Abu Dabi'de kritik 1 Şubat zirvesi gerçekleşti

Okuma Süresi 3 dkYayınlanma Pazartesi, Şubat 2 2026
Paylaş
X Post
Rusya ve Ukrayna, ABD'nin arabuluculuğunda 1 Şubat Pazar günü, Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) başkenti Abu Dabi'de ikinci tur barış görüşmeleri için bir araya geldiler.
Abu Dabi'de kritik 1 Şubat zirvesi gerçekleşti

Samanyoluhaber.com - Moskova


Taraflar, 23-24 Ocak'taki ilk üçlü (Rusya-ABD-Ukrayna) görüşmenin ardından bu kez ikili formatta müzakere masasına oturdu. 


Bu sefer Abu Dabi’ye gelmeyen ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, görüşmelerin merkezinde "toprak meselesi" olduğunu belirterek, "hala bir uçurum var ama en azından sorunları tek bir merkezi konuya indirgedik ve bu konu bariz şekilde çok karmaşık" ifadelerini kullandı.


 Zelensky’den haftaya üçüncü tur açıklaması geldi


Ukrayna lideri Volodimir Zelensky, yeni tur müzakerelere hazır olduklarını ve sonucun savaşın gerçek ve onurlu bir şekilde bitmesini yaklaştırmasını umduklarını söyledi.


Zelensky, Rusya, ABD ve Ukrayna heyetleri arasındaki bir sonraki üçlü barış görüşmelerinin 4 ve 5 Şubat 2026 tarihlerinde Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) başkenti Abu Dabi'de yapılacağını açıkladı.


Zelenskiy, Telegram kanalından yaptığı açıklamada, Ukrayna müzakere ekibinden brifing aldığını belirterek, "Ukrayna somut bir görüşmeye hazır ve sonucun bizi savaşın gerçek ve onurlu bir şekilde sona ermesine yaklaştırmasını istiyoruz" ifadelerini kullandı.


Görüşmelerin Seyri ve Zorluklar


Üçlü formatın bir önceki turu 23-24 Ocak'ta yine Abu Dabi'de yapılmış ve ana gündem maddesi toprak meselesi olmuştu. Ancak taraflar bu en temel konuda henüz bir uzlaşmaya varamadı. Washington, bir çözüm olarak "serbest ekonomi bölgesi" gibi ara formüller önermiş durumda.


Moskova, Ukrayna birliklerinin Donbas (Donetsk ve Lugansk), Zaporijya ve Herson bölgelerinden çekilmesini ve bu bölgelerin yanı sıra Kırım'ın Rusya'nın bir parçası olarak tanınmasını istiyor.


Kiev ise toprak bütünlüğünden taviz vermeyi reddediyor. Zelenskiy daha önce, toprak meselesinin çözülmeden diğer konuların (güvenlik garantileri gibi) masaya yatırılamayacağını savunmuştu.