"15 Temmuz'un Globali" haince bir algı...

Okuma Süresi 5 dkYayınlanma Pazartesi, Nisan 6 2026
Paylaş
X Post
"15 Temmuz'un Globali" haince bir algı...

Hocaefendi’nin 2019’daki bir sohbetini seyrediyordum. Dedi ki: “Ali Baba’nın Kırk Haramîler, mazlum ve masum karıncayı bile incitmekten çekinen güzel insanları terörist diye hapislere atıyor, işkenceden geçiriyorlar.”

Tecrübeli bir diyalogcu arkadaşımız yüz yüze birbiriyle konuşamayan bir karı kocadan bahsederken  dedi. Hanımefendi yatmaya gidince yastığının ucunda kocasının bir notunu görmüş: “Beni saat beşte uyandır!”  Neyse beyefendi sabah bir uyanmış bakmış saat yedi buçuk olmuş. Tabii çok kızmış ama yastığının ucunda eşinin bir notunu görmüş. Notta şöyle yazıyormuş. “Saat beş, haydi artık uyan!” Tabii sen konuşmaz not bırakırsan sana da böyle sessiz not bırakırlar.

Hizmet düşmanları “Global 15 Temmuz”  diye her zaman olduğu gibi, bir zaman da  sinsi bir tuzak hükmünde bir terim bir kavram ürettiler. Bizden görünen bazı fesihciler de durmak bilmeden bunu kullanarak  zihinlerde yerleştirmek istiyorlar. Bu desiseye asla kulak vermemek lazım. Bu kadar zulümden, vatansız kaldıktan sonra Hizmet Hareketi’nin ilticaya, mülteci olarak ülkeler ne kadar ihtiyacı varsa, o ülkelerin de Hizmet mensuplarına o kadar ihtiyacı var. Bu bir TEVÂFUK,  bir  KADER  DENK  NOKTASI  KESİŞMESİ…

Bakınız 1970’de Amerikalı sosyologlar, Rusya’daki Sovyet sisteminin en fazla on sene içinde çökeceğini tahmin ediyor. 1980’de bu iş bitecek diyorlardı. Eğer sistem o zaman çöküp Azerbaycan, Türkmenistan…  ayrı ayrı devletler, olsaydı, bizden eğitimi isteselerdi, biz 1980’lerde hiçbir şey  yapamazdık. Çünkü 1980’de Hizmet’te İzmir ve Ege’ye münhasır dar bir alanda ve dar imkânlar içindeydi. Ama 12 Eylül 1980 darbesinden sonra, zulmen ve iftiralarla M. Fethullah  Gülen Hocaefendi, İstanbul’a gitmek zorunda kaldı. Bu bir yandan zulüm görülürken bir yandan bir cebr-i lütfî idi. Çünkü Hizmet İstanbul’a taşınınca müthiş bir inkişaf oldu. Çünkü bütün dindar Müslüman zenginler İstanbul’da idi. Çoğu toptancı idi. Türkiye’nin Diyarbakır’ından, Hakkari’sinden, Adana’sından, Mersin’inden ticaret ehl-i insanlarımız İstanbul’a geliyor, Fatih  Kolejini, görüyor, hayran oluyor, bizim oralarda da bunların benzerlerini açalım diye gayret ediyorlardı. Böylece Hizmet bütün Türkiye’ye yayılmış ve öğretmenlerimiz de yetişmiş oldu.

1980’de dağılacak Sovyet Sistemini daha on sene  Amerika ayakta tuttu. Niçin?  Çünkü Amerikalılar bu sistemin işinin bittiğini, kartondan bir kaplan haline düştüğünü biliyorlardı. Ama devletleri yanlarına çekebilmek için  Sovyet Komünist  korkusunu  kullanıyorlardı. Onun için o görüntünün en az on sene daha kalması gerekiyordu. Aslında bütün meseleyi kader-i İlahî ayarlıyordu. Çünkü, oralara gidecek, fedakar esnaf ve eğitime adanmış öğretmenlerin yetişmesi için on seneye ihtiyaç vardı. Üstad Bediüzzaman Hazretleri Onuncu Lem’a’da bu Hizmetin üç kerametinden birincisinin, Cenab-ı Hak tarafından  gidilecek ülkelerde Hizmet zemininin hazırlandığını ve sonra da Hizmet edeceklerin sevk edilmesinin söz konusu olduğunu söylüyor. Gerçekten  pek çok ülkede bu gerçeğe ilk giden arkadaşlarımız bütün derinlik ve güzelliğiyle bu ayarlamalara ve İlahî lütuflara şâhit  olmuşlar  ve iliklerine kadar bunun hazzını yaşamışlardır…