Uranyum'un tadı neye benziyor?


Ayda yılda bir gazetecilik yapmayı deneyen Saray müdavimi, hem kendini hem de kabinenin kudretli bakanına gülünesi haller yaşattı. Ciddi gibi duran ekran söyleşisi bir anda soğuk komediye dönüşüverdi. Soruyu sorup sonra da konuşmacının cevabını yedeklemek de pek şirin oldu doğrusu. İyi de madem cevabı "No comment diyebilirsiniz." diye önceden konserveledin, bakanı niye üzdün?

Bakanı karşısına oturtup da ne söyleyeceğini de paketleyen kim diyeceksiniz? Hani şu Gabar'da petrol bulundu iddiasına bir kendisini bir de petrolden sorumlu bakanı ikna etmek için kavanoz içinde stüdyoya petrol getirip cümle aleme gülünç olan Turkish Air Force One müdavimi. İsim kullanmak adetimiz olmadığı için tasviri biraz abarttık ama olsun.

Epeydir süren "Hükümet ve kabine üyeleri de ekrana çıksın. İçi geçmiş ve iktidar sözcülüğüne soyunan medya esnafı tat vermiyor!" temennisi biraz daha beklemeye alınabilir. Ekran ile bu kadar içli dışlı olan Dışişleri Bakanı'nın son hali pek cesaretlendirici olmadı doğrusu. Ekran ve cicili bicili gazeteci esnafı ile ilk kez karşılaşacak olanların halini hayal bile edemiyoruz. İyisi mi, ağır yürüsünler de millet vekil zannetsin!

Yoğun dışişleri trafiğinde olası tehlikeleri önceden tahmin etmeye ve ucuz kehanetleri dillendirmeye bayılan Sayın Bakan, "Nükleer" sorusu karşısında farlara yakalanmış tavşan şaşkınlığı yaşadı. Bir sonraki seçimlerde olası rakipleri, kendi kalesine gol atan bakana kim bilir ne kadar gülmüşlerdir? Veliaht olma konusunda ismi geçenlerden biri, "Bizim ABD'nin gözde üniversitelerinden diplomamız var. Bakanın yerinde olsak 'No comment' deyiverirdik!" diye espri yapasıymış. Eh, bu konuda hakkını verelim. O geniş(!) ABD irfan ve tecrübesine bir cümlelik espri eklemesini çok görmeyelim.

Nükleer dendiğinde ilk akla gelen, silah. İran'ın son altı aydır, "Biz nükleer denemeleri silah için değil, soğuk geçen İran kışlarında ucuz enerji için üretiyoruz. Kış gecelerinde kestane közlemekten öte bir kötü niyetimiz yok!" mazeretleri pek ikna edici olmadı. Geçtiğimiz hafta İran-ABD arasında başlayan barış görüşmeleri sürerken uydu görüntüleri, İran'ın nükleer üretim merkezlerinin üzerini toprak ile örterek kamufle telaşını resimlemiş. Bölgeye komşu ülkeler ve anlaşma masasının diğer tarafında oturanlar, İran'ın söyledikleri ile yaptıkları arasındaki çelişkilerin farkındalar. Hele orta sahada top çevirip zaman kazanma numaralarını kimse yutmuyor. Altı ay önce nükleer tesislerin aldığı ağır hasar için tahmin edilen tadilat süresi en az iki yıl. O da her şey yolunda giderse.

Nedense başta Dışişleri Bakanı ve ilgili bakanlar, İran'ın nükleer silah üretimini küçük göstermeye gayret sarf ediyorlar. Akıllarınca "Saddam için de aynı şeyi söylediniz. Sonra da nükleer silah bulamadınız. Aynı şeyi İran'a yapmak istiyorsunuz!" demeye getirecekler. Ancak İran bizzat kendisi, uranyum enrichment (zenginleştirme) de son aşamaya geldiklerini deklare etmekten çekinmiyor. Bir haftadır Amman'da süren görüşmelerin ana konusu İran'ın nükleer ajandası.

Ayrıca Sayın Bakan'ın İran konusundaki akıl yürütmeleri çok harcıâlem, sıradan ve temelsiz; "İran üretirse, bölge ülkeleri de aynı hakka sahip olur!" mantıki çıkarımı ona ait. Peki ya üretemezse?

Nükleer meselesi tam bir iğneli fıçı. İçine düşeni iflah etmiyor. Enerji üretimi ile yola çıkanlar gizli saklı nükleer silah üretme şehvetine kapılıveriyorlar. Saddam, Kaddafi, Baba-Oğul Esed'in bu derin tutkuları kendileriyle birlikte ülkelerinin de sonu oldu. "Türkiye nükleere sahip olmalı mı?" sorusu ile on saniye ekrana asılı kalan Sayın Bakan'ın o ana neler sıkıştırdığını bir düşünün? Ne demesini bekliyordunuz? "Akkuyu'da üretilen enerji ile yılbaşı gecesinde Bursa kestanesi patlatmayı Türk halkına niye çok görüyorsunuz?" mazeretini İran çoktan eskitti.

Bize kalırsa, bölge savaşları ile yakından ilgili Dışişleri Bakanı, son televizyon faciasının tez elden rövanşını almalı. Önceden hazırlanmış soru ve cevaplara iyice çalıştıktan sonra geriye sadece ceza sahasında "al gülüm ver gülüm" paslaşmaları kalıyor. Ayrıca bir kavanoz uranyum ayarlayıp "Bakın bu uranyum. Öyle çok korkulacak bir şey yok. Tadı biraz Adana şalgamını andırıyor!" diyerek ikna edici bir deney bile yapılabilir. Uranyum da popülerlikte Gabar petrolünden aşağı kalmaz hani!

YAZARIN SON YAZILARI