Cennet bahçeleri

Safvet Senih
Yayınlanma Perşembe, 19 Mart 2026
İnsanoğlu aslında içinde bulunduğu kâinatta ve yaşadığı şu dünyada çok yalnız çok aciz, fakir, muhtaç ve zayıf bir varlıktır. İhtiyaçları sınırsız olduğu gibi korkuları ve endişeleri de sınırsızdır. Bundan dolayı isteklerini kendisine temin edecek ve onu korktuklarından koruyacak bir güç ve kudrete dayanma ihtiyacı duyar. Daima elinin ulaşamadığı veya gücünün yetmediği yerde kendisinden istimdat edilecek birini arar. Arar ama aradığını bulabilmesi için iman gereklidir, imandan sonra mededgâhına nasıl seslenmesi gerektiğini bilmesi gerekir. Nasıl sesleneceğini bilmezse yine ulaşamaz matlubuna. İşte burada da insanlığın en büyük muallimi, mürşidi, rehberi Peygamber Efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellemi tanır ve onun öğretilerine kulak verirse, işte o zaman aradığı şeyleri, onun her şeye manen hayat veren ve her zulümâtı dağıtan, nurdan soluklarında bulur. Çünkü o Sallallahu aleyhi ve sellem bize bu hayatta ve bu hayattan sonra varacağımız son noktaya kadar neye ihtiyacımız varsa ve neye ihtiyacımız olacaksa hepsini bize anlatıp öğretmiştir. Onun ettiği dualara baktığımız zaman bu uzun yolculukta gerekli olan her şeyden bahsetmiş, hatta bizim hiç aklımıza dahi gelmeyecek şeyleri Allahtan istemiş olduğunu görürsünüz. Orada onun nasıl rahmet ve şefkat peygamberi olduğunu görür ve ona en içten salatu selamlarınızı gönderirsiniz.
Dua Arapçada kelime manası olarak seslenmek, çağırmak, davet etmek
manalarına gelir. Dini terim olarak da kulun darda kaldığı zaman veya
ihtiyaçlarını karşılamada aciz kaldığı zaman sebepler üstü yüce kudret sahibi
Allah’tan ihtiyacını gidermesi veya korktuğu şeylerden onu koruması kurtarması
için yardım dilemesi ve ona durumunu tazarru ve tezellül ile arz etmesi
manasına gelir.
Cenabı hak Kuran-ı Kerim’de çaresiz kalanların dua ettiklerinde
dualarını kabul edip onların sıkıntısını gidereceğini müjdeliyor. “O
nesneler mi üstün yoksa çaresiz kalıp Kendisine yalvaran insanın duasını kabul
edip sıkıntısını gideren ve sizi dünyada halifeler yapan Allah mı? Hiç Allah
ile beraber başka tanrı mı olur? Elbette olmaz!” (Neml 62). Öyleyse kula
düşen darda kaldığında veya bunaldığında telaşlanmak veya ümitsizliğe düşmek
değil, bu sese kulak verip yüce kudret sahibi Allah’a yönelip niyaz etmek, nida
etmek ve ona güvenerek dua etmektir.
Başka bir ayeti kerimede Cenabı Hakk “Bana dua edin ki size karşılık
vereyim. Zira Bana ibadet, yani dua etmeyi kibirlerine yediremeyenler, zelil ve
rezil olarak cehenneme gireceklerdir” (Ğafir 60) buyurmaktadır. Buradan
anlaşılan (kibirlenerek,) dua etmemek ahirette şekavet’e, kaybetmeye
dolayısıyla cehenneme girmeye sebebiyet verecektir.
Cenabı Hak bizim dualarımıza çok önem vermektedir. Bakınız bu konuda
bize teşvikkâr bir hitap daha kuranı kerimde nasıl geçiyor. “Duanız olmazsa
Rabbim size ne diye değer versin ki?
(Zâriyât 56). Demek ki Allah katında değerimiz ettiğimiz dua
kadardır. Dua’n yoksa Allah katında değerin de yok demektir. Bu manayı ifade
eden daha birçok Ayet-i Kerimeler vardır bunlardan bazıları şunlardır.
Ben cinleri ve insanları sırf Beni tanıyıp
yalnız Bana ibadet etsinler diye yarattım. (Zariyat 56)
Kullarım Ben'i senden soracak olurlarsa,
bilsinler ki Ben pek yakınım. Bana dua edenin duasına icabet ederim. Öyleyse
onlar da dâvetime icabet ve Bana hakkıyla inanıp tasdik etsinler ki doğru yolda
yürüyerek selâmete ersinler. (Bakara 186)
Diğer bir âyette ise “En güzel isimler, Allah’ındır. O halde Allah’a
o güzel isimlerle dua edin” (A‘râf 180) buyurulmaktadır. Demek ki, Allah
Celle Celaluhu bizden kendisine Esma-i Husnâ’sı (güzel isimler) ile dua
etmemizi istiyor. Yine Allah’ın o güzel isimleriyle nasıl dua edileceğini de
Peygamber Efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellemin mübarek dudaklarından dökülen
dualarıyla öğreniyoruz.
Peygamber Efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem Allah’ı zikredenle
zikretmeyeni çok çarpıcı bir misalle ifade eder. “Rabbini zikredenle
zikretmeyenin misalleri ölü ile diri gibidir. (Buhari)
Tirmizi’nin rivayet ettiği bir hadisi şerifte Peygamber Efendimiz
Sallallahu aleyhi ve sellem Miraca çıktığında İbrahim Aleyhisselam, Peygamber
Efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem’e “Ya Muhmmed ümmetine benden selam söyle
ve haber ver ki, cennetin toprağı çok güzel, suyu çok tatlı, arazisi ekinsiz
boştur. Ancak oranın ekini, ziraatı سُبْحَانَ اللهِ، وَالْحَمْدُ للهِ، وَلَا إِلَهَ
إلَّا اللهُ، وَاللهُ أكْبَرُ، dir.”
Yine Cabir Radıyallahu anh’dan rivayet edilen bir hadisi şerifte,
“Kim سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ derse
onun için cennette bir hurma ağacı dikilir” buyuruluyor.
Bütün bunları göz önüne aldığımız zaman hem dünyamız için hem ahiretimiz
için Allah’ı doğru bir şekilde zikretmenin ve dua etmenin ne kadar önemli
olduğunu görüyoruz.
Burada şunu da belirtmeden geçemeyeceğim
insanların dünya meşgalesiyle gırtlağa kadar boğulduğu içinde yaşadığımız şu
zamanda en çok ihtiyacımız olan ve her derdimize yegâne çare olan ve bizi her
türlü maddi-manevi tehlikelerden, düşmanlardan, sıkıntılardan, tasalardan,
koruyacak veya kendimizin tedarik edemediği istek ve arzularımızı temine vesile
olacak olan dua meselesi maalesef gereği gibi yapılamıyor, unutuluyor veya
önemsenmiyor.
Oysa unutulmadan ve hiç aksatılmadan yapılması
gereken şey, rabbiyle kendi arasındaki bağı sağlayan ve sağlamlaştıran ve
rabbine her an kendini hatırlatan (arz eden) ve günahlarının bağışlanmasına
vesile olan, istek ve arzularına nail olma ve korktuklarından korunma vesilesi
olan günlük evrad ve ezkarları okumaktır.
Dini kitap sınıflandırmalarında (Amelü’l-yevmi
ve’l-leyle) diye isimlendirilen Müslümanın 24 saatini içine alan ve Peygamber
Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellemin dualarını ve ibadetlerini bize nakledip
anlatan kitaplar vardır. Bu kitaplar çoktur ve hacimlidir. Ancak bu kitapları
pratik olarak okumak veya elde bulundurmak hacimlerinin büyüklüğünden dolayı
her zaman mümkün olmayabilir. Onun için bu ibadet ve duaları okuyucuya
kolaylık sağlaması için haftanın ve ayın günlerine bölerek hazırlayan âlimler
ve yazarlar olmuştur. Bu çok güzel bir hizmettir, okuyucunun işini
kolaylaştırır, kişi gün-be gün bu tertiplenmiş duaları kolaylıkla okuyarak
vazifesini yapar ve rahat eder.
Bu alanda yazılmış veya derlenmiş nadide
eserlerden biri de bir peygamber aşığı, Allah dostu ve aynı zamanda da büyük
bir Âlim olan Seyyid Yusuf en Nebhani’nin “Riyâdu’l- cenneh”adlı kitabıdır.
Filistinli Allame Seyyid Yusuf bin İsmail
en-Nebhânî Riyazul Cenneh adlı kitabı en kıymetli dua ve zikirlerden, evradu
ezkardan seçme bir dua (evrâd) kitabı olarak derlemiştir. Kitabı kırk ayrı
bölüme ayırarak her bir bölüme “Ravza” (Bahçe) adını vermiş ve onları
numaralandırmıştır. Her “Ravza ya Kur’an’daki tertibe uyarak birkaç ayet veya
kısa sûrelerden bir sûre, me’sur (Peygamber Efendimiz’in bizzat yaptığı)
dualardan birkaç dua ve Efendimiz’e (sallallahu aleyhi ve sellem) farklı farklı
salatu selamlar koymuştur. Ayrıca her bir Ravza’nın altına da dipnot olarak bu
duaların kaynağını ve okunmasının gerekçelerini ve nasıl hayırlı sonuçlar
doğuracağını Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) mübarek beyanlarıyla
belirtmiştir. Günlük kolayca okunması için kırk bölüme ayrılan bu “Ravza”-
lardan her gün bir tane okunacak diye bir kural yoktur. Okuyabilen günde iki
adet veya daha fazla “Ravza” okuyabilir. Bu suretle kırk günde devredeceği
(hatmedeceği) bu evrad kitabını yirmi günde veya daha az bir zamanda hatmedebilir.
Türkçeye tercüme edilen bu kıymetli kitapta sade bir dil kullanılmaya
çalışılmıştır.
“Ravza” çiçeklerle donatılmış huzur veren bahçe
demektir. Riyad ise Ravzanın çoğuludur. Kitabın adı “Riyâdu’l- cenneh”tir.
Manası“Cennetin huzur veren bahçeleri” demektir. Biz de bu kitabı okurken
rabbimizden henüz dünyada iken, bize cennetin o huzur dolu bahçelerinde
yaşıyormuş gibi bir hayat lütfetmesini dileyerek bize bu cevheri miras bırakan
kitabın müellifi Seyyid Yusuf en-Nabhâni’ye Allah’tan rahmet diliyoruz.
Her kitap zannettiğin gibi
olmayabilir mi?
Seyyid Yusuf en-Nabhâni önsözünde kitabı tanıtma
sadedinde şöyle bir ifadede bulunur:
Ey Müslüman kardeşim,
Bu kitabın güzel dizilimini ve tertibini
gördükten ve ihtiyaçları tedarik eden, sıkıntıları def eden bol sevaplı ayet,
hadis, dua-zikir ve salavatlardan
oluştuğunu bildikten sonra hâlâ bu kitabın güzelliğini, iyiliğini ve faydasını
anlamadıysan, aynı zamanda hacminin küçüklüğüne rağmen bu alanda yazılmış en
büyük kitaplardan biri olduğuna inanmadıysan otur kendine ağla, çünkü senin
nefsinin ilim, irfan ve zevk-i selimden nasibi yok demektir. Fakat ben
zannediyorum ki sen -Allahın izniyle- bu kitabın kıymetini bilecek, değerini
vicdanında kabul edecek, onu gece gündüz okumak için elinden düşürmeyecek ve bu
sayede Allahtan dilediğin her şeye de (muradına) nail olacaksın.
Sözünde haklıdır Nebhani. Orada bahsettiği “onu gece gündüz okumak için elinden düşürmeyeceksin” sözünün
muhataplarından biri de benim. Takriben kırk seneden beri dediği gibi yanımdan
hiç ayırmadım ayıramadım. Kitapta derlemiş olduğu Peygamber Efendimiz
Sallallahu Aleyhi ve Sellemin mübarek Fem-i Güherlerinden dökülen o mesûr
duaları okudukça o duaların sırlarını ve hikmetlerini gördükçe insan hem
Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellemi daha çok sevmeye hem de bu
kitabın kıymetini anlamaya başladığını fark ediyor.
Cenab-ı Erhamürrahimin’den bu kitap ve
emsalinden hakkıyla istifade etmeyi, Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve
Sellemin mübarek ifadesiyle dilimizi bu dua ve zikirlerle terü taze tutmayı
niyaz edelim. Allah bütün uzuvlarımızı özellikle dilimizi rızası istikametinde
kullanmaya bizleri muvaffak etsin. (Amin)
YAZARIN SON YAZILARI

Tutuklanan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Musta...

Suriye’de görünmez kılınan trajedi: 100 binden faz...

ABD, 23 yıl sonra ilk kez savaşta uçak kaybetti

Özgür Özel daire iddialarına çok sert yanıt verdi:...

Namağlup Fenerbahçe Opet, Galatasaray Çağdaş Fakto...


