer olan Güngör Hanım, yani Aziz’in annesi, bugün yaşanan mağduriyetler karşısında çaresizce evine sığınmak zorunda kalan insanların ortak hikâyesini temsil ediyor. Anne babasının evine sığınabilenler belki şanslı sayılır. Ama bu süreçte ailesi tarafından kabul edilmeyen, hatta evlatlıktan reddedilen insanların varlığı da bu hikâyenin en ağır taraflarından biri.
Film, hayatını kazanmak zorunda kalan akademisyenlerin şoförlük gibi işlerde çalışmasını, düzene ses çıkarmayan ve yalnızca kendini kurtarmayı düşünenlerin varlığını da gerçekçi bir şekilde yansıtıyor. Onuruyla sonuna kadar direnen Aziz karakterinin korkuları var elbette, ama çizgisini korumayı seçiyor. Derya ise evladını koruyabilmek için bir noktada sisteme boyun eğmek zorunda kalan insanların yaşadığı ahlaki kırılmayı temsil ediyor. Bu yönüyle film, sanatçıların ve aydınların zaman içinde yaşadığı değişimi, etik değerlerin bazen nasıl parayla ya da korkuyla yer değiştirdiğini de anlatıyor. Aynı zamanda toplumsal kırılmaları ve kutuplaşmayı derin bir şekilde hissettiriyor.
Ve her şey bir sarı zarfla başlıyor…
Tehdit, yıldırma ve sindirme… Herkesi kendine benzetmeye çalışan, adaleti kör, hukuku ise araç haline getiren bir sistemin sembolü haline geliyor bu zarflar.
Sarı zarflar birer birer dağıtılırken, neyin suç olduğu, kimin sırada olduğu ve bir adım sonra neyin geleceği belirsiz bir bekleyişe dönüşüyor. Sadece kimlikler değil, hayatlar da yırtılıp atılıyor.
İnsanlar neyi beklediklerini bilmeden bekliyorlar. Ve bu bekleyiş, zamanla insanın umudunu tüketiyor. Çünkü otoriter düzenlerin en etkili silahlarından biri, insanı belirsizliğin içine iterek umut ve direncini kırmaktır.
Filmin Türkiye gibi ülkelerde yasaklanmasının nedenini anlamak zor değil. Çünkü Sarı Zarflar, belirsizliğin, dışlanmanın ve hayatın bir anda askıya alınmasının hikâyesini anlatıyor. On binlerce insanın hayatının dağılışını, yıkılan aileleri ve adeta kendi evlatlarını yiyen bir düzeni yer yer mizahi ama çoğu zaman derin bir hüzünle ele alıyor.
Sarı Zarflar, yalnızca bir film değil; aynı zamanda bekleyişin, korkunun ve direnişin hikâyesi.
https://www.buzzsprout.com/admin/1745031/episodes/19017446-sari-zarflar
YAZARIN SON YAZILARI

İtalya'dan İsrail'e: 'Derhal serbest bırakın!'

İşte sonuç! Ataşehir Belediye'sinde yeni başkan se...

Bahçeli'den sürpriz Beştepe ziyareti: Görüşmenin i...

İktidara yakın araştırma şirketinden Erdoğan ve Ba...

Merkez, ekonomik durgunluğu enflasyonun yükselişin...



