Uranyum'un tadı neye benziyor?

Kadir Gürcan
Yayınlanma Pazartesi, 16 Şubat 2026
Ayda yılda bir gazetecilik yapmayı
deneyen Saray müdavimi, hem kendini hem de kabinenin kudretli bakanına gülünesi
haller yaşattı. Ciddi gibi duran ekran söyleşisi bir anda soğuk komediye
dönüşüverdi. Soruyu sorup sonra da konuşmacının cevabını yedeklemek de pek
şirin oldu doğrusu. İyi de madem cevabı "No comment diyebilirsiniz."
diye önceden konserveledin, bakanı niye üzdün?
Bakanı karşısına oturtup da ne
söyleyeceğini de paketleyen kim diyeceksiniz? Hani şu Gabar'da petrol bulundu
iddiasına bir kendisini bir de petrolden sorumlu bakanı ikna etmek için kavanoz
içinde stüdyoya petrol getirip cümle aleme gülünç olan Turkish Air Force One
müdavimi. İsim kullanmak adetimiz olmadığı için tasviri biraz abarttık ama
olsun.
Epeydir süren "Hükümet ve
kabine üyeleri de ekrana çıksın. İçi geçmiş ve iktidar sözcülüğüne soyunan
medya esnafı tat vermiyor!" temennisi biraz daha beklemeye alınabilir.
Ekran ile bu kadar içli dışlı olan Dışişleri Bakanı'nın son hali pek cesaretlendirici
olmadı doğrusu. Ekran ve cicili bicili gazeteci esnafı ile ilk kez karşılaşacak
olanların halini hayal bile edemiyoruz. İyisi mi, ağır yürüsünler de millet
vekil zannetsin!
Yoğun dışişleri trafiğinde olası
tehlikeleri önceden tahmin etmeye ve ucuz kehanetleri dillendirmeye bayılan
Sayın Bakan, "Nükleer" sorusu karşısında farlara yakalanmış tavşan
şaşkınlığı yaşadı. Bir sonraki seçimlerde olası rakipleri, kendi kalesine gol
atan bakana kim bilir ne kadar gülmüşlerdir? Veliaht olma konusunda ismi
geçenlerden biri, "Bizim ABD'nin gözde üniversitelerinden diplomamız var.
Bakanın yerinde olsak 'No comment' deyiverirdik!" diye espri yapasıymış.
Eh, bu konuda hakkını verelim. O geniş(!) ABD irfan ve tecrübesine bir cümlelik
espri eklemesini çok görmeyelim.
Nükleer dendiğinde ilk akla gelen,
silah. İran'ın son altı aydır, "Biz nükleer denemeleri silah için değil,
soğuk geçen İran kışlarında ucuz enerji için üretiyoruz. Kış gecelerinde
kestane közlemekten öte bir kötü niyetimiz yok!" mazeretleri pek ikna
edici olmadı. Geçtiğimiz hafta İran-ABD arasında başlayan barış görüşmeleri
sürerken uydu görüntüleri, İran'ın nükleer üretim merkezlerinin üzerini toprak
ile örterek kamufle telaşını resimlemiş. Bölgeye komşu ülkeler ve anlaşma
masasının diğer tarafında oturanlar, İran'ın söyledikleri ile yaptıkları
arasındaki çelişkilerin farkındalar. Hele orta sahada top çevirip zaman kazanma
numaralarını kimse yutmuyor. Altı ay önce nükleer tesislerin aldığı ağır hasar
için tahmin edilen tadilat süresi en az iki yıl. O da her şey yolunda giderse.
Nedense başta Dışişleri Bakanı ve
ilgili bakanlar, İran'ın nükleer silah üretimini küçük göstermeye gayret sarf
ediyorlar. Akıllarınca "Saddam için de aynı şeyi söylediniz. Sonra da
nükleer silah bulamadınız. Aynı şeyi İran'a yapmak istiyorsunuz!" demeye
getirecekler. Ancak İran bizzat kendisi, uranyum enrichment (zenginleştirme) de
son aşamaya geldiklerini deklare etmekten çekinmiyor. Bir haftadır Amman'da
süren görüşmelerin ana konusu İran'ın nükleer ajandası.
Ayrıca Sayın Bakan'ın İran
konusundaki akıl yürütmeleri çok harcıâlem, sıradan ve temelsiz; "İran
üretirse, bölge ülkeleri de aynı hakka sahip olur!" mantıki çıkarımı ona
ait. Peki ya üretemezse?
Nükleer meselesi tam bir iğneli
fıçı. İçine düşeni iflah etmiyor. Enerji üretimi ile yola çıkanlar gizli saklı
nükleer silah üretme şehvetine kapılıveriyorlar. Saddam, Kaddafi, Baba-Oğul
Esed'in bu derin tutkuları kendileriyle birlikte ülkelerinin de sonu oldu.
"Türkiye nükleere sahip olmalı mı?" sorusu ile on saniye ekrana asılı
kalan Sayın Bakan'ın o ana neler sıkıştırdığını bir düşünün? Ne demesini
bekliyordunuz? "Akkuyu'da üretilen enerji ile yılbaşı gecesinde Bursa
kestanesi patlatmayı Türk halkına niye çok görüyorsunuz?" mazeretini İran
çoktan eskitti.
Bize kalırsa, bölge savaşları ile
yakından ilgili Dışişleri Bakanı, son televizyon faciasının tez elden rövanşını
almalı. Önceden hazırlanmış soru ve cevaplara iyice çalıştıktan sonra geriye
sadece ceza sahasında "al gülüm ver gülüm" paslaşmaları kalıyor.
Ayrıca bir kavanoz uranyum ayarlayıp "Bakın bu uranyum. Öyle çok
korkulacak bir şey yok. Tadı biraz Adana şalgamını andırıyor!" diyerek
ikna edici bir deney bile yapılabilir. Uranyum da popülerlikte Gabar
petrolünden aşağı kalmaz hani!
YAZARIN SON YAZILARI

Sansürsüz Epstein listesi: Adalet Bakanlığı belges...

YouTube'un yıllık kazancı dudak uçuklattı: İşte en...

Eski ABD Başkanı Barack Obama: Uzaylılar gerçek

Zelenskiy’den Trump’a yanıt: Ateşkes sağlanırsa ha...

İndirim nöbeti: Sakarya'da yağmur altında kilometr...


