27 Şubat Çağrısı'nın yıldönümünde Öcalan’ın yeni mesajı paylaşıldı

Okuma Süresi 4 dkYayınlanma Cuma, Şubat 27 2026
Paylaş
X Post
DEM Parti, 27 Şubat 2025’te yapılan “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”nın birinci yıl dönümünde, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın yeni mesajını kamuoyuna duyurdu. Açıklamada, demokratik siyaset, anayasal vatandaşlık ve entegrasyon vurguları öne çıktı.
27 Şubat Çağrısı'nın yıldönümünde Öcalan’ın yeni mesajı paylaşıldı

Toplantıya, İmralı’da bulunan Veysel Aktaş’ın yanı sıra DEM Parti ve DBP’den çok sayıda isim katıldı.


İmralı Heyeti üyeleri arasında TBMM Başkanvekili Pervin Buldan, eski Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk, milletvekili Mithat Sancar ve avukat Faik Özgür Erol yer aldı.


DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile çeşitli milletvekilleri ve DBP yöneticileri de toplantıda hazır bulundu.


Sırrı Süreyya Önder Anıldı

Toplantı, yaşamını yitiren eski TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder’in 27 Şubat 2025’teki ilk çağrıda yaptığı konuşmanın izletilmesiyle başladı.


“Silahın Yerini Demokratik Siyaset Almalı”

Mesajda, 27 Şubat 2025 çağrısının “silahın anlamsızlaştığının ilanı” olduğu vurgulandı. Şiddet siyasetinden demokratik siyasete geçişin hedeflendiği belirtilirken, örgütün fesih ve silahlı mücadeleye son verme kararlarının yalnızca fiili değil zihinsel bir dönüşümü de ifade ettiği kaydedildi.


Öcalan, son bir yılda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel başta olmak üzere sürece katkı sunduğu belirtilen siyasi aktörlere teşekkür etti.


“Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt Olmaz”

Mesajda Türk-Kürt ilişkilerinin tarihsel birlikteliğine vurgu yapılarak, Cumhuriyet’in kuruluş sürecindeki ortaklık ruhunun yeniden canlandırılması gerektiği ifade edildi.


Şiddet ve ayrışma siyasetinin yerine demokratik uzlaşı ve entegrasyonun geçirilmesi gerektiği belirtilerek, “negatif aşamadan pozitif inşa aşamasına geçilmesi” çağrısı yapıldı.


Demokratik Entegrasyon ve Hukuk Vurgusu


Açıklamada, demokratik entegrasyonun Cumhuriyet’in başlangıcı kadar önemli olduğu ifade edildi. Demokratik toplum modelinin; siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel alanlarda yeni bir hukuki mimari gerektirdiği kaydedildi.


Birçok krizin temelinde demokratik hukuk eksikliğinin bulunduğu belirtilerek, demokratik siyaseti esas alan bir hukuk sistemine ihtiyaç olduğu dile getirildi.


“Milliyet de Empoze Edilmemelidir”

Mesajın dikkat çeken bölümlerinden biri anayasal vatandaşlık tanımı oldu.


Vatandaşlık ilişkisinin millete aidiyet üzerinden değil, devletle bağ üzerinden kurulması gerektiği ifade edilirken; din, dil ve düşünce gibi milliyetin de empoze edilmemesi gerektiği belirtildi.


Devletin bütünlüğünü esas alan bir anayasal vatandaşlık modelinin; dinsel, ideolojik, kimliksel ve milliyet temelli varlıkların özgürce ifade ve örgütlenme hakkını kapsaması gerektiği savunuldu.


Kadın Vurgusu ve Demokratik Dil Çağrısı

Kadınların demokratik entegrasyonun en özgürlükçü ve itici gücü olduğu belirtilirken; aile içi şiddet ve kadın cinayetlerine dikkat çekildi.


Ayrıca yeni dönemin dilinin buyurgan ve otoriter olmaması gerektiği ifade edilerek, karşılıklı saygı ve ortak akıl vurgusu yapıldı.