[Harun Tokak ] Keşke Bilselerdi

Okuma Süresi 3 dkYayınlanma Pazar, Ocak 8 2023
Samanyoluhaber.com yazarı Harun Tokak'ın Pazar yazısı: Keşke Bilselerdi

HARUN TOKAK 

Keşke Bilselerdi
Oturduğumuz evin penceresi küçük bir adaya bakıyor.
Balık tutma sevdalısı insanlar hafta sonlarında sabahın üçünde ellerinde oltalarla sahile sıralanıyorlar. Onları öyle görünce Galata Köprüsü’nde balık tutan insanları hatırlıyorum.
Şimdi İstanbul’da olmak vardı, diyorum.
Buralar da güzel ama ne de olsa gurbet. İnsanın kendi memleketi gibisi var mı?
Bazen yanlarına kadar gidip balık tutanları seyrediyorum.
Bazen Hizmet Hareketi’nden gençlerle karşılaşıyorum.
Onları her defasında oltalarının başında sabırla beklediklerini gördükçe aklıma Hazreti İsa’nın balıkçı kardeşleri geliyor.
Hazreti İsa, peygamber olduğunda başta Kudüs olmak üzere bereketli Filistin topraklarındaki köylerde, kasabalarda, şehirlerde hak dini anlatmaya başlıyor.  
Bir bahar günü baba ocağı Nasıra ’ya uğruyor. Yıllar önce İmran ailesi Kudüs’e buradan gidiyor. Bir gece Hazreti Meryem’in babası İmran rüyasında Beytü’l Makdis’in mumlarını yaktığını görünce hanımı Hanne’ye, “Hazırlan, Kudüs’e taşınıyoruz.” diyor. Böylece Al-i İmran’ın Kudüs günleri başlıyor.
Dinini yaymak için baba ocağına gelen Hazreti İsa’nın yanında Meryem Ana da vardır. 
Önce yağmur tadında Hazreti İsa’nın kokusu dokunuyor şehrin yüreğine. Nâsıra Ovası, Celile Gölü o kokuyu içine çekiyor.
Şehirde güneş batıyor mu, doğuyor mu belli değildir.
Bazen bir evde, bazen bir bahçede ama hiç durmadan tebliğe başlıyor. Nereye gitse etrafı hemen kuşatılıyor. 
Üzerinde beyaz bir cübbe ile birkaç kişinin arasında ya da yüksekçe bir yerde kalabalığa hitap eden otuzlu yaşlarında, yüzü, omuzlara dökülen siyah saçlarının arasından nur gibi parlayan birini görürseniz bilin ki o Hazreti İsa’

Bu haberler de ilginizi çekebilir