Resepsiyondaki Karbon Yoğunluğu!
⏱ Okuma Süresi 3 dk•Yayınlanma Pazartesi, Kasım 4 2019
''İlk kez bu yıl dikkatimi çekti; meğer Milli Bayramlar dolayısıyla verilen resmi resepsiyonlara katılmama gibi bir hürriyetiniz de yokmuş. Katılamayacaksanız bunun için meşru bir mazeretinizin olması gerekiyor. Devlet Protokolü, “Düğüne gelmedin ama, hediyeni gönder!” türünden bir ısrarla, davetiye sahiplerini yakın takibe alıyor ve psikolojik baskı altında tutuyor.''
Kadir Gürcan / samanyoluhaber.com
Resepsiyondaki Karbon Yoğunluğu!
Televizyonlarda, 29 Ekim Kutlamalarından etkilenen küçük oğlan “Biz de bir şeyler yapsak!” diye manalı manalı gözümün içine bakınca, görmezden gelip “Bu yıl kış sert geçecek. Baksanıza, daha Ekim ayında dışarı çıkılacak gibi değil!” diyerek konuyu değiştirdim. Öyle ya, okul tatillerine endeksli çocuk istekleriyle, kışın soğuğundan ürken orta ve ileri yaştakilerin talepleri farklı oluyor.
Bizim öğrenciliğimizde Milli Bayramlar, siyah-beyaz televizyon renksizliğinde, def-i bela cinsinden geçiştirilen günlerdi. Soba ile ısınan büyük sınıflarda, bej renkli duvarları ucuz malzeme ile bir kaç haftalığına süslemek, geride tatlı nostaljiler bırakacak kadar tesir icra etmedi.
Milli Kutlamalar münasebetiyle verilen resepsiyonlar da çok farklı değil. Sadece katılanların bildiği soğuk protokol, sıradan düğün törenlerine benziyor. Kutlamadan daha çok, davetlilerin kimler olduğu, kimin katılıp kimin yan çizdiği, oğlan ve kız evinin itibarı için gayret sarf edenlerle, sadece ortalığı kolaçan etmek için orada bulunanların katıldığı garip, sıkıntılı bir rutin. Televizyon başında resepsiyonu seyredenlerin, oradaki işleyiş ve protokol hakkında en küçük bir fikirlerinin olduğunu zannetmiyoruz. Şunca yıldır ben de takip ediyorum, anlamış değilim. Sadece, havada kesif bir karbon yoğunluğunun olabileceğini düşünüyorum.
Önceki yıllarda, sivil hükümet ile askeriye arasında bilek güreşi haline dönüşen 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos ve 29 Ekim devlet törenlerinde askeri kanat hükümete olan tavırlarını ortaya koyarlardı. Yani herkesin, manalı bakışlarla birbirini süzdüğü, elinden gelse bir kaşık suda boğacağı gergin ortamların şiddeti kutlamadan sonraki bir kaç haftanın en sıcak konuları arasında olurdu. İsmine kutlama denip, ellerin tetikte olduğu ve yaprak düşse, şarjörlerin boca edileceği daha g
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar
1.Kim düşük kim gözde! Erdoğan'ın uçağında yandaş değişim profilinin detayları2.Rusya, 'Oreşnik' füzesini ateşledi: Kiev ve Lviv’de büyük hasarlar3.ABB'den Melih Gökçek hakkında suç duyurusu4.Avrupa en çok iki Türk ürününü geri gönderdi5.Karadeniz’de kargo gemisine drone saldırısı: İkinci kaptan öldü, 1 denizci yaralı
6.BRICS ülkeleri Güney Afrika sularında gövde gösterisi yaptı7.Trump: 'Grönland‘ı ABD almazsa Rusya veya Çin alacak’8.Fransa ve İngiltere Ukrayna'ya 15 Bin Asker Gönderecek: Moskova sert tepki verdi9.İran protesto: Trump'tan tehdit, Hamaney'den rest10.Emniyet Müdürü, eşine, şöförlü çakarlı araç tahsis etmiş!

PROF. DR. OSMAN ŞAHİN

SAFVET SENİH

ERTUĞRUL İNCEKUL

ABDULLAH AYMAZ

ARİF ASALIOĞLU
ÇOK OKUNAN HABERLER







