Sistemli planlı ve bilinçli hareket 6: Fedakarlık göstererek anlatmanın gücü

Sistemli planlı ve bilinçli hareket 6: Fedakarlık göstererek anlatmanın gücü

Büyük davalar her zaman fedakâr, diğergam (başkalarını düşünen) ve hasbi (karşılık beklemeyen) insanların omuzlarında yükselerek başarılı olmuşlardır. İslâm davasının temelinde de bu vasıflara (sıfatlara) sahip olan kimselerin varlığına şahit oluruz. Hazreti Hatice ve Hazreti Ebu Bekir gibi Mekke’nin zenginleri bütün servetlerini bu uğurda harcamaktan asla çekinmemişler ve vefat ettikleri zaman insanların en fakirleri haline gelmişlerdi. Böyle yaparak onlar kaybetmiyor, bilakis en büyük bir kazancı elde etmiş oluyorlardı. Günümüzdeki Hizmet Hareketi’nin temelinde de bu vasıflara sahip olan insanlar vardır. İşte bu, tebliğ ve irşat insanlarının çok önemli bir özelliğidir: 

“Dokuzuncusu: tebliğ (anlatma) ve irşad (doğru yola sevk etme) adamı civanmert olmalıdır. O, neyi var neyi yok hepsini davası uğrunda feda etmesini bilmelidir. Gönülleri fethetme yolunda, civanmertliğini bir burak edinmeli ve o yola öyle gitmelidir...

Her sahabi bu mevzuda âdeta birbiriyle yarışıyordu. İnandıkları dava uğruna, gösterdikleri civanmertlikle kalb ve gönüller fethediliyor ve her geçen gün iltihaklar çığ gibi büyüyordu. Zira onlar her mevzuda olduğu gibi bu mevzuda da derslerini Allah Resûlü'nden almışlardı. Bir gün müellefe-i kulûbdan (kalbi dine ısındırılacaklardan) birisi kavmine giderek şöyle demişti. "Ey kavmim derhal bu zâta teslim olun, çünkü O peygamberdir. Eğer peygamber olmasaydı bu kadar cömert olamaz ve rızık korkusundan endişeye kapılırdı. Hâlbuki O, kim ne isterse hemen veriyor!"

Genç-ihtiyar her mübelliğ ve mürşid, bu kabîl yollarla gönüllere girmeye çalışmalı ve onları fethetmelidir. İnsan bu yolda bütün varlığını sarf ederek bir insanın gönlüne, Cenâb-ı Hakk'a imanı yerleştirebilse, çok şey kazanmış ama buna karşılık hiçbir şey kaybetmemiş sayılır.

Cennet'in kapısını cömertler açacaktır. Dünyada o kapıya giden yolları da açın ki, yanımızda daha nicelerini o kapıya kadar götürmüş olasınız. Sizin bu davranışınızla cemiyet içinde size muhatap olanlar öyle bir seviyeye ulaşacaklardır ki, bir gün Kur'ân'ın hükümleriyle beşer karihasından çıkan şeyler arasında bir tercih yapılması bahis mevzuu olduğunda, o, Kur'ân'ı tercih ederek, Resûlullah'ı seçerek bütünüyle Allah'a râm olsun.

Evet, Cennet'e ilk defa âlimler, vaizler veya hocalar değil, hak ve hakikati neşir uğruna malını ve canını hak yolunda bezleden (cömertçe veren), esnaf, tüccar ve kazanç seviyesi ne olursa olsun, bütün cömertler, hakka Dilbeste (gönül vermiş) civanmertler girecektir. Evet onlar Rablerine, fâni olan şeyleri verecek ve bâkiyi kazanıp ebediyete ereceklerdir.” (Tebliğ Metodumuz Nasıl Olmalıdır?)

Günümüzde eski zamanlara kıyasla iman ve Kur’an hizmetlerinde çok büyük ilerlemeler kaydedilmiştir. Yirminci asrın başlarında sönmeye yüz tutmuş din ve dini yaşam ve açıktan yapılması çok zorlaşan iman ve Kur’an hizmetleri günümüzde çok gelişmeler göstermiştir. Değil sadece bireylere, topluluklara ve kitlelere de ulaşabilecek imkanlar ve vasıtalar artık kullanılabilmektedir. Zaten yeni değişen şartları hesaba katarak hizmet metot ve yöntemlerinin geliştirilmesi en önemli bir sorumluluktur:

“Onuncusu: (…) Hâlbuki bugün durum değişmiştir. Artık bu gibi meselelere sahip çıkanlar, fertler değil kitlelerdir. En mütemerrit insanların dahi yumuşadığı ve İslâmî meselelere olabilirlik ihtimaliyle baktığı bir devreyi idrak etmiş bulunuyoruz. Bu durumda bize düşen vazife, işin özünden ve ruhundan uzaklaşmamak kaydıyla yeni yeni metot ve yöntemler denemek ve değerlendirmek olmalıdır. Aksi hâlde devrini idrak edemediğinden bütün fonksiyonunu kaybeden insanların durumuna düşmemiz muhakkak ve mukadderdir. Böyle bir duruma düşmekten Allah'a sığınırız. Öyleyse günün gerektirdiği şekilde hizmet adına yeniliklere adapte olmak mecburiyetindeyiz. Uyumda ne kadar gecikirsek, mutlu yarınlara ulaşmada da o kadar gecikmiş olacağımız asla unutulmamalıdır.

İşte bu hususî durumdan hareketle, umumî ve herkes için geçerli bir prensibe varabiliriz. İrşad ve tebliği kendine vazife edinenler, devrini idrak etmek ve irşadını bu temel üzerine oturtmak zorundadırlar. Başkalarının fezayı fethe açıldığı bir dönemde, insanları karanlık dehlizlere çekerek bir şeyler anlatmakla hiçbir yere varılamayacağı bedîhîdir.” (Tebliğ Metodumuz Nasıl Olmalıdır?)

Bugün din, diyanet ve maneviyattan uzaklaşmış toplumları tekrar özlerine döndürebilmek için onları Hak ve hakikati yaşayan topluluklarla ve onların kurduğu Hizmet kurumları ve Hizmet ortamlarıyla buluşturmak da günümüzde tebliğ ve irşad adına başvurulması gereken önemli bir metot ve yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır:

“On birincisi: Kitle ruh hâlinden istifade ile şuraya-buraya dağılmış yığınların asıllarına dönmelerini kolaylaştırıcı metot ve usûllerin tatbiki de irşad ve tebliğ adına çok mühim hususlardan biridir. Sizin senelerce anlattığınız hâlde bir türlü kabul ettiremediğiniz bazı hususların nazara arz edilmesi, bir kısım derinliklerin gözler önüne serilmesi, imanlı gönüllerin aşk ve heyecanının ruhlara duyurulması, ne büyük tesirler icra ettiği gösteriyor ki, sadece haber vermek, gözle göstermek kadar kat'iyen müessir değil.

Öyleyse, çevremizde, İslâm adına olup bitenleri, hiçbir ayırıma tâbi tutmadan ve sınırlandırıcı ve dondurucu hizip anlayışından uzak bir hava içinde gezdirip göstermek, bazen muhatabımıza ve onun kuvve-i mâneviyesini (manevi gücünü) takviye (güçlendirme) adına öyle tesirli olacaktır ki, o insan, senelerce yaşadığı boşluğu bir anda sıçrayarak geçecek ve sizinle omuz omuza bir çizgide yer tutacaktır.

Bunu kitleler için de düşünebiliriz. Ve bugün bu müesseseler, dostun yüzünü güldürecek, düşmanı da deliye çevirecek seviyede sürekli yükselen bir grafiğe sahiptir. Bize bunları ihsan eden Rabbimize hamdolsun. Ve bu anlattıklarımızı da birer tahdis-i nimet (Şükür maksadı ile Hakk'ın nimetlerini ilân etmek) olarak kabul buyursun! Âmin!” (Tebliğ Metodumuz Nasıl Olmalıdır?)

Her ne kadar yaşanan süreçte bu kurumların bazılarına el konulup zorla gasp edilmiş olsa da mevcut kurumlar üzerinden bu yapılmaya devam edilmektedir. Allah’ın izni ve yardımıyla, bu zorlu süreç sona erdiğinde, geçmiş tecrübe, bilgi ve yetişmiş kadrolar üzerinden bu kurumları ve üniteleri eskisinden de güçlü bir surette hayata geçirmek hiç de zor olmayacaktır. 

YAZARIN SON YAZILARI