Müzebzebinler ve müfterunlar (iftiracılar)


Kuranî bir kavram olan “müzebzebin”, sağlam bir inanç ve fikri sabiteleri olmayan, durdukları yerde duramayıp menfaatlerine göre sürekli yer değiştirenler için kullanılagelmiştir. Bu kavramın çağrıştırdıkları fertler için geçerli olduğu kadar toplumlar ve milletler için de geçerlidir. İşin gerçeği günümüzde çoğu insan “müzebzebin” kavramını bilmez ve dolayısıyla günlük hayatlarına kullanmaz. Bunun yerine şartlara ve havaya göre şekilden şekle girip yaşayanlara aynı maksatla “ilkesiz adam” derler. 

Müzebzebin sıfatına sahip kimseleri iki kategoride ele almak mümkün:
i) İnanç bakımından müzebzebinler, 
ii) Düşünce ve fikir müzebzebinleri. 

Bu kavramla sıfatlandırılmayı hak eden insanlar sadece inanç ve düşüncelerinde değil, eylem ve fiilleri konusunda da yüzergezerlerdir. Öyle ki, bir gün içerisinde bile herhangi bir düşünce veya eylemde sabit kadem olmadıkları, birkaç defa yer değiştirdikleri gözlemlenebilir. Sabah ak dediklerine öğlende kara, akşam ise bambaşka bir şey diyebilirler. Çünkü, müzebzebinlerin ne esaslı bir inançları ne de sağlam bir dünya görüşleri vardır. Bu sıfatı taşıyanlar ilim insanı olsalar dahi ilmin izzetine yakışır bir şahsiyete sahip olmadıklarından makam, mevki, çıkar, menfaat beklentilerine göre hemen fikir değiştirebilirler.

 Müzebzebinlerin belirgin özelliklerinden bir diğeri de meseleleri çarpıtma eğilimleri ve demagoji yapma kabiliyetleridir. Dine, hakka, hakikata en aykırı fikirleri bile dine, hakka, hukuka en fazla atıflar yaparak dile getirebilirler. Din adına dinsizlik, hak adına haksızlık, hukuk adına hukuksuzluk şiarlarıdır. Zaten tarih boyunca da dinden her türlü sapma sanki din adınaymış gibi yapılan bu türden gayri dini hareketlerle başlamıştır. 
 Düşünce ve fikirlerinde tutarlı olmayan, ilmi namusu bulunmayan ve davranışlarında güven vermeyen müzebzebinler için sabah dinci, öğlen milliyetçi, akşam solcu, Kemalist veya halkçı olmaları işten bile değildir. Bu çelişkili durumları eylemlerine de yansır. Sabah saray sofralarında istiflenirken akşam fakir sofralarında poz verebilirler. 

Müzebzebinlerin ne dinin ne de ilmin temel ilkelerine sadakatleri vardır. Gündelik menfaatlerine göre işlerine gelenleri söyler ve savunurlar. Bir Hıristiyan ülkesine gittiklerinde papazdan daha papaz olurlar, İslam ülkelerinde ise sanki dersiniz ki bir halife veya şeyhülislamdırlar. O kadar tutarsızdırlar ki, bir taraftan dünyanın üçte ikisinden fazlasını düşman ilan ederler, diğer taraftan İslamı dünyaya yayacaklarını iddia ederler.
Yığın kültürünün hâkim olduğu bu güruhlar en temel insani özelliklerden mahrum oldukları için kendilerinde bir kalite veya nitelik aramak beyhudedir. Bu tür yığınlardan insani ve medeni bir toplum inşa etmekse imkansızdır. Millete habire ülkedeki kötü gidişatın sebebinin sömürgeciler olduğunu anlatırlar ama ülkeyi tepeden tırnağa soyanlar dakendilerinden başkaları değildir. “Medeniyet inşa edeceğiz”derler ama habire cehaleti ve barbarlığı yüceltirler. Doğu-Batı ayrımını dillerinden düşürmezler ama çocuklarını Batı’da okutmaktan, kazandıklarını Batı’da harcamaktan vazgeçmezler. 

 
<< Önceki Haber Müzebzebinler ve müfterunlar (iftiracılar) Sonraki Haber >>
ÖNE ÇIKAN HABERLER