Huzurdan veya Kamptan notlar üzerine

Prof. Dr. Osman Şahin

Prof. Dr. Osman Şahin

19 Oca 2024 11:20
  • Hocaefendi’nin hususi sohbetlerinde ele aldığı konular genelde “huzurdan notlar” veya “kamptan notlar” olarak paylaşılmaktadırlar. Eğer kaydedilmiş sohbetlerin deşifre edilmesi olarak tutulmuyorsa, yani sohbet esnasında yazılarak elde edilen notlardan oluşuyorsa, bu paylaşılan notlar birtakım hatalara ve yanlış anlamalara yol açabilmektedirler. Meşhurdur kulaktan kulağa oyunu… Bir kulağa fısıldanarak söylenen bir söz en son kulağa ulaştığında orijinal sözden çok değişik ve bazen de tamamen zıddı bir anlama dönüşebilmektedir. 

    Malum, her insanın meşrebi, mesleği, algılamaları ve öncelikleri vs. farklı farklıdır. Bir cümleden, herkes bu özelliklerine bağlı olarak değişik manalar çıkarabilmektedir. Bir sohbetin hemen arkasında “sohbeti yapan bu hususta ne demek istedi” diye sorulsa, çok sayıda farklı görüşler ortaya çıkacağı bilinen bir realitedir.

    Bir derdin dermanı başka bir derde dert, panzehiri zehir olabilir...

    Yine bir sözün tam anlaşılabilmesi için sohbet ortamının, zamanın, sohbete katılanların, sohbet boyunca müzakere edilen hususların, konuşmacının yaptığı tonlamaların ve hatta niyetlerin vs. anlaşılmasına da ihtiyaç vardır.  Üstad Hazretleri Lemeat’te “Bir derdin dermanı başka derde dert olur. Panzehiri zehir olur. Derman hadden geçerse dert getirir, öldürür." buyurmaktadırlar. Bazı haller ve şahıslara mahsus söylenen derde derman birtakım şeyler bazı durumlar ve şahıslar için çok zararlı olabilir ve hatta öldürebilir. Bir sözden kastedilen mananın tam anlaşılabilmesi için, belâgat ile ilgili hususta ifade edildiği gibi, kim söylemiş, kime söylemiş, hangi makamda söylemiş ve hangi maksat ile söylenmiş gibi hususların bilinmesi gerekir.

    Dolayısıyla, bu şekilde paylaşılan notlar söz sahibini bağlayıcı olmamalıdır. Bu notlara birtakım hükümler bina etmek ise önemli yanlışlara yol açabilecektir. 
    Sohbetlerdeki ortam, muhataplar ve diğer detaylar da verilerek bu paylaşımlar yapılabilse, bu problemlerin hepsine değil ama bir kısmının çözümüne katkı sağlayabilirdi. 

    Târiz sanatının yanlış kullanılmasının yol açacağı zararlar...

    Bazıları kendi düşüncelerini insanlara kabul ettirebilmek için târiz sanatını (bir sözün görünürdeki anlamından farklı bir mana kastedilerek kullanılması) kullanarak, kendi düşüncelerini sanki Hocaefendi söylemiş gibi gösterebilmektedirler. “Hocaefendi dedi ki” diye söze başlandığında, muhatapları kastedilenin Fethullah Gülen Hocaefendi olduğunu zannederken, onlar bu ifadeleriyle kendileri de bir Hocaefendi olan şahıslarını veya bir başkasını kastetmiş olabilmektedirler. Maalesef bu şekilde hareket edenler yalan söylemediklerini ifade ederek kendilerini savunsalar bile insanları aldattıkları ve güven duygusunu zedeledikleri gerçeğini atlamaktadırlar. 
    Târiz sanatı içtima-i hayata ve birtakım değerlere zarar verecek şekilde, kendi arzu ve heveslerimizi hayata geçirmek amacıyla kullanılmamalıdır. Hocaefendi târiz yapmak zorunda kaldıkları bir durumu ve onun kendisinde meydana getirdiği rahatsızlığı şu şekilde bir bamtelinde dile getirmektedirler: “Hayatımda bilerek yalan söylediğimi hatırlamıyorum; yalanın yarısını bile söylediğimi hatırlamıyorum. Hatta -az sonra anlatacağım- yıllar önce târiz (bir sözün görünürdeki anlamından farklı bir mana kastedilerek kullanılması) olarak dediğim bir şeyde bile, “Acaba günah oldu mu?” endişesini taşıyorum. 
    Ben arandığım dönemde, askerlik vazifesini yapan arkadaşları ziyaret ediyordum. Askerî kışlada olduğum öyle bir an, biri geldi. Böyle önümde geziyor; bir öyle geçti, bir de böyle geçti, yüzüme baktı. Ee ben aranıyorum, billboardlarda resmim var, ismimde yazılı. O, asker; ben de askerî kışlada asker ziyaret ediyorum. Baktı; “Sen Fethullah Hoca mısın?!.” dedi. Ben yalan söylememek için kıvrandım; “Şimdi, ‘Değilim!’ desem yalan olacak; ‘…ım’ desem, bu defa da hemen derdest edecekler.” düşüncesiyle, “Vallahi” dedim “İnsanlar birbirine çok benziyorlar!” Hepsinin ağzı var, burnu var, gözü var, kulağı var; bazıları da birbirine çok benzer… Yalanın meâriz nev’inden bu kadarı bile beni rahatsız etmiştir. Hâlâ sindiremiyorum içimde; “Acaba orada başka ne diyebilirdim ben? ”

    Bu konuda Hocaefendi’nin çay ile ilgili anlatmış olduğu latif bir nükteyi de yeri gelmişken paylaşalım. Medine’yi Münevvere’de doktor bir arkadaşı Dr. Kahid bey, çay hakkında şöyle demektedir: “Çayın en azı üçtür, ekserisi için sınır yoktur. Bu bir hadistir. Rivayet eden de müslimdir.” Bu ifadeyi duyunca Sahih-i Müslim’de rivayet edilen bir hadis-i şerif zannedersiniz. Halbuki arabça’da hadis söz, müslim ise müslüman demektir. Yani aslında bu sözü söyleyen bir müslümandır demektedir.

    Olabilecek bir diğer problem ise notları alanların söylenen her kelimeyi tam yakalayamamalarıdır. Dolayısıyla anladığı manayı bazen kendi kelimelerini kullanarak ifade etmiş olabilirler. Kelime seçimlerinin bazen isabetli olamayacağı ve kastedilen gerçek anlamları ifade de yetersiz kalabileceği unutulmamalıdır. 

    Bazı hallerde de not alan şahıs ifade edilen hususları daha iyi anlayabilmek için kendisi bazı açıklamalar eklemiş olabilir. Kendi anlayışına uygun olarak düşülen bu şerhler, daha sonra gerçek notlarla karıştırılan bilmektedir. 

    Algıda seçicilik kastedilen manaları bozabilir...

    Bazen de bu notlar bazı şahsi menfaatler adına kullanılmak istenebilir, yani su-i istimal de edilebilirler. İnsan, bir zaaf eseri olarak söz sahibinin asıl amacından ziyade, anlatılan sohbetlerde kendi duygu ve düşüncesine destek olabilecek noktaların arayışı içinde olabilir. Dolayısıyla algıda seçicilik olarak da ifade edilen, kendisinin anlamak istediği manaları tercih edip, bunları kaydedebilir.  Sonra da kendi fikirlerini diğerlerine kabul ettirebilmek ya da kendini meselelerde haklı çıkarabilmek için bu notları kullanma yoluna başvurabilir. İfade edilen bir beyandan, sadece bazı kısımlarını alarak ya da kendine uygun şekilde yorumlayarak kendi düşüncelerini başkalarına dayatma adına kullanabilir.
    Bazen de birileri Hocaefendi’ye bazı meseleleri öyle takdim ederler ki istedikleri neticeleri alabilsinler veya Hocaefendi’ye istedikleri sözleri söylede bilsinler. Meseleler hakkında bilinmesi gereken detaylar tam verilmeden ve bazen de yanlış bilgiler vermek suretiyle böyle bir sonuca ulaşabilmek de mümkündür. Daha sonra bu sözler, diğerleri üzerinde arzu edilen neticeleri almak amacıyla kullanılabilir.

    Benzer şekilde, birileri tarafından Hocaefendi’nin sözlerinin arasına yedirilmek suretiyle de bazı fikirlerin Hocaefendi tarafından söylendiği algısı da oluşturulabilir. Kelimelerde yapılacak bazı tasarruflarla veya çok küçük bazı ilavelerle söz gerçek anlamından uzaklaştırılabilir. 

    Günümüzde Hizmet hareketine zarar vermek isteyenler de bu bahsedilen boşluklardan yararlanmak suretiyle, Hocaefendi’nin söylemeyeceği şeyleri, sosyal medya üzerinden paylaşılan bu notlar arasına karıştırarak, Hocaefendi’ye mal etmek istemektedirler. Hizmet insanlarının, süreç boyunca yaşadıkları hadiselerin etkisiyle oluşan psikolojilerini hesaba katarak, mağdur ve mazlum insanların hakkını arayıp sorma ihtiyacından kaynaklanan beklentilerini de kullanarak, duymak istedikleri birtakım sözleri bu notlar arasına karıştırmak suretiyle bunu gerçekleştirmeye çalışmaktadırlar.

    Notlarla gelen bilgiler, kesin kaynaklar üzerinden test edilmelidirler

    Diğer taraftan bu tarz notlar vesilesiyle ulaşılabilecek faydalar da söz konusudur. Bu sohbetlerde konuşulan bazı önemli bilgilere başka kaynaklardan ulaşılamamaktadır. Doğal olarak her konu Bamteller’inde, Kırık Testi’lerde ve yapılan beyanlarda ele alınamamaktadır. 

    İfade edilen hususlarda müellifin genel üslubuna ve anlayışına uygun olmayan beyanlar ihtiyatla ele alınmalıdır. Bu notların uygunluğu, müellifin yazılı ve görsel basında yer alan düşünceleri ile test edilmelidir. Hocaefendi’nin Kur’an ve Sünnet’e bağlılığı ve onlara aykırı düşüncelere hiçbir şekilde vize vermeme gayret ve hassasiyeti de nazara alınarak, ifadelerin Kur’an ve Sünnet’e uygunluğu da ayrıca kontrol edilmelidir. 
    Notlardan istifade edilebilir, fakat bu istifade yukarıda ifade edilen ve edilmemiş olan diğer faktörlerin varlığı da hesaba katılarak yapılmalıdır. 
    Yazıda ifade edildiği şekilde herkesin bu notları kritik edebilmeleri de çok kolay olmayacaktır. Buna binaen hususi sohbetlerde ele alınmış hususların da yetkili bir heyet tarafından orjinaline sadık kalınarak deşifre edilip paylaşılması çok daha faydalı olacaktır. 

    Bu konuda söylenmesi gereken daha çok şeyler olduğunu düşünüyorum. Bununla beraber sonuç olarak şunu söyleyebiliriz; sadece, müellifin kendi tashihinden geçirildikten sonra kamuoyu ile paylaştıkları düşünceleri O’nu bağlayabilir. Diğer taraftan, sadece bireylerin not alarak paylaştıkları notlar üzerinden birtakım sonuçlara varmak aldatabilir. Bu notlardan, yazılı ve sözlü kaynaklarda ifade edilen hakikatleri daha iyi anlama ve açıklama adına istifade edebilirler, ama asıl başvurulması gereken kaynaklar; kitapları, kayıtları bulunan vaazları ve sohbetleri, sözlü ve yazılı olan Bamtelleri, Kırık Testiler ve bizzat Hocaefendi tarafından verilmiş olan beyanatlar olmalıdırlar. 

    19 Oca 2024 11:20
    YAZARIN SON YAZILARI