Ben özelim

Hüseyin Odabaşı
Yayınlanma Pazar, 26 Temmuz 2026
Allah Kuran-ı Kerim'de Şeytan'ın doğru yoldan sapma serencamesini neden anlattı? Allah (c.c) insanın yaratılışı esnasında özel bir toplantıda şeytandan gördüğü isyanı bizden saklayabilirdi. Neden bu mahrem toplantıyı ve içeriklerini vahiy ederek bizimle paylaştı? Bilmemizi istedi? Çünkü Şeytanın, meleklerin sözcülüğü seviyesinden Adem'e ve Allah'a (c.c) düşmanlık beslemesine doğru giden serüveninin tarafımızca iyice tahlil edilmesi gerekiyordu.
Kur'an-ı Kerim "vela tettebiu hutuvatişşeytan" der (Bakara, 208). Yani bize tembihte bulundu: "Şeytanın adımlarını takip etmeyin". Bu özel toplantıda insanların da takip etmesi mümkün olan şeytanların adımları, yolları, meşrepleri ve tarzı oluştu. Sonu ateşle biten bu tehlikeli yoldan insanoğlu olarak haberdar edilmemiz ve uyarılmamız gerekiyordu. Allah Teâlâ Kuran-ı Kerim'de İblisin isyan şeklini nefsi ve egosu olan biz insanlara iyice idrak edelim diye laboratuvar formatında tasvir ve takdim etti.
“Kâle mâ mene’ake ellâ tescude iż emertuk(e)(s) kâle enâ ḣayrun minhu ḣalaktenî min nârin veḣalaktehu min tîn(in)” -Sana buyurduğum halde, seni secde etmekten alıkoyan (mani olan) nedir?" dedi. "Ben ondan hayırlıyım, beni ateşten onu çamurdan yarattın." dedi. (Araf, 12).
Allah İblis’e neden isyan ettin demedi, asi oldun da demedi. Secde etmene ne mâni oldu diye şeytana sordu. Kişiliğinin derinliklerinde bir şey onun secde etmesine mâni oldu. Aslında secde edecekti fakat secde etmesine bir şey mâni oldu.
İblis aptal mıydı, özgür iradesi var mıydı? Doğruyu yanlışı ayırt edebiliyor muydu?
Allah’a (c.c) isyan ettiğinde bir ateistin isyan etmesinden farklıydı. Dini de Allah'ı da reddediyorum demedi. Öyle bir durumda değildi.
Fakat iblis öyle değil. Bir Allah’ın olduğunu biliyor ve itaat etmesi gerektiğini de. Donanımı da yerinde. Özgür iradesi de var. Allah kul olmak için bütün şartları taşıyorsun; zekisin, donanımlısın ve özgür iraden var. Yani isyan etmene sebep olan şey çok güçlü bir faktör olmalı.
Üstelik biz Kuran-ı Kerim’de yazılı olan namazı kıl, oruç tut gibi olan emirlerin tümünü Allah’tan biz dolaylı olarak aldık. O ise Allah’ın “secde et” emrini direkt aldı. Kuran’ı okuyoruz fakat vahyi direkt alamıyoruz. Peygamber Efendimizden duyduğumuz Allah’a ait dolaylı bize ulaşan emirlerinin üzerinden üstelik 1400 sene geçti. İblis ise; “secde et” emrini direkt Allah’tan aldı. Aradaki farkı hayal edebiliyor musunuz? Buna rağmen Allah’a itaat etmesine mâni olan engeli aşamadı.
Kıyamet günü hiç kimse Allah'ın emirlerine isyan etmeye yeltenmeyecek. Çünkü Allah (c.c) tam karşımızda kudretiyle tecelli etmiş ve sözlerine böyle muhatap olacağız. Göz göre göre isyan et bakalım. Direkt karşınızda Allah var ve size “secde et” diyor; Korkarsınız ve secde edersiniz. Fakat İblis’in içindeki bir şey Allah korkusundan daha ağır basıyor ve Onun emrine itaat etmesine mâni oluyor. Bunu bilmemiz lazım. Meseleye daha derinden bakmalıyız.
Çünkü İblisin kafasında bir benlik algısı var. Aynaya baktığımızda kendimizi görürüz. Fakat aynaya bakmasak bile bir benlik algımız vardır. Kendi imajımız. Ben böyleyim, ben öğrenciyim. Saygıdeğer birisiyim, cömerdim. Ben şöyleyim böyleyim. Kafamızda bir resim var. Bu resmin bir kısmını insanlar insanlarla kıyas ederek çizerler. Bununla aynı sınıftayım. Arkadaşlarımdan daha iyiyim. Buranın sorumlusuyum. Bütün işler benden sorulur. Ben bu işletmenin sahibiyim. Şu üniversiteden mezunum, diplomalıyım gibi. En çok parayı ben kazanıyorum. Babamın en sevdiği evladı, gözdesi benim. Sosyal medyada şu kadar takipçim var. Bu imajlarla insan diğer insanlardan değer görür.
Şeytanın da Allah'ın yanında bir imajı var. Hiçbir cin o seviye çıkmamış. Meleklerin yanında Şeytanın yüksek bir imajı var. Özel bir statüsü var. Allah meleklerle konuşurken beni aralarına katıyor. Allah Âdem denilen bir başkası hakkında duyuru yapıyor. Bu da kim? Neden Âdem secde edilecek kadar özel? O bu kadar özelse demek ben o kadar özel değilim. O bu secdeyi hak edecek ne yaptı? Sonradan yaratılan Adem’e secde et emri karşısında Şeytan’ın kendine olan güveni sarsıldı ve imajı yerle bir oldu.
Şeytan böylece bir ayrım noktasına geldi ya Allah’ın emrini çiğneyecek ya da kendi imajına sahip çıkacaktı. Gururunu ayaklar altına almayı göze alamadı. O yüksek imajının yerle bir olmasından korktu. Sonuçta gururunu ayaklar altına almaktansa isyan etmeyi tercih etti. O imajını kaybetmek istemedi. Zira Şeytan imajını bir kenara bırakarak sıradan biri gibi olamazdı. Gerçi melekler de Adem’e secde etti fakat, secde edenlerle eşitlenmek nefsine ağır geldi. Adem’e (r.a) secde edenlerle beraber secde ederse ne statüsü ne de ayrıcalığı kalırdı. Fakat O başkaydı, O farklıydı. Herkes gibi olamazdı.
Adem, secde edilmeyi hak edecek ne yaptı ki? O herkesten daha özel ve bir numara değil miydi? Eğer bir numara değilse ikinciliği de asla kabul edemezdi. Ya bir numara olmalıydı veya hiç!
Gururu çok incinmişti fakat suçlu kendisi olamazdı. Bu kötü durumu Ona birileri yaşattı. Bu durumda suçlu tabi ki Adem’di, tabi ki bu Ademi yaratan Allah’tı. O emir ve Adem olmasaydı çaptan düşmemiş olacaktı. Beslediği kin Adem’le de sınırlı kalmadı, Ademin evlatlarına kadar sıçradı. Hırsı hıncı kısa zamanda intikam ateşine dönüştü. İblis’e göre imajı sarsıldıysa Adem ve evlatlarının da sarsılmalıydı. Onların da sonu ateşle noktalanmalıydı. Adem evlatlarını saptıracağına dair yemin etti:
(İblis) "Rabbim! Beni saptırdığın için, mutlaka ben de yeryüzünde onlara (Adem oğullarına) günahları süsleyeceğim ve onların hepsini mutlaka azdıracağım!" dedi. (Hicr, 39)
İblis, tek değerinin bir numara olduğuna inanıyordu. İblis ve Onun yolundan gidenler öz değerlerini yaptıklarından, amellerinden ve davranışlarından almazlar. Değerlerini insanların takdiri, unvanları ve statülerinden alırlar. Eğer CEO yazsa değerini CEO dan alır. CEO unvanına sahip olduktan sonra ahlaklı veya ahlaksız olmanın, berbat veya kâmil bir insan olmanın bir anlamı yoktur. CEO her halükârda saygı görür.
Mesela taksi şoförünün çok da bir saygınlığı yoktur. Ahlaklı olması, ailesine iyi davranması ona toplumun nazarında bir değer kazandırmaz, saygı görmez. Sözünün eri olmasının Allah’tan korkmasının bir önemi yoktur. Ahlaki faziletler taksi şoförüne pek itibar kazandırmaz. Taksi şoförlüğü, meslek olarak toplumun gözünde aşağılardadır. Fakat CEO olmak size üst seviye bir bakış sağlar. Rütbeniz insanların sizi nasıl saygın olarak gördükleri ile alakalıdır. İblis insanların içine böyle bir zehir yerleştirir.
Şu dünyada İblisin açtığı yolda değerinizi, yaptıklarınızdan değil insanların sizi parmakla göstermesinden alırsınız. Kaç tane takipçin var. Rakiplerinize karşı durumunuz, statünüzü etkiler. Başkalarıyla kendinizi kıyaslarsınız ve değerinizi öğrenmeye çalışırsınız. Gözler sizin mi daha çok üzerinizde yoksa rakiplerinizin mi? Hangi marka giyiniyorsunuz? Kimliğiniz değerinizi belirler, yaptıklarınız değil. Ve o kimliğinizi ne pahasına olursa olsun kaybetmek istemezsiniz.
Bazı uyanık tüccarlar, bu takıntılarınızdan dolayı aptallığınızı kullanmak isterler. Markalar üzerinden sizi avlar paranızı alırlar. Marka diye bir çantaya binler dolar ödersiniz. Ama ne oluyor biliyor musunuz! Onu taşıdınız diye çantanın değeri artmıyor, o çantayı taşıdığınızdan kendi değerinin arttığını sanıyorsun. Çantama bakın, arabama bakın, evime bakın; nasıl bir evde oturuyorum. İblisin mantığı da böyle çalışıyor.
O birincilik tahtından indirildi. Artık değeri kalmadı. Bir insan hiçbir değeri kalmadığında ne söyler. Madem sen beni beş paralık ettin ben de senin yakandan düşmeyecek belalın olacağım. Sürekli problem çıkaracağım, sürekli seni üzeceğim. Onu elinde kalan bir parça değer ve onu devamlı hissettirecek. Varlığını acı çektirerek hissettirme yolunu tercih edecek. Varlığımı sürdürmenin tek yolu kaldı o da sıkıntı çıkararak varlığımı hissettirmek.
Bir numara değilsem ve acı da çektiremiyorsam aksi takdirde görünmez olurum, yok olurum. Görünmez biri olmaktansa bela olmayı tercih ederim. Bu bakış o kadar ağır basar ki kendi konumumu değiştiremesem de o zaman ben de bana olan bakışı değiştiririm. Bir numara olarak beni görmezlerse başlarına gelecek en büyük bela olarak görürler. En iyilerin birincisi olamadım o zaman en kötülerin birincisi olurum. Yine lider yine önemli biri olurum. Kafa yapısı bu şeytanın.
iblis aptal değil, hayalperest değil psikolojik rahatsızlığı da yok. Bilakis çok zeki. Dört dörtlük pazarlama stratejisi planladı. İyi bir propaganda uzmanı. Bir hikaye kurdu kafasında; Allah hata yaptı ve Adem bu saygıyı hak etmedi. Yanlış yaptığını anlasa da bu kurguya göre bir numara olduğundan bunu kabul etti. Haksızca tahttan indirildim.
Benim doğrum gerçek doğrudan daha önemli. Bana gerçeği anlatın fayda vermez çünkü ben kendi gerçeğimi yarattım. Ben meydana getirdiğim kurguda bir numarayım. Bu kurguya göre devam edeceğim. Benim gerçeğe veya gerçek kurguya ihtiyacım yok. Benim inandığım doğru, gerçek doğrulardan daha önemlidir. Bana istediğiniz kadar gerçeği anlatın kar etmez. Çünkü benim gerçeklerime uymuyor. Aynı şekilde Şeytan sizin de kurgudan meydana gelen kendi gerçeklerinizi meydana getirmenizi ister. Ve sonunda ne olur biliyor musunuz; kimseyi dinlemek istemezsiniz.
Mesela Yakup Peygamberin çocukları Müslümandı, yıllarca çocuklarını doğruya hakka davet etti. Yakub’un öz oğulları Ona kulak verdiler mi? Hayır! Özbeöz çocukları dinlemedi. Aradan yıllar geçse bile kafalarında bir senaryo kurduklarından dinlemediler. Bu senaryoda suçlu kimdi. Yusuf ve Yakup suçluydu fakat kendileri asla suçlu değildi. İhtiyar hala saçmalıyorsun diyorlardı. Kafalarındaki kurgu yıkılmasın diye dünyayı bile yakıp yıkarlardı. Yeter ki senaryoları bozulmasın, bu İblisin yolu, metodu. İblis bu yolu, kişiliği benimsemelerini arzu eder insanların hayatlarını zehir etmesini ister. Ben birinciliği kaybettim hakikatlere baş kaldırdım siz de benim yolumdan giderek gözden cehenneme düşmelisiniz. Benimle beraber hepiniz kaybederseniz bu içimi soğutur. Ben ateşe gireceğimi biliyorum, hep beraber ateşte yanarız. Artık elimde kalan tek plan sizin de yanmanız. Bu saatten sonra ancak bu beni tatmin edebilir.
İşte bu Şeytanın adımlarıdır. Ve Kuran Şeytanın adımlarını takip etmeyin der. “Şeytanın adımlarını takip etmeyin” (Nur,21)
Not: Bu yazıyı videolarını izlediğim Nouman Ali Khan Hocamızın konuşmalarından esinlenerek hazırladım. Tespitlerin çoğu ona aittir. Ona ayrıca teşekkür ederim

