Bu Kant neyin nesi?

Bu Kant neyin nesi?

Numan Yiğit Hocamız, M. Fethullah Gülen Hocaefendi ile uzun seneler beraberliği olduğu için hatıraları **GÜLEN AN(I)LAR** isimli bir kitapta topladı. Onlardan bir tanesini sizlere takdim etmek istiyorum:

 

“Erzurumlular nezle, grip gibi rahatsızlıklarında sıcak suya limon sıkarak içerler, buna ‘kant’ derler. Hocaefendi, nazarî akılla amelî aklı anlattığı bir yerde, buna dair bir hatırasını nakletti:

 

“Diyanetin yaptığı bir imtihanda soru olarak ‘KANT’ın Allah nazarî akılla değil, amelî akılla bilinebilir’ sözünün ne demek olduğu soruldu. Yanımda Doğulu bir arkadaş vardı. O enfes şivesi ile fısıltı hâlinde bana, ‘Hey arkadaş, Kant da ne ola ki?’ diye sordu. Ben de ‘Sıcak suya limon sıkıp şekeri katarsın ya, işte o’ dediğimi hatırlıyorum.”

 

“Hocaefendi aynı konuyu, kendisiyle yapılan bir röportajda şöyle detaylandırıyor:

 

— Batı’da sizi etkileyen yazarlar kimler?

 

— Kant’a insan olarak hayranlık duymamak mümkün değildir. Gerçi Russell, Kant’ı yerden yere vurur, felsefî tarihi altüst eden adam olarak niteler. Fakat Kant müthiş bir disiplin adamıdır. Kelâm hocaları arasında Kant bilinen bir insandır ama enteresan olan; vaizlik, müftülük imtihanında: “Alman filozof Kant, ‘Saf Aklın Kritiği’ kitabında aklı ikiye ayırır: Amelî ve nazarî… Nazarî akılla Allah’ın bilinemeyeceğini, amelî akılla bilinebileceğini söyler. Siz bu mülahazadan ne anlıyor ve nasıl değerlendiriyorsunuz?” şeklinde bir soru soruldu. Felsefe okumamış bir insanın bu soruyu cevaplandırabilmesine imkân yoktur. Hatta hiç unutmam; imtihanda doğudan gelmiş, Kürtçe konuşan biri vardı. Soruyu anlamamış olacak ki bana ‘Fakki eve Kant çiye?’ diye seslendi. ‘Bu Kant da neyin nesi?’ der gibiydi. Ben de ona latife ile cevap vermiştim.”

 

Bu araştırmacı yazar, Alman Filozof Kant hakkında bir kitap yazmış: “Kant’ın Doktorasındaki Besmele”. Kitabı inceleyince anlaşılıyor ki Kant’ın doktora diplomasında orijinal bir “Bismillahirrahmanirrahim” yazılı… Araştırmalar derinleştirilince, o dönem meşhurların doktora diplomalarında hep o orijinal yazılı Besmele vardı… Yani Immanuel Kant, 1724 tarihinde doğmuş, 1781’de “Saf Aklın Eleştirisi” kitabını yazıp modern felsefenin temel taşlarından biri kabul edilmiş bir filozof olarak diplomasına Besmele yazılmasını beğeni ile kabul ettiği gibi… Almanya’da Besmeleyi ilk kullananlardan birisi de Alman matematikçilerden Daniel Schwenter’dir. Daha onlar gibi niceleri… Besmeleye karşı bu alaka onların biraz da oryantalizm anlayışından ileri geliyordu. Sanki bir moda gibi yayılmıştı.

 

İsviçreli Oryantalist Johann Heinrich Hottinger (1620-1667); Papalığın İslam’ı, 15 yıllık bir zaman diliminin ardından, Hz. Muhammed’in vefatından yaklaşık on yıl önce, yani 622’den itibaren izlemeye aldığını iddia eder.

 

Kur’an-ı Kerim’in matbaada ilk baskısı 1537-1538 yıllarında Venedik’te yapılmıştır. Fakat Müslümanlar bu baskılara ilgi duymamamışlardır. Birinci sebebi bazı ayetlerin eksik olması, ikinci sebebi ise matbaa mürekkebinde domuz yağının bulunduğu iddiası…

YAZARIN SON YAZILARI