Hizmet ufkumuz

Safvet Senih

Safvet Senih

03 Nis 2024 12:47
  • Üstad Hazretleri Hizmetin ana hedefi konusunda, “Bir gâye-i hayal olmazsa veya nisyan basarsa (hedef unutulursa) yahut tenâsî edilse, (hedef unutulmuş gibi hareket edilirse) o zaman ezhan (zihinler) enelere (bencilliklere)  döner etrafında gezerler (bir türlü hedefe gidemez, benlik davasından çevresine dönüp dururlar.)
    Üstad Hazretlerinin hedef olarak Profesör Ayhan Sungur Hocanın dayısı Eşref Edip Fergan’a  “Karşımda bir yangın var, alevleri göklere yükseliyor. İçinde evladım yanıyor, imanım tutuşmuş yanıyor. O yangını söndürmeye, imanımı kurtarmaya koşuyorum. Yolda biri beni kösteklemek istemiş de ayağım ona çarpmış; ne ehemmiyeti var?  O müthiş yangın karşısında bu küçük hadise bir kıymet ifade eder mi?  Dar düşünceler, dar görüşler!..” diye sözler, gaye-i hayali gösteriyor…
    Bu süreçte bilhassa, Batı’nın dönüştürücü asimile edici potasına travmalarla giren insanımızın bilhassa gençlerimiz halini görünce daha iyi anlamış oluyoruz…  Evet karşımızda bir yangın var…
    M. Fethullah Gülen Hocaefendi bütün bunlar karşısında diyor ki: “Bizler dünyanın her yanına, Kur’an’ı, Kur’an düşüncesini taşımaya ve belli bir ölçüde de olsa dünyanın genel çehresini değiştirmeye talibiz. Evet, kuvvet O’ndan ve biz O’nun kuvvetiyle güçlüyüz. Gınâ (zenginlik)  O’ndan ve O’nun ğınasıyla zenginiz. Hepimiz boynu tasmalı, O’nun kapı kullarıyız ve öyle kalmaya da kararlıyız. Süleyman Çelebi’nin ifadesiyle ‘Bir avuç dünya toprağına minnetimiz yok’  bizim..  ve şâir Bâki’nin ifadesiyle:
    “Baş eğmeyiz edâniye dünya-yı dûn için
    Allah’adır tevekkülümüz, itimadımız.
    “Evet bu uğurda bin defa ölüp dirilmeye –Allah’ın izniyle – hazırız. Yeter ki, O’nun yüce adının ufkumuzda Şehbal açmasını gerçekleştirebilelim.  şıkıyız  bu işin. Delisiyiz, mecnunuyuz imana ve Kur’an’a hizmetin. Üstad’ın yaklaşımları ile, kimilerine mutlak iman, kimilerine iman-ı kâmil, kimilerine ihlas-ı etemm yolunu göstermek ve kimilerine de iman panjurunu aralayacak şekilde bazı şeyler hissettirmek düşüncesindeyiz. İnsanlar için illa şu seviyede, veya bu mertebede olacak şeklinde bir düşüncemiz yok, böyle bir talebimiz de yok. Hırs sayıyoruz bu kabil düşünceler. Hatta Allah’ın işine karışmak olarak nitelendiriyoruz. Bir taraftan  herkesi kendi konumu içinde kabulleniyor, öte yandan da, ulaştığımız noktayı yeterli görmüyor ve ‘Daha yok mu Allah’ım?’  diyoruz. Bu uğurda tıpkı Hulefâ-i Râşidin ve Osmanlıları da olduğu gibi, başkaları ile boğuşmadan, iktidar idare kavgası verme yerine sinelerimizde, dillerimizde ‘Lâ ilahe illallah’, gönüllerimizin ilhamlarını, önümüze çıkan herkesin ruhuna boşaltma çabası içindeyiz. Böyle davranınca, mâşeri vicdanın bizi kabulleneceğini ve Allah’ın bize başarılar ihsan edeceğini ümit ediyoruz.
    “Hakikaten böyle miyiz? Genel düşüncemiz, tavrımız itibariyle böyle olduğumuza inanıyoruz. Yalnız bu Hizmet içinde de gurur, kibir, mal, para, şöhret gibi boşluklara düşebilecek insanların var olabileceği de katiyen hatırdan çıkarılmamalıdır. Hatta böyleleri bazen temsil makamında da olabilir..  olabilir ve çevredeki insanlar, bu kişilere bakarak hakkımızda hüküm kesip biçebilirler. Gerçi onların yaptığı haksızlık ve sui zandır ama bu cephenin erlerinin yaptığına ne demeli!..
    “Rabbim iç ve dış değişikliklere uğramadan, başlangıçtaki düşünce, duygu, inanç sâfiyeti içinde hayatımızı hitama erdirmeyi hepimize nasip eylesin.”
    “Bizim dünya ile alâkamız, her yerde izzet-i İslâmiye’yi göstermek, temsil etmeye çalıştığımız elmas misali hakikatleri başkalarına da anlatmak, o aydınlık yolu onlara tanıtmak düşüncesine matuftur. İşte, bizim gözümüzün bir kenarıyla bazen dünyaya bir ‘nigâh-ı âşina’  kılmamızın hakiki sebeplerinden bazılarıdır bunlar. Evet biz bu düşüncelerle Kasas Suresinde ferman edilen ‘Dünyadan da nasibini unutma’  beyanı ile tam mutâbakat içindeyiz. Zira o âyet-i kerimede Kur’an ‘Ahiret yurdunu ara’ derken ‘ibtiğa’  fiilini kullanıyor ki, bu, ‘Bütün benliğinle âhirete  yönel ve âhirete, âhiret kadar değer ver’ demektir. Bundan da anlaşıldığı üzere, âhiret için bütün imkânlar seferber edilmeli, dünya için de ‘nasibini unutmama’  esasına bağlı kalınmalıdır.”
    (Fasıldan Fasıla -3

    03 Nis 2024 12:47
    YAZARIN SON YAZILARI