Karanlıktaki kandil

Şerif Ali Tekalan
Yayınlanma Pazar, 1 Mart 2026

Kenya’da bir safariye çıkılırken
mutlaka kılavuz verilir. Kılavuz sizi gezdirir, eğer siz ondan ayrı gezmeye
çalışırsanız yırtıcı bir hayvanla karşılaşmanız kaçınılmazdır. Bu safari
parkına girerken kapıda asılı levhalardan birinde şöyle bir tabela görmüştüm: ‘’Asla
izinsiz girmeyin ve tek başınıza dolaşmayın, geçenlerde bir misafir, izinsiz olarak
bisikletiyle girmiş, daha sonra da bisikleti bulunmuştu’’. Aynı şekilde
uçaklar da, gemiler de pusulasız gidecekleri hedefe ulaşamazlar. Uçsuz bucaksız
gökyüzünde ve bir okyanusta mutlaka pusulaya ihtiyaç duyarlar. İçinde
yaşadığımız bu zaman diliminde, kendi arabamızla gidilecek adresi bilmesek
bile, yine kılavuz ve pusula görevini gören navigatör denilen cihazlarla
gidebiliriz.
Aynen bunlarda olduğu gibi, insanoğlu
için dünya da bir safari gibidir. Burada da rehberlik, her yaşta, her kültürde
ve her zaman, hem maddi, hem de manevi yönden çok önemlidir. İnsanın yaşı
başı ne olursa olsun mutlaka bu iki rehberliğe de devamlı ihtiyacı vardır. Kılavuz
edinince iki akıl olmuş olur. İki akıl da her zaman bir akıldan daha üstündür.
Hayat tecrübeleri de rehberlikte çok değerli kazanımlardır. Bu kazanımları elde
eden rehberlerden edinen insanlar, diğer insanlara da kendileri bu konuda
kılavuzluk yaparlar ve bu zincir bu şekilde devam eder gider. Aynen dedelerden
torunlara kadar giden zincirlerde olduğu gibi.
Diğer mesleklerde olduğu gibi, özellikle
Tıp Fakültesi öğrencileri fakülteyi bitirmeden iki yıl da staj yaparlar. Bu
stajda öğrencilere, asistanlar, baş asistanlar, hocalar, hastalar ve
hastalıklarla ilgili tecrübelerini hem anlatırlar, hem de hastalar üzerinde
gösterirler. Bu da yetmez, hangi branş seçilecekse (cerrahi, dahiliye, göz,
kulak burun boğaz..) o branşta asgari üç veya beş yıla yakın asistanlık
yaparlar. Bu esnada da hocalar bir rehber, bir kılavuz olarak tecrübelerini
asistanlarla paylaşırlar. Ancak bunlardan sonra genç doktorlar uzman olurlar ve
direk olarak artık hastaya bakabilirler. Bu kadar uzun süre bile yetmez, arada
bir özel kurslarla yeni gelişmeleri takip ederler. Yani yine daha tecrübeli
insanların kılavuzluğunda yeni bilgiler edinilir.
Aslında hayatın her safhasında
insanların bu şekildeki kılavuzların tecrübelerinden istifade etmeleri,
gençlerin kendi sahalarında başarılarını arttırır. Kılavuzluk, hem bir
süreçtir ve insanın doğumundan ölümüne kadar devam eder. Hem de onlar da
edindikleri bu bilgi ve tecrübeleri, kendilerinden daha gençlerle paylaşırlar,
yani bu sefer onlar başkalarının kılavuzu olurlar. Bu gerçek, yani kılavuzluk,
çok iyi bilinerek asla es geçilmemesi gereken bir durumdur.
Anne ,baba kardeş, akraba, öğretmen , amir ve müdür
hepsi onların kendi bakış açılarına göre gençlerin bir şekilde kılavuzu
olabilirler, olmalılar da. Yerine göre, yolda, komşulukta, iş yerinde usul ve üsluba
da dikkat ederek, hayatın her bir karesinde insanlar birbirlerine kılavuz
olabilirler, danışman olabilirler. Herhangi bir art niyet olmadan yapılan bu
insani davranışlar, büyük oranda kabul görür, istifade edilir.
Allah cc, insanlara, her türlü yanlışa
sapmamaları açısından yol gösterici olarak peygamberler göndermiştir. Bu
peygamberler, gerçek rehber, kılavuz, yol gösterici olmuşlardır. Halen de
onların gösterdikleri esaslar, tutulup gidilmesi gereken ve doğru hedefe götüren
yollardır.
İnsan, yön arayan bir varlıktır. Hayat,
düz bir yol değil, kavşaklarla, sislerle, yokuşlarla dolu bir seyahattir. Böyle
bir yolculukta en büyük nimet, doğru bir rehberle karşılaşmaktır. Daha büyük
bir nimet ise bir başkalarına rehber olabilmektir.
Rehberlik, sadece bilgi aktarmak değil, istikamet kazandırmaktır.
Sadece konuşmak değil, örnek olmaktır. Sadece yol göstermek değil, yolda
yürüyerek güven vermektir.
Rehberlik, bazen uzun nutuklar değil, zamanında söylenmiş tek bir
cümle de olabilir. Tarihte nice büyük şahsiyetler, doğru rehberler sayesinde
yetişmiştir. Bir talebe, bir âlimin dizinin dibinde ilim öğrenir; bir mürit,
mürşidinin terbiyesiyle nefsini arındırır; bir genç, ideal sahibi bir öncünün
peşinde karakter kazanır.
Rehberlik zinciri kopmadığı sürece toplum ayakta kalır. Zincir
koptuğunda ise bilgi dağılır, değerler zayıflar, yön duygusu kaybolur. Bugün
insanlık bilgi çağında yaşıyor, fakat yön krizi içindedir. Herkes konuşuyor, az
kişi istikamet gösteriyor. Gençler, sosyal medya akışları arasında kimlik
arıyor, yetişkinler, başarı ile anlam arasındaki dengeyi kurmakta zorlanıyor.
İşte tam da bu noktada rehberlik hayati
önem taşır. Genç için bir istikamet pusulasıdır. Aile için bir denge unsurudur.
Toplum için bir mayadır.
Rehbersiz bilgi, pusulasız gemi
gibidir. Hareket vardır, fakat hedef belirsizdir. Hayatta kimse, tam anlamıyla
kendi kendine yeterli olamaz. Hepimizin bir büyüğe, bir âlime, bir dostun
tecrübesine ihtiyacı vardır. Fakat aynı zamanda hepimiz bir küçüğe, bir
öğrenciye, bir evlada ışık olabiliriz. Bir gencin elinden tutmak, bir
öğrencinin ufkunu açmak, bir dostun kararsızlığını gidermek… Bunların hepsi
birer rehberliktir. Ve çoğu zaman büyük değişimler küçük rehberliklerle başlar.
Hayatta iz bırakmanın en güzel yolu,
bir başkasının yoluna ışık olmaktır. İnsan malıyla değil, makamıyla değil;
yetiştirdiği insanlarla ve dokunduğu hayatlarla kalıcı olur. Belki hepimiz bir
gün unutulacağız. Fakat doğru istikameti gösterdiğimiz bir insan, bizim adımıza
yaşamaya devam edecektir.
Rehberlik, karanlıkta bir kandil yakmaktır. Ve bir kandil, bir odayı;
bir oda, bir evi; bir ev, bir şehri, bir memleketi, bütün bir dünyayı aydınlatabilir.
İnsan olmanın en güzel tarafı da budur; yol aramak, yol olmak, yol göstermek…
İnsan, yeryüzüne bırakılmış bir yolcudur. Önünde sayısız yol, sayısız ihtimal,
sayısız sapak vardır. Bu yüzden insanlık tarihi, aynı zamanda bir rehberlik
tarihidir. İlâhî kitaplar, peygamberler, bilge kişiler, mürşitler,
öğretmenler ve ebeveynler… Hepsi insanın yolunu aydınlatmak için gönderilmiş,
ya da vazifelendirilmiştir. Kur’an-ı Kerîm kendisini açıkça bir rehber olarak
tanımlar. “Bu Kitap, kendisinde şüphe olmayan bir hidayettir.” (Bakara, 2/2).
Kur’ân’ın bütünü, insanı karanlıklardan aydınlığa çıkarmayı hedefleyen bir kılavuzluk
manifestosudur. Rehberlik yalnızca İslâm’a mahsus değildir; bütün ilâhî din
ve geleneklerin özünde vardır. Peygamberler ise bu rehberliğin canlı
örnekleridir.
Günümüzde Rehberlik Neden Daha Hayatîdir?
Modern çağ, bilgi bolluğu içinde yön
kaybı yaşayan bir çağdır. İnsan artık “bilgisiz” değil; fakat “yönsüz”dür.
Dijital çağda herkes konuşmakta, fakat az kişi yol göstermektedir.
Bugün rehberliğe üç seviyede ihtiyaç
vardır:
1. Ailede Rehberlik:
Anne-baba, sadece geçim sağlayan değil,
karakter inşa eden rehberler olmalıdır.
2. Eğitimde Rehberlik:
Öğretmen, sadece bilgi aktaran değil,
istikamet kazandıran bir pusula olmalıdır.
3. Toplumda Rehberlik:
Kanaat önderleri, akademisyenler, din
adamları ve aydınlar, her biri bir kılavuz olarak insanlara umut ve yön verebilmelidir. Ancak
burada önemli bir denge vardır. Her insan, hem bir rehbere muhtaçtır, hem de
bir başkasına rehber olabilecek potansiyele sahiptir.
Hem Rehber Bulmak-Hem Rehber Olmak
İnsanın en büyük yanılgılarından biri
“Ben kendi kendime yeterim.” düşüncesidir. Hâlbuki en büyük peygamberler bile
vahiy ile yönlendirilmiştir. Bu, insanın rehbersiz kemale eremeyeceğinin göstergesidir.
Öte yandan insan, yalnızca alan değil, veren de olmalıdır. Kur’an’da
“İyilikte yardımlaşın” emri, toplumsal rehberliğin temelidir. İnsan bildiği
bir doğruyu başkasına aktardığında, kendisi de derinleşir.
Rehberlik şu üç vasfa dayanmalıdır:
İhlâs:
Menfaat için değil, hakikat için yol göstermek.
İlim:
Bilmeden rehberlik etmek, karanlıkta yol göstermeye benzer.
Örnek
Olmak: Söylenen ile yaşanan arasındaki uyum.
Sonuç: Rehbersiz Yol, Yolsuz Rehber
Olmaz
Tarih boyunca Allah tarafından
kendilerine vahiy gelmiş olan peygamberler gönderilmiş, bilge insanlar yetişmiş.
Bu da, insanın rehberliğe olan daimî ihtiyacındandır.
Bugün her birimiz şu iki soruyu
kendimize sormalıyız: Benim rehberim kim? Ben kime rehberlik ediyorum? İnsan,
doğru bir rehber bulduğunda istikamet kazanır; doğru bir rehber olduğunda ise
başkalarına istikamet olur. Ve belki de insanlığın yeniden dirilişi, rehberlik
ahlâkının yeniden ihyasıyla mümkün olacaktır. Çünkü yol çoktur; fakat hakikat birdir.
Ve bu hakikat, daima bir rehberle daha berrak görünür.
Ne dersiniz rehber bulmaya ve rehber olmaya?







