Benim yüzümden 2

Önceki yazımızda, insanı insan yapan en önemli ahlaki
değerlerden biri olan 'Sorumluluk/Mesuliyet Duygusu'ndan bahsetmiştik. Seküler
bir idareci ile ideal, müslüman bir önder/yönetici arasındaki sorumluluk
anlayışının farkına değinmiş ve yöneticide olmazsa olmaz bir vasıf olan bu
duygunun önemine işaret etmiştik. Kuran'ın "Başınıza gelen herhangi bir
musibet, kendi ellerinizle yaptıklarınız sebebiyledir" (Şûrâ, 30)
ayeti ışığında, İslam büyüklerinin topluma gelen musibetleri kendi hata ve
günahlarına yorduklarını anlatmıştık. Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer'in (ra)
"Benim yüzümden" diyerek ümmeti için yaptıkları dualardan örnekler
vermiştik. Şimdi diğer İslam büyüklerinden misallerle devam edelim.
Hz. Ali'nin de özellikle Hakem Olayı ve iç savaşlar sonrası
yaptığı konuşmalarında, olup biten olaylarda hep kendini sorumlu tuttuğu
görülmektedir. "Bunlar benim kusurlarım ve amelimdeki eksikliklerim
yüzündendir. Size gelen musibetler de sizin günahlarınızdandır." der.
Başka bir konuşmasında da "Sizi bozan şeyleri bilip düzeltmeyi
isterdim; fakat benim günahlarım ve sizin günahlarınız buna engel oldu."
(Nehcü'l-Belâğa, hikmetler: 88, 201)
Hz. Osman (ra) da belalar karşısında "Allah'ım! Bu
musibeti benim bir günahım sebebiyle kılma!" (Taberî, Tarih, 4/337.)
şeklinde dua ettiği nakledilmektedir.
Toplumda belli bir konumda bulunup da başa gelen
olumsuzlukları kendi hata, ihmal ve günahlarının bir neticesi gibi
değerlendirenler sadece Hulefa-i Raşidin (ra) ile sınırlı değildir. Daha
sonraki Emevi, Abbasi ve Osmanlı sultanlarından da aynı duygu düşünceleri
görmek mümkündür.
Emevî sultanlarının medar-ı iftiharı Ömer b. Abdülaziz'in "İnsanların
benim günahım yüzünden musibete uğramasından korkarım." (İbn Kesîr,
el-Bidâye, 9/203) demesi bir rivayete göre ceddi Hz Ömer'in adeta izdüşümü
gibidir. Abbâsî döneminden Hârûn Reşîd'in ise sıkça ağladığı ve şöyle dediği
nakledilir: "Allah'ım, eğer kendime zulmettiysem, günahlarımı halkıma
bir bela kılma." (İbnü'l-Cevzî, Sîretü'l-Hulafâ, s. 318)
Osmanlıda zirve dönemde hükümdarlık yapan Kanûnî Sultan Süleyman'ın da
selefleri gibi her sefer dönüşü yaptığı murakabelerde şu duayı ettiği söylenir:
"Allah'ım! Günahlarımı, üzerimizdeki nimetlerini kaldırmana sebep
kılma." Hele şu duası takdire şayandır: "Halkımın başına gelen
her musibetten kendimi sorumlu bilirim." (Peçevi Tarihi, 1/242)
Başta Hulefa-i Raşidin olmak üzere İslam Tarihinde ne kadar
saygıdeğer ismi hala unutulmamış sultan ve hükümdar varsa hepsinin en önemli
ortak özelliğinin, milletin başına gelen musibet, bela ve felaketler
karşısında, 'Benim günahlarım yüzünden oldu' demeleridir.
Sadece yöneticiler değil İslam büyükleri, alim ve fazıl
insanlar da bu mülahazayı seslendirmektedirler. Mesela; Hasan el-Basrî (ra)
topluma gelecek belaların kendi günahları yüzünden olabileceği ihtimaline
binaen sık sık, "Allah'ım beni ve bu ümmeti bağışla; zira ümmete gelen
belaların sebebi olmaktan korkuyorum." diye dua ettiği
zikredilmektedir. (Ebu Nuaym, Hilyetü'l Evliya, 2/147)
Bir başka mana kahramanı Fudayl b. İyâd (ra)'ın, ümmetin
ahlaken bozulmasında sebep olarak kendi günahlarını görmesi, ahlaki pek çok
problemlere şahit olduğumuz bu günlerde, hep başkalarını suçlayan işlerin
başındaki yöneticiler, ulema açısından oldukça ibretamiz bir bakış açısıdır.
Fudayl b. İyâd şöyle derdi: "Kabul edileceğini bildiğim tek bir duam
olsaydı onu yöneticiler için yapardım. Çünkü yöneticinin doğruluğu ümmetin
doğruluğu, bozulması ümmetin bozulmasıdır. Korkarım ki onun bozulmasına benim
günahlarım sebep olmuş olsun." (Ebu Nuaym, Hilyetü'l Evliya, 8/90)
Büyük İmam, Ahmed b. Hanbel (ra) de kendi günahlarından
dolayı toplumun belaya uğramasından endişe edenlerdendi. Onun "Kendi
günahlarım için istiğfar ederim, ümmet için de istiğfar ederim. Çünkü korkarım
ki ümmet bizim günahlarımız yüzünden belaya uğrasın." (İbnü'l Cevzi,
Menakıb-ı İmam Ahmet ibn Hanbel, 235) buyurması topluma rehberlik, liderlik
yapan öndeki şahsiyetlerin şahsi günahlarının genel ve umumi bir musibete
davetiye çıkarabileceğine dair bir delil gibidir.
Ya bugünküler...
Şimdi, bir mazideki örnek şahsiyetlerin Kuran ve
Müslümanlıktan anladıkları, yaptıkları çıkarımlara bakalım bir de, sadece bir
camiye gelmek, bir Kur'an okumakla kendini neredeyse 'Halife' gören günümüz
yöneticilerinin haline...
Bir ülkeyi mamur etmeye yetip artacak kadar uzun bir süre
'Siyasal İslam' iddiasıyla ülkeyi yöneten zihniyet ve onun temsilcilerinde, hiç
bu asil duygudan bir eser gören var mı? Ekonomik, adli, eğitim, sağlık gibi
zaten vazifeleri olan alanlardaki sıkıntılar bir yana; yaşanan onca deprem,
sel, yangın, bu felaketlerde vefat eden yüzbinlerce can ve telef olan milli
servet diğer yana konulsa yeter de artar. Bir de ülkede yaşanan bunca soygun,
hırsızlık, rüşvet, yolsuzluk, adam kayırma, haksızlık, hukuksuzluk, zulüm,
işkence, korkutma, şantaj, mafya ve uyuşturucu gibi toplumsal yaralar bunlara
eklensin. İnsanların dine ve dindara güveninin yok edilmesi, gençlerdeki ahlaki
çöküntü ve inançsızlık da hesaba katıldığında, azıcık vicdanı olan sıradan biri
çatlar, çatlaması gerekir.
Fakat bu zihniyete bakıldığı zaman, İslam'ı politik çıkarları
için sonuna kadar kullandıkları ama ne yazık ki İslam ahlaktan, gerçek
müslümanlık davranışlarından uzak oldukları görülmektedir. Kısa bir zaman
diliminde neredeyse geçmişteki bir kavmin helakine denk düşecek kadar onca
musibet, bela, felaket yaşandığı halde işin başındaki kişi/lerin, 'Bütün bunlar
benim yüzümden, benim hata ve günahlarımdan dolayı oldu' diyememesi ve hala
başkalarını suçlaması bu da yetmezmiş gibi hala iktidarda kalmaya çabalaması ve
bazılarının hala ondan bir hayır ümit etmesi, bütün bunlar aslında asıl
musibetin ta kendisidir.
Bütün bunları ifade etmenin ne faydası var denilebilir? "Sen yine de hatırlat; çünkü hatırlatmak müminlere fayda verir." (Zâriyât, 55) Evet doğruları yüreklendirmek, yanlış yapanları da uyarmak adına biz bilebildiğimiz kadar yine de hakkı, doğruyu ifade etmeye çalışalım. Allah tevfikini yar etsin.
YAZARIN SON YAZILARI

Türk milyarder, safari için gittiği Afrika'da çatı...

Romanya, Daltonlar çetesi üyesinin Türkiye’ye iade...

Trump'tan protestoculara çağrı: Kurumları ele geçi...

Sadece savaşlarda görülüyordu! Bu yıl ölümler doğu...

İdamı isteniyor! Cumhurbaşkanlığında sıkı yönetim ...



