Vücut Sarayının Sırlı Anahtarı

Safvet Senih

Safvet Senih

03 Mar 2021 11:56
  • Üstad Bediüzzaman Hazretleri Lem’alar kitabının On Dördüncü Lem’asının İkinci Makamında Bismillahirrahmanirrahim kudsî cümlesinin altı tane sırrını harika biçimde ifade ediyor. İslâm Köylü Hafız Ali Ağabeyimiz de bu Risale ile ilgili olarak Barla Lâhikasında bulunan bir mektup gönderiyor. Üstad Hazretleri bu mektubun  başına şu takdirini yazıyor: “Hâfız Ali’nin  dersini ne tarzda aldığını gösteren bir fıkradır.”

    Bizler de bir derece hissemizi alabilmemiz için muhterem ağabeyimizin bu mektubunu sizlere takdim ediyorum:

    Muhterem Üstadım! On Dördüncü Lem’a’nın İkinci Makamını bir defa kendim okudum. Pek az istifade ederek beynimde bir lezzet hissettim. İkinci ve üçüncü tekrarlarımda öyle ruhânî bir zevk uyandırdı ki, eğer kalb ve kalemim ruhuma tercüman olabilseler, belki bir derece siz Üstadıma minnettarâne arza cür’et ederdim. Heyhât, hem kalbim ve hem kalemim ve hem  ruhum, acz ile önüme çıktılar ve kusurlarını itiraf ettiler. (...) Bu mübarek Risâleyi, Süleyman, Zeki, Zekâî ve Lütfî kardeşlerimle okurken, hayâlime büyük, müzeyyen bir saray gösterildi. Aslını, hakikatını, genişliğini ve tezyinatını temâşâ için rûhen çıktım baktım ki, yorgun ve nazarım kesik bir tarzda geriye döndüm. Zekâî kardeşim devam ediyordu. Tekrar o saray şeklinde, tantanalı, parlak, kıymetçe, mâhiyetçe aynı, ufak bir vücud sarayı âlemi gördüm. Kapısını açıp temâşâ etmek istedim. Anahtarı yoktu. Birden kardeşimin ağzından Bismillahirrahmanirrahîm işittim. Kapı açıldı. ‘Rahmânın hidâyetinden ve îman nurundan dolayı Allah’a hamdolsun’ dedim. Gördüm ki, büyük sarayın müştemilâtı ve tezyinatı, o küçük saraya da dercedilmiş. Âdeta çarklardan meydana gelmiş bir saat ve çok ipleri bulunan bir dokuma (cihazı)dır. Dikkat ettim, o saati kuran ve işleteni, o ipleri rengâ renk boyayıp dokuyanı, gündüzü gündüz eden güneş olduğu gibi, pek parlak bir surette izah buyurulunca gördüm. Tekrar Elhamdülillah dedim ve şu büyük âlemin fihristesini ve numûnesini elime alınca, artık pervâsız seyahata çıktım. Muhterem Üstadım! Şu söz öyle bir hakikatı ders veriyor ki, daha insana yabancı ve bilinmesi mümkün olmayan bir şey kalmıyor. Her gördüğü mûnis bir arkadaş oluyor ve susuz vâdiler ve geniş sahralar ve koca küre-i arz bir bahçe hükmünde Cenab-ı Hak tarafından izhar edilmiştir. Tılsımı da Bismillahirrahmanirrahim’dir. Tılsımı bulunmazsa ve alınmazsa, o bahçede yaşamak mümkün olmadığı ve yaşansa da her tarafta yabancı olarak ve her adımında istiskal edilerek yaşanılacağından dolayı, hayat değil, belki bir cansız varlık gibi olunacağı, tarafınızdan izah buyuruluyor. Hele bizi her zaman günde kırk defa  müminin miracı olan namazda ‘İyyâke na’büdü ve iyyâke neste’în yani ancak Sana ibadet ederiz ve ancak  Senden yardım dileriz’ sırrı; öyle bir düğme olarak gösteriliyor ki, her mümin kendi vücud âleminde bir elektrik fabrikası görüyor ve düğmesini açınca bütün dünyayı ziya ile gösteriyor.”

    Nasıl ki, Üstadımız için Kur’an’ın her bir kelimesi konuşan bir melek gibi ufkunu açıyor ve hakikatları fısıldıyor. Hâfız Ali Ağabey için de Risale-i Nur’un kelimeleri; zihnini, fikrini ve anlayışını açan tılsımlı sözler olmuş!..

    “Ancak Sana ibadet ederiz ve ancak Senden yardım dileriz” derken oradaki “Biz” neleri ve kimleri ifade ediyor, meselesinde de Üstad Bediüzzaman Hazretleri ayrı ayrı yerlerde bunların üç kısım olduğu; bunlardan birincisinin, “biz” yani yüz milyon hücremiz ve kentrilyonlardan daha fazla olan vücudumuzdaki atom zerreleri…  İkinci olarak tevhid anlayışı içinde Cenab-ı Hakka ibadet eden ve O’ndan yardım isteyen bütün Müslümanlar. Üçüncü olarak da Kainatta Cenab-ı Hakkın yarattığı herşey…

    Aslında bu şuurla ve kainatla bütünleşerek ibadet edebilsek ne kadar güzel ve bereketli olur!.. 

    03 Mar 2021 11:56
    YAZARIN SON YAZILARI
    YAZARLAR