Her şey aslına döner

Her şey aslına döner


Menkıbeye göre bir padişahın bir şeylere kafası takılıyor; ne vezirlere ne de herhangi bir kimseye açabildiği bir takım sıkıntılar var. “Hızır gelirse çözer” diye düşünüyor. “Bana mutlaka Hızır’ı bulup getirilmelidir.” diye tutturuyor… Dört bir yana adam salıyorlar. Hızır makamına ermiş bir adam arıyorlar. Hayatında iki ipin ucunu bir araya getirememiş ama çevresinde hoca olarak bilinen bir adam varmış. Kendisi bunu duyunca,  “Epey büyük mükafat verecekler, avansını alsam bile benim çok işime yarar, gerisine Allah kerim!..”  diyerek, “Bulacağım!”  diye ilk avansını aldı. Aldıkları iyiydi de, Hızır’ı nereden bulacaktı? Dualar etmeye başladı ama Hızır'ın hiç geleceği yoktu. Neticede Padişahın adamları gelip onu alarak Padişaha doğru yola çıktılar. O arada bir çocuk peşlerine takılıp ısrarla ben de gelmek istiyorum diyerek onların peşini bırakmıyordu. Hoca, “tamam” deyip onu da yanına aldı. Beraberce Padişah’ın huzuruna vardılar. 

Padişah “Hani Hızır?” diye sorunca, “Ama  Hünkârım, senin halkından benim gibi âciz ve garip biri olarak bulamadım, bağışlayın!” diye yalvardı. Padişah vezirlerinden büyük vezire sordu;  “Ne yapalım bu densizi?”  dedi. Vezir, “Padişahım!  Kasap dükkanlarındaki gibi satırla onun kolunu bacağını kesmeli, vitrine asmalı ki, ibret-i âlem olsun, millet de görsün, bir daha da padişahı aldatmaya kalkmasın.” dedi.  Vezirin konuşmasına karşı, o çocuk, “Küllü şeyin yerciu ile aslıhî”  dedi. Yani, “Her şey aslına döner.”  Padişah İkinci vezire sordu; o da, “Padişahım, bu adam çok kötü bir şey yapmış. Öyle kesmekle parçalamakla ceza vermiş sayılmazsınız. Bence bunu dibeklere, havanlara koyup dövmeli, ufalamalı.” şeklinde bir teklifte bulundu. Çocuk yine “Küllü şeyin yerciu ilâ aslıhî”  dedi. 

Bu sefer, “Allah Allah, ilkine de öyle, buna da böyle dedi bu çocuk!” diye padişah dikkat kesildi. Sonra üçüncü derecedeki vezire sordu: “Bir de sen söyle, buna ne yapalım?” dedi. O şöyle bir teklifte bulundu: “Vallahi hükümdarın bu adam bizim bildiğimiz bir hoca. Böyle bir şeye cüret etmesi saygısızlık, bir hükümdara bu yapılmamalı, fakat ya ihtiyacı vardı biz görememişiz, ya şuyu vardır veya buyu…  Bunu bize sorarlar. Bizim bunu bilmemiz lâzım. Hani Hz. Ömer’in bir hadisesinde var ya. İkincisi, bu adam bir günah işledi, geldi. Hepimizin Allah’a karşı bu kabil günahları vardır. Küçük küçüklük yaptı, büyüğe de büyüklük yapmak düşer. Eğer bana sorarsanız  büyüklük yapın bunu bağışlayın.” Çocuk yine  “Küllü şeyin yerciu ilâ aslıhî” diyor. O arada Padişahın huzurunda çok farklı mütalaalar  beyan ediliyor ama çocuk hep aynı cümleyi kullanıyor. 

Bu sefer padişah çocuğa,  ‘Oğlum, sen her vezire aynı şeyi söyledin. Ne demek istiyorsun?” diye sordu. Çocuk, “Hünkarım, baş vezirinizin babası kasaptı. O da bir kasap gibi hüküm verdi. İkinci vezirinizin babası kurukahveci idi. Kuru kahveciler havandan, dibekten başka bir şey görmemişler. Senin hakiki vezirin üçüncü vezirdir. Diğer vezirler senin ayağını kaydırırlar.” dedi ve kayboldu. Padişah o çocuğun aslında çocuk şeklinde zuhur eden Hızır olduğunu anlamıştı. Hocanın aslında Hızır’ı huzuruna getirdiğini fark etmişti…

Hz. İsa Aleyhisselama zina etmiş bir kadını getirip imtihan için,  “Ne söylersin?” diye soruyorlar… O da diyor: “Madem recmetmek istiyorsunuz,  ilk taşı, içinizden hiç günah işlememiş birisi atsın!” Hiç kimse taşlamaya cesaret edemiyor…

YAZARIN SON YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER