Fethullah Gülen Hocaefendi Hizmet yolculuğuna çıkarken 'Önce eğitim' dedi

Fethullah Gülen Hocaefendi Hizmet yolculuğuna çıkarken 'Önce eğitim' dedi

Öğretmenlik Peygamber mesleği:

Kısaca “insan yetiştirme” diye ifade edebileceğimiz “eğitim” çalışmaları, hem öğretime hem de eğitime bakan yönleriyle Fethullah Gülen Hocaefendi’nin hayat ve eğitim felsefesi olarak Hizmet Hareketi’ni nasıl şekillendirmiştir, sorusunun cevabını arayarak başlayabiliriz. İnsanoğlu dünyaya geldiğinden beri gelen Peygamberlerin tamamı diğer insanlara rehberlik yaparak; hem hayatla ilgili hem de inançlarıyla ilgili Hak ve hakikati anlatmayı temel bir duruş olarak ortaya koymuşlardır. Sevgili Peygamberimiz de (SAV) bu temel Peygamber duruşunu şöyle ifade etmiştir; "Ben ancak bir muallim (öğretmen) olarak gönderildim" Hocaefendi de aynı çizgiden hareketle bu hayat tarzını benimsemiş, hem kendisi insan yetişirmiş hem de eğitimcilerin yetiştirilmesine  gayret ederek, insanların doğru eğitim almalarına vesile olmayı hayat prensibi haline getirmiştir…

Hocaefendi’nin eğitim açılımı:

Fethullah Gülen Hocaefendi, hayatın bir çok alanına Hizmet Hareketi mensuplarını yönlendirdi ve teşvik etti. Başta Türkiye’de olmak üzere; açılmalarına vesile olduğu sohbet halkalarıyla, evlerle, yurtlarla, kurslarla, etüt merkezleriyle, dershanelerle, okullarla, üniversitelerle yakından ilgilendi, Hizmet gönüllülerini harekete geçirerek kurumların açılmasını bizzat takip etti. Tam bir tevafuk çizgisinde, bir yandan gönüllü iş adamları ve esnafları madden desteğe hazırlarken bir yandan da bu kurumlarda görev alacak eğitimcilerin, öğretmenlerin ve belletmenlerin yetişmesini planladı ve teşvik etti.  1960’lı yıllardan başlayarak sohbet ve vaazlarında; ideal insan yetiştirmenin prensiplerini anlattı ve daha sonraki kitaplarında da bu hassasiyetini ve temel insan yetiştirme kriterlerini anlattı. Aslında bu çalışmalar “eğitimcinin eğitimi” tarzında dünyaya yayılacak eğitimcilerin yetişmesine matuf Allah’ın lütuflarıyla  ortaya çıkan gayretlerdi.…

  

Hocaefendi’nin eğitim ve hayat felsefesine bir bakış:

Hocaefendi; başta Bediüzzaman Hazretleri’nin hayat felsefesini ve Risale-i Nurları esas alarak, Kur’an ve Sünnetin rehberliğinde, Batılı ve Doğulu ilim insanlarının fikirlerini hazmederek, bütün bu değerleri evrensel değerlerle de buluşturarak kendisine özgün  hayat tarzını ve eğitim felsefesini ortaya koydu… 1960’lı yıllarda açılan ışık evlerde ve akabinde açılan yurtlarda, üniversite hazırlık kurslarında, 80’li yıllarda açılmaya başlayan okullarda ve 90’lı yıllarda açılmaya başlayan üniversitelerde normal müfredat aktarılırken, ders dışı rehberlik alanlarında ve vakitlerinde Hocaefendi’nin hayat prensipleri ve eğitim kriterleri; önce kendi hayatlarında bu normları yaşayan eğitimciler tarafından öğrencilere yansıtılmıştır… Aslında Hizmet Hareketi gönüllüleri kişisel hayatları da dahil olmak üzere hayatlarının bütün karelerinde Hocaefendi’nin ortaya koyduğu bu Hizmet değerlerini ve felsefesini benimsemiş, yaşamış ve çevrelerindeki, başta öğrenciler olmak üzere her ferde “örnekleri kendinden bir harekat” çizgisinde anlatmışlardır.

Tevhid esaslı bir eğitim “kalb-kafa izdivacı”

Hocaefendi; Tevhid düşüncesini esas almış ve idrak etmiş bir nesil yetiştirmeyi hedefler. Bu çerçevede insan, hem beden hem de ruh yönüyle ele alınmış; “kalb-kafa izdivacı” eğitim prensiplerinin baş tacı bir düstur olarak benimsenmiştir.

Fethullah Gülen Hocaefendi, gençlerimizin ister deneye ve araştırmaya dayalı müspet ilimlere, ister dini ilimlere yönelsinler fark etmeksizin kendi alanlarını çok iyi bilmelerini ama bununla beraber Kitab-ı Kainatı da tefekkür ederek tevhid düşüncesine ulaşmalarını, olmazsa olmaz bir eğitim normu olarak ortaya koyar. Mesela; alanında kendini çok iyi yetiştirmiş bir bilim insanı, aynı zamanda bilim diliyle Kitab-ı Kainatı tefekkür de edebilmelidir. Bir din alimi de sahasını çok iyi bilmeli ayrıca bilimle, teknolojiyle barışık olmalı ve o da tıpkı inançlı bilim insanları gibi  kainat kitabını okuyabilecek kadar temel bilgilere sahip olmalıdır. Kitab-ı Kainatı tefekkür edebilen ve tevhid ufkunda yol alan inançlı fizikçilerin, matematikçilerin, tıpçıların, sosyologların, edebiyatçıların, ilahiyatçıların vb. branş sahiplerinin yetişmesi, hizmet eğitiminin en önemli hedeflerinden biridir.  Hocaefendi; Sızıntı ve Çağlayan dergilerinde de yazıların önemli bir kısmını bilim diliyle tefekküre ayırır. Çünkü çocuk, genç, yetişkin her seviyede Hizmet  insanı; kainattaki yaratılış hikmetlerini anlamaya çalışarak iman ve inancını pekiştirmelidir.

Fethullah Gülen Hocaefendi’nin bu konuyla ilgili yorumu, Einstein ve Bediüzzaman Hazretlerinin de bakış açılarını kucaklar; “Bu konuda dünya çapında bir ilim adamı olan Albert Einstein’ın yaklaşımı ile Üstad Bediüzzaman Hazretleri’nin yaklaşımı bir mânâda benzerlik arz etmektedir. Einstein, “Dinsiz ilim kör, ilimsiz din de topaldır.” derken, Üstad ise, “Vicdanın ziyası ulûm-u diniyedir. Aklın nuru fünûn-u medeniyedir. İkisinin imtizacı ile hakikat tecellî eder. O iki cenah ile talebenin himmeti pervâz eder. İftirak ettikleri vakit, birincisinde taassup; ikincisinde hile, şüphe tevellüt eder.” demiştir. Einstein, başka bir defa da “Kâinatın Yaratıcısına olan inanç, ilmî araştırmanın en kuvvetli ve en asil muharrik gücüdür.” diyerek farklı bir hususa dikkat çeker. İnsan mantığı, muhakemeyi ve aklî ilimleri ister ve pozitif ilimlerle meşgul olmayı iktiza eder. Kalbe gelince o da dinî ilimlerle ve ruhanî hayatın verdiği vâridâtla meşgul olmayı gerektirir. İşte bunların ikisi imtizaç ettiği zaman ilim adamının himmeti bir üveyik gibi kanatlanır. Bunun aksi bir durum söz konusu olduğunda ise insanın taassuba girdiği, mantık ve muhakemede şüphe ve tereddütlerinin hâsıl olduğu ve ilâhî ilimlerle irtibatının kesildiği, hususiyle de felsefenin açtığı yaralarla hep tereddüt içinde bocaladığı görülür. Bu iki hastalığa dûçâr olmamanın yegâne çaresi kalb ile kafa ziyasının cem edilip mantıkî bir prizmadan geçirilerek İslâmî düşünce çizgisinin yakalanmasıdır.”

YAZARIN SON YAZILARI