Rusya-Ukrayna savaşı Türkiye’nin jeopolitik önemini arttırdı

Arif Asalıoğlu

Arif Asalıoğlu

06 Kas 2023 01:44
  • Geçen yılın Şubat ayında Ukrayna’da başlayan savaş Batılı devletlerin Rusya’yı karşılarına almasını doğurdu ve devamında uzun süreli yaptırımlar ve izolasyon başladı. Bu süreçte NATO üyesi olan Ankara, hem Moskova hem de Kiev ile iletişimini devam ettirdi. Ve yine bu dönemde, 17-25 yolsuzluk olayları, 15 Temmuz darbesi, çok tartışmalı seçimler ve yoğun ekonomik krizler gibi iç politika sorunlarıyla başı dertte olan AKP yönetimi, dış politikada kendini rahatlatacak her türlü taviz diploması tercihine yöneldi. BM, ABD ve AB tarafından gelen demokrasi ve insan Hakları uyarılarına kapıları kapatan AKP, Rusya’ya yönelik radikal kararlardan kaçınırken aynı zamanda Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü savundu.

    Ayrıca, Rusya-Ukrayna savaşının başlamasıyla Türkiye’nin kendisini Doğu ile Batı arasında dengeleyici bir aktör olarak sunmaya çalıştığını da görüyoruz. Bundan dolayı olsa gerek, uluslararası normlardan ve demokratik yaklaşımlardan uzaklaşmış Erdoğan’ın lehine Batı, onunla iletişimi devam ettirme fırsatı verdi. Batılı liderler hem Erdoğan’ın Çin ve Rusya’ya daha çok yakınlaşmasından endişe etti hem de bu şekilde Moskova ile irtibatta bir kanal kurulmuş oldu. 
    Rusya açısından ise ambargolarla kıskaca alınan Kremlin yönetimi için Türkiye’yi özellikle ekonomik anlamda bir çeşit “nefes borusuna” dönüştürme politikası izlendi. Yaptırımlara katılmayan Türkiye üzerinden çok sayıda batılı şirketin Rusya pazarına ürün satışına olanak sağlandı. Aynı şekilde Rusya’dan Batı’ya mal sevkiyatı da yine önemli oranda Türkiye üzerinden sürdürüldü.

    Türkiye’nin jeopolitik konumu krizin rahatlatmasına katkı sağladı

    Rus uçaklarına hava sahasını kapatmayan Türkiye, sadece turizm değil, Rus ve Batı iş dünyası arasındaki temasların devamı açısından da bir numaralı destinasyon oldu. Aynı şekilde deniz ve kara taşımacılığı konusunda da Türkiye, sınırlamalar getirmedi. Rusya ise paralel ithalata izin vererek çok sayıda sektörün tıkanmasını önlemiş oldu. Gerek savaş gerekse de Rusya’da ilan edilen kısmi seferberliğin etkisiyle 2022 yılında Türkiye’de oturum alan yabancı ülke vatandaşları arasında Rusların 153 bin ile ilk sıraya yerleşmeleri bu açıdan pek şaşırtıcı değil. Yine Rusya vatandaşlarının önceki yıllara göre birkaç kat artış gösterecek şekilde gayrimenkul alımı yaparak bu alanda liderliğe yükselmeleri aynı konu içinde değerlendirilmeli. 

    Reel bir gerçek daha var ki Avrupa ve Balkan ülkelerinin çoğu Rusya’dan gelen enerji kaynaklarına bağımlılar. Çatıştırmaların ilk aylarında, Avrupa ülkelerinde, enerji fiyatları arttıkça vatandaşların iç politikaya baskısının arttığını gözlemledik. Bunun farkında olan Putin ise iyi bir zamanlamayla Erdoğan’a enerji merkezi oluşturma teklifi yaptı. Türkiye’nin jeopolitik konumu, alternatif enerji kaynaklarını Avrupa’ya bağlama potansiyeli ile bir kez daha ön plana çıkmış oldu. Bu gelişmeler iç politikada Erdoğan’ın elini rahatlattı. İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğini ise yine bu açıdan kendi hanesine fayda olarak yazdırdı. 

    Türkiye’nin jeopolitik konumu nedeniyle 2022 yılında Türkiye- Rusya toplam ticaret hacmini 70 milyar dolara yükseltmiş oldu. Bu rakam iki ülke ticaret hacminde tarihi bir rekoru yakaladı. Şimdiden gözüken o ki bu sene sonunda daha üst seviyede gerçekleşecek. Türkiye ilk kez Rusya’nın dış ticaret partnerleri arasında Çin’den sonra ikinci sıraya yükseldi. Bu rakama kripto paralarla yapılan ticaret, Avrupa’da işlemleri dondurulan ve milyarlarca dolara tekabül eden Rus fonları dahil değil. Hatta yaptırıma tabi olmayan ve iktidara yakın bazı şirketler aracılığıyla Rusya’ya aktarılan devasa para trafikleri de dahil değil.

    Türkiye Ortadoğu, Asya ve Avrupa'nın en önemli devletlerinden biri haline gelebilir
    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kuzey Akım boru hattına yönelik gerçekleştirilen sabotajın uluslararası bir terör eylemi olduğunu anlattığı konuşmasında, Kuzey Akım'da kaybedilen transit gaz hacminin, Türkiye’nin bir "merkez" (hub) haline getirilerek Karadeniz bölgesine aktarılabileceğini söylemişti. Bu teklif uzmanlar tarafından 
    Erdoğan adına orijinal bir "gaz manevrası" olarak değerlendirildi. Bu yaklaşıma göre, hayata geçirilmesi halinde Türkiye hem ekonomide hem de siyasette Ortadoğu, Asya ve Avrupa'nın en önemli devletlerinden biri haline gelebilecek bir fırsatı yakalamış olacak.

    Planlanan bu merkezin, daha önce AB için dağıtıcı olan Almanya'nın yerini alabilmesinin yanında, Türkiye adına Doğu Akdeniz'deki ve (Azerbaycan üzerinden) Hazar Denizi'ndeki gaz sahalarına erişim imkanı da verecek. Ankara için ayrıca Ortadoğu, Irak ve İsrail'de gaz kaynaklarını bu merkez üzerinden aktarma teklifine zemin hazırlayacak.
    Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) bu yılın ilk 9 ayının ithalat ve ihracat verilerine göre ithalatta ilk sırayı Rusya Federasyonu aldı ve rakamlar 35 milyar dolara çıktı. Bilindiği gibi Türkiye Rusya’dan en çok petrol ve petrol ürünleri ile doğalgaz satın alıyor. Türkiye Denizcilik İşletmeleri tarafından paylaşılan eylül istatistiklerine göre ise Türkiye, deniz yoluyla Rusya’dan en çok petrol, dizel yakıt ve kömür satın aldı. Bu verilerde de Rusya, Türkiye'ye deniz yoluyla mal ihraç eden ülkeler arasında ilk sırada yer aldı.  

    Geçen yılın eylül ayında 6.7 milyon tona ulaşan deniz yoluyla ihracat hacmini bu yıl 7.4 milyon tona yükseltti. İhracatta da benzer artışlar var. Bu yılın ilk altı ayında Türkiye, Çin’in ardından Rusya’ya en çok mal gönderen ülke oldu. Rus Toçka Bank’ın yayınladığı verilere göre, Türkiye, Rusya'ya mal ithalatında ikinci sırada yer aldı. Daha önce üçüncü sırada yer alan Türkiye, Belarus'u geride bırakarak %13 ile ikinci sıraya çıktı.

    Havayolu şirketlerinin trafiği ve turist akını arttı

    Rusya’ya uygulanan uçuş yasakları ve Avrupa Birliği ülkelerinin hava sahasını kapatması en çok Türk Hava yolları ve İstanbul Havalimanı’na yaradı. Rusya’ya yaptırımlara katılmayan İstanbul Havalimanı günlük ortalama 1328 uçuş ile ağustos ayında Avrupa'nın en yoğun havalimanı oldu. Adeta Rusya’nın tüm dünyaya açılan kapısı olan Istanbul Havalimanı, yaz döneminde milyonlarca Rus tarafından dünyanın farklı ülkelerine transfer noktası olarak kullanıldı ve halen de kullanılmaya devam ediyor.  
    Türkiye’nin turizm başkenti Antalya, ekim sonuna kadar rekor seviyede turist ağırladı. Aynı şekilde İstanbul bu yılın ilk 9 ayında 11.5 milyona yakın turist ağırladı. Gelen yabancı turistler arasında ilk sırayı Ruslar aldı. Rusya’ya uygulanan yaptırımlar ve uçuş kısıtlamaları, zengin Rus turistleri tatil için Türkiye’ye yönlendirdi. Daha önce İspanya, Fransa, İtalya ve Yunanistan gibi daha pahalı yerlere giden zengin Ruslar da Batılı ülkelerin uçuş kısıtlamaları yüzünden Türkiye'ye yöneldi. 
    Sonuç olarak Türkiye'nin eskiden beri var olan, küresel bir lojistik merkez olma hedefinin yaşanan bu savaşla birlikte önemli bir gereklilik olduğu ve bu hedefin daha hızlı bir şekilde gerçekleştirilme ihtiyacı pekişmiş oldu. Buna en bariz örnek Ankara’nın tahıl diplomasisi ve NATO’ya verdiği güçlü mesajlar.. Bu iki örnek dahi kısmen ülkenin istikrarsız iç pozisyonunu dengelemeye katkısı oldu. Bazı altyapı çalışmaları, bölge ülkeleri ile yapılacak gümrük birliği uygulamaları ve dostane şeffaf ilişkiler, tüm iletişim modları arasında entegrasyon sağlayacak bağlantıların kurulması, özellikle karayolu ve demiryolu yük hareketlerini yavaşlatan aksaklıkların giderilmesine yönelik çalışmaların artması durumunda daha efektif verileri ortaya koyacaktır. 

    06 Kas 2023 01:44
    YAZARIN SON YAZILARI