Sistemli, planlı ve bilinçli hareket 8: Kendimizi ifadede yol ve prensipler
Tarih boyunca insanlığa hakkı ve hakikati anlatma ve onları irşad vazifesiyle gelen insanlar özellikle ilk zamanlarda çoğu zaman kabul görmemişlerdir. Daha sonrasında da insanların hayrı ve iyiliği için mücadele eden bu insanlar kendi toplumları tarafından türlü türlü zorluklara maruz bırakılmışlar ve genelde bir yalnızlığa itilmişlerdir.
İslâm öncesinde, peygamberler
eliyle irşad edilen ümmetler dinden uzaklaştıklarında kendilerine irşad için
gönderilen peygamberleri inkâr etmişler, onların kutsi soluklarına ve
mesajlarına arka dönmüşler ve onlara türlü türlü işkenceler yapmışlar ve hatta
yer yer öldürdükleri bile olmuştur.
Peygamberlerin hayatında çok sık
görülen bu durum onlardan sonra, peygamber varislerinin hayatında da çok
görülen bir realitedir. İslâm Peygamberi (SAV) geldikten sonraki dönemlerde de,
toplumlarda meydana gelen bozulmaları tamir etmek, onları tekrar hakka ve
hakikate davet etmek için gelen peygamber varisleri de aynı kaderi
paylaşmışlardır.
Bazıları yanlış ve bozulmuş da
olsa kendi düzenleri ve sistemlerini koruma, bazıları bu insanların içtihat,
yorum ve anlayış farklarını kendileri için tehlikeli görme, bazıları da
kendilerine tabi olanları kaybetme endişesi gibi mülahazalarla onların iyiliği
için gayret gösteren bu Hak dostlarına karşı düşmanlık etmişlerdir.
Günümüzde de değişen bir şey
yoktur. Hazreti Bediüzzaman’ın ve talebelerinin yaşadıklarına ve bugünkü
süreçte Hizmet Hareketinin başına gelenlere ve diğer Hak dostlarının maruz
kaldığı çetin hallere baktığımızda da hep aynı kaderin yaşandığına şahit oluruz.
Aslında bu, Kur’an’da ve hadiste
haberi verilen bir haberin gerçekleşmesinden başka bir şey değildir. Sahabe
efendilerimiz başlarına büyük ordular düzenlenip üzerlerine geldiği haberini
alınca sağlam imanlarının bir sesi ve delili olarak, “Bütün bunlar Allah ve
Resûlü’nün bize haber verdiği şeylerdir” demişler ve imanları daha da
güçlenmiştir.
Dolayısıyla, Hak ve hakikati
tebliğ (anlatma) vazifesini yerine getirenlerin böyle sıkıntılara, çilelere
maruz kalmaları onların doğru yolda olduklarının da en önemli bir kanıtı
olmaktadır. Bir diğer doğruluk delili ise Kur’an ve Sünnet’e uygun olarak hareket
edilip edilmediğidir. Eğer bir harekette bu iki delil var ise onlar Hak
yoldadırlar ve Habib-i Neccar’ın kavmine “Sizden bir ücret istemeyen, sizden
hiç menfaat beklemeyen, dosdoğru yolda yürüyen bu kimselere uyun.” (36/21)
ifadesinde seslendirilen uyulması gereken insanlardandır.
Hadisi Şerifte başlarına gelen
onca sıkıntılara rağmen halkın içinde bulunma her zaman nazara verilmiştir ve
halkan uzaklaşıp kenara çekilmekten daha üstün tutulmuştur. Vazife ve misyonlarını yerine getirebilmek
için halkla bir arada bulunulduğunda Realitenin bir gereği olarak toplumda
onlara karşı meydana gelebilecek muhtemel (olası) rahatsızlıkları engellemek
için de planlar ve stratejiler belirlenmelidir.
Yeni fırsatlar ve imkânlar ve
yeni yollar ve metotlar
Bütün bu çabalara rağmen, bir
toplumda dünyaya ait çıkarlarına zarar geleceği endişesi ile bazılarının
rahatsızlık duymaları ve hoşnutsuzluk göstermeleri her zaman mümkündür. Böyle
bir durum ortaya çıktığında ise ona uygun yeni plan ve stratejiler üretilmesi
ve yeni yollar ve metotlar belirlenmesi gerekir.
Diğer taraftan, bu zorlu
ortamlarda yaşanan olumsuzlukların yanı sıra hizmetler için bazı yeni fırsat ve
imkanlar da ortaya çıkmaktadır. Bugün yaşanan süreçte Hizmet Hareketi için de
bunlar geçerlidir. Fethullah Gülen Hocaefendi "Kendimizi
İfadede Yol ve Prensipler" başlıklı Bamteli sohbetinde, bugün yaşanan
zorlu süreçte ortaya çıkan bu fırsatları ve bu yeni ortamda yapılması
gerekenleri ve takip edilmesi gereken stratejiler hakkında çok önemli
tespitlerde bulunmaktadır.
Eğer o toplumda hizmet etmek
imkânları kalmamış ve dini yaşamak çok zor hale gelmişse o zaman hicretle başka
beldelere gitme yolları araştırılmalı ve oralarda hizmetlere devam
edilmelidir:
“Yani bazı ahvalde karşı tarafı
dünya adına bir kısım beklentiler hatta beklentiler fasit dairesi içinde
bulunan insanlar hiç olmayacak şeylerden rahatsızlık duyabilirler… Rahatsız
olduktan sonra da neyse oturup onu konuşmak lazım. (1) Yani bir yönüyle başka
bir zeminde kendinizi ifade etme imkanları. Öyle bir ortamı araştırmak lazım.
Burada kendinizi ifade etme.”
Günümüz Türkiye’sinde hizmet
etmek ve hizmet erleri yaşamak çok çetin hale gelmiştir. Burada aktif sabır
göstermek, yani eskisi gibi açıktan ve aktif olarak değil ama şartlar elverdiği
ölçüde hizmet etmek gerekir. Tamamen pasiflik bozulmaları meydan getirebilecek
tehlikeli bir durumdur. Bir gün fırtınaların dineceğine tam bir inanç
içerisinde o günlere hazırlık yaparak beklenmelidir.
“(2) Sonra Cenabı Hakk'ın bir
gün o bulutları sıyıracağı, o fırtınaları dindireceği anı bekleme, aktif sabır
içinde bekleme, bir şeyler yapma ve bekleme. Biraz günümüzdeki durum onu gösteriyor.”
Yaşanan zorlu süreç Hizmet
Hareketinin bütün dünyada duyulmasını sağlamıştır. Üstelik kendilerine yapılan
o kadar büyük zulümlere rağmen Hizmet insanlarının müspet (pozitif) hareketten
taviz vermemeleri, hiçbir emniyeti bozacak bir davranış göstermemeleri, en
küçük bir şiddete ve maddi güce başvurmamaları bütün dünyaya Hizmet Hareketinin
güvenilirliğini, hiçbir tehlike ve tehdit içermediğini ve onların gerçek
mağdurlar ve mazlumlar olduğunu ispat etmiştir:
“(3) Yani biraz dünyaya
kendimizi anlatma. Telekomünikasyonun çok geliştiği, inkişaf ettiği bir
dönemde, ulaşım teknolojisinin inkişaf ettiği bir dönemde duyulmuş olmayı rantabl
olarak değerlendirmek lazım. Yani duyurma mefkureniz adına, hizmetiniz, gaye-i
hayaliniz (dava, hedef, gaye) adına Cenabı Hakk'ın size bahşettiği bir şanstır
esasen.
(4) Şimdi bundan sonra size düşen
şey esasen o mazlumiyet, mağduriyet meselesini de dilendirerek ne olduğunuzu anlatmak.
Böyle bir hareketin, böyle bir hizmetin dünya için tehlike değil, dünyanın
ihtiyaç duyduğu bir hareket, bir hizmet olduğunu anlatmak.”
Bugün yaşanan zulümlerin ve mağduriyetlerin
çok ileri bir boyutta olması ve üstelik hız kesmeden devam etmesi bunlardan
haberdar olan insanların duyarsız kalmayıp daha fazla alakadar olmalarını
sağlamıştır. Bu meydana gelen ilgi ve alaka ortamı, Hizmet’in ve Hizmet
insanlarının sahip oldukları güzellikleri, yüksek hasletleri ve değerleri
göstermeleri için onlara çok büyük fırsatlar sunmaktadır. Bu yüzden, Hizmet
insanları kendilerini toplumdan soyutlamak yerine her şeye rağmen küsmeden o
toplumun içinde bulunarak bu fırsatları değerlendirmeye çalışmalıdırlar:
“(5) Çünkü duyurma da çok önemli
bir ceht ve bir gayret isterdi. Sizi duysunlar diye bütün dünya televizyonlarına,
radyolarına müessir olmalıydınız, her yerde böyle en geniş daireden en dar
daireye kadar her yerde konferanslar ve röportajlar vermeliydiniz. Duyarlardı
yine es geçerlerdi. Duyma aynı zamanda bir de alaka duymayı da tetiklemeliydi. Sizin
duyurmanız “bunlar nedir” diye alakayı da tetiklemiş durumda.
(6) Böyle bir şeyi almaya, algılamaya,
aynı zamanda hazmetmeye hazır sineler var, dimağlar var gibi. Yine müfritler,
mütemerritler vardır. Yani bu mevzuda onları da hesaba katmak lazım. Onları da
nasıl yumuşatacaksanız yumuşatacaksınız. Fakat mütereddit (tereddüt
içindekiler) ve mütehayyirlere (bir karar veremeyenler) ulaşma adına bu geniş
dairedeki duyulmuş olma mevzuu Cenabı Hakk'ın bir lütfu gibi değerlendirilmeli.
İster iş adamları ister değişik alanlarda kariyer yapmış insanlar isterse
tamamen kendini hizmete vakfetmiş insanlar hizmetten dolayı madem millet bizi duydu
“neyiz” bir de onu görsünler (demelidirler).
Böyle bir içte olma, halkın
içinde olma, insanların içine karışma ve aynı zamanda gelebilecek muhtemel eziyetlere
katlanma ihlas ve fazilet açısından daha iyidir.”
YAZARIN SON YAZILARI

Bilal Erdoğan Arap medyasına konuştu! 'Erdoğan'dan...

Yazar ve akademisyen Ahmet Turan Alkan Bursa’da to...

Gazze Barış Kurulu için imzalar atıldı: Türkiye ad...

İşte emeklilerin zam farkının yatacağı tarih!

Ünlülere uyuşturucu soruşturması: Acun Ilıcalı'nın...



