NATO çatırdarken Çin Ümit Burnu’na mı demirliyor?

Kızıldeniz’de Husilerin saldırılarıyla Süveyş Kanalı’nı kullanan gemilerin hızla alternatif rotalara yönelmesi, küresel ticaretin coğrafyasını sessiz ama köklü biçimde değiştiriyor. Dünya ticareti yüzyıllar sonra yeniden Afrika’nın güney ucuna, Ümit Burnu’na kayarken, bu hayati geçiş hattının askerî ve jeopolitik kontrolü de büyük güçlerin rekabet alanına dönüşmeye başladı. Güney Afrika’nın ev sahipliğinde Çin, Rusya ve İran’ın katıldığı çok uluslu deniz tatbikatı, tam da küresel dengelerin kırılganlaştığı bir dönemde; ABD Başkanı Donald Trump’ın Venezuela’ya yönelik operasyonları, İran’ı vurma hazırlıkları ve Grönland’ı ele geçirme tehditleriyle eş zamanlı olarak gerçekleşti.
9–16 Ocak 2026 tarihleri arasında Güney Afrika açıklarında düzenlenen ve “Will for Peace” adı verilen tatbikata, Çin donanmasına ait Type 052DL sınıfı güdümlü füze destroyeri CNS Tangshan (D122) ile Type 903A sınıfı ikmal gemisi Taihu (K889) liderlik ediyor. Rusya, Steregushchiy sınıfı korvet Stoikiy (F545) ve onu destekleyen Yelnya adlı ikmal tankeriyle sahada yer alıyor. İran ise uzun menzilli operasyonlar için tasarlanmış "IRIS Makran" (441) adlı ileri üs ve lojistik gemisini Güney Afrika sularına göndererek tatbikata katılıyor. Güney Afrika ve Birleşik Arap Emirlikleri birer savaş gemisiyle fiilen katılırken, Brezilya, Mısır, Endonezya ve Etiyopya gözlemci statüsünde bulunuyor.
Bu tablo, BRICS’in hâlâ resmî olarak askerî bir ittifak olmadığını savunan açıklamalara rağmen, sahada farklı bir gerçekliğin oluştuğunu gösteriyor. Ortak deniz tatbikatları, birlikte hareket eden filolar ve stratejik geçiş noktalarında artan askerî görünürlük, BRICS’in fiilî bir güvenlik koordinasyonuna doğru ilerlediğine işaret ediyor. NATO’nun ise aynı dönemde iç gerilimler, savunma harcamaları tartışmaları ve müttefikler arası açık tehditlerle sarsıldığı görülüyor. Batı ittifakında birlik tartışmaları sürerken, Çin ve Rusya’nın Afrika’nın güneyinde aynı anda ve uyumlu biçimde sahaya çıkması dikkat çekici bir karşıtlık oluşturuyor.
Ümit Burnu’nun yeniden bu kadar kritik hale gelmesinin nedeni açık. Süveyş Kanalı, Orta Doğu’daki istikrarsızlık ve Husilerin saldırıları nedeniyle küresel ticaret açısından ciddi bir risk hattına dönüşmüş durumda. Bu nedenle dünya ticaretinin önemli bir bölümü Afrika’nın güneyinden dolaşmaya başladı. Daha uzun ve maliyetli olmasına rağmen Ümit Burnu rotası, şu an için daha güvenli kabul ediliyor. Bu da bölgeyi yalnızca ticari değil, askerî ve jeopolitik açıdan da vazgeçilmez kılıyor.
Çin, bu dönüşümü en erken fark eden aktörlerden biri. Çin'in tarihi İpek Yolu güzergahında Doğu-Batı ticaretini yeniden canlandırmak için 2013'te başlattığı Kuşak ve Yol Girişimi’nin (BRI) deniz ayağı, uzun süredir liman yatırımları ve altyapı projeleriyle ilerliyordu. Bugün bu ekonomik nüfuz, askerî deniz varlığıyla tamamlanıyor. Cibuti’deki Çin askerî üssü, bu stratejinin ilk açık örneğiydi. Simon’s Town limanında Çin destroyerlerinin demirlemesi ise Afrika’nın güneyinin artık sadece ticari bir geçiş noktası değil, küresel güç mücadelesinin aktif sahası haline geldiğini gösteriyor.
Bu gelişmeler, Güney Afrika ile ABD arasındaki ilişkilerin neden tarihinin en gergin dönemlerinden birini yaşadığını da açıklıyor. Washington’un G-20 Zirvesi’ni boykot etmesi, Trump yönetiminin Afrikaner azınlığa hızlandırılmış sığınma ve vatandaşlık imkânı tanıması ve Güney Afrika ürünlerine uygulanan yüksek tarifeler, bu kırılmanın somut yansımaları. ABD açısından mesele Pretoria’nın bağlantısızlık söylemi değil; bu söylemin Çin, Rusya ve İran’la yapılan askerî işbirlikleriyle fiilen geçersiz hale gelmesi.
Güney Afrika Savunma Bakan Yardımcısı Bantu Holomisa, artan eleştirilere karşı tatbikatı açıkça savunuyor. Holomisa, bu tür faaliyetlerin dost ülkelerle uzun süredir planlanmış rutin işbirlikleri olduğunu ve Güney Afrika donanması için hayati önemde bulunduğunu söylüyor. Donanmanın ciddi bütçe kesintileri ve eskiyen ekipmanlarla karşı karşıya olduğunu kabul eden Holomisa, bu tatbikatların askerlerin moralini yükselttiğini ve daha iyi donanımlı ülkelerle birlikte çalışmanın operasyonel kapasiteyi artırdığını vurguluyor. ABD’den gelen tepkileri ise Washington’un iç siyasi dinamikleriyle açıklıyor.
Ancak Washington bu açıklamalardan tatmin olmuş görünmüyor. ABD Afrika Komutanlığı, Afrika çevresindeki denizlerin stratejik rakipler tarafından kontrol altına alınmasına izin verilmeyeceğini açıkça dile getiriyor. ABD’nin Afrika’da 30 ülkenin katıldığı geniş çaplı deniz tatbikatları düzenlemesi, Ümit Burnu’nun Çin ve Rusya eksenine kaymasına karşı verilen net bir mesaj niteliği taşıyor. ABD açısından mesele Güney Afrika değil; küresel ticaret yollarının ana arterlerinin kimin kontrolünde olacağı.
İran’ın tatbikattaki varlığı, bu tabloyu daha da çarpıcı hale getiriyor. Kızıldeniz’de Husiler üzerinden dolaylı baskı kuran Tahran, şimdi Afrika’nın güneyinde görünürlük kazanıyor. Bu, ABD’ye verilen çok katmanlı bir mesaj olarak okunuyor: Küresel deniz yolları artık tek bir gücün denetiminde değil. Tatbikatın “deniz ticaretinin güvenliği” temasını öne çıkarması da bu nedenle sembolik; ticaretin güvenliğini sağlayan güç, fiilî denetimi de elinde tutuyor.
Bugün gelinen noktada asıl soru, BRICS’in resmen askerî bir ittifaka dönüşüp dönüşmeyeceği değil. Asıl mesele, NATO üyeleri birbirini tehdit ederken ve Batı ittifakı iç tartışmalarla meşgulken, Çin ve Rusya’nın Ümit Burnu’nda fiilen yerleşip yerleşmediğidir. Afrika açıklarında demirleyen her savaş gemisi, bu soruya verilen sessiz ama güçlü bir cevap niteliği taşıyor.
Dünya ticaretinin kalbi yeniden Afrika’nın güneyine kayarken, bu kalbin ritmini kimin belirleyeceği artık küresel siyasetin en sert mücadele alanlarından biri haline gelmiş durumda.
YAZARIN SON YAZILARI

Türk milyarder, safari için gittiği Afrika'da çatı...

Romanya, Daltonlar çetesi üyesinin Türkiye’ye iade...

Trump'tan protestoculara çağrı: Kurumları ele geçi...

Sadece savaşlarda görülüyordu! Bu yıl ölümler doğu...

İdamı isteniyor! Cumhurbaşkanlığında sıkı yönetim ...



