Akaryakıtta ‘eşel mobil’ hesabı: Faturayı kim ödeyecek?

Okuma Süresi 4 dkYayınlanma Çarşamba, Mart 4 2026
Paylaş
X Post
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrası yükselen petrol fiyatları, Türkiye’de akaryakıta zam olarak yansımaya başladı. Motorin ve benzinde beklenen artışlarla birlikte büyük şehirlerde litre fiyatının 70 TL’yi aşması gündemde. Bu tablo karşısında hükümetin yeniden “eşel mobil” sistemini devreye almayı planladığı iddiası ise yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi.
Akaryakıtta ‘eşel mobil’ hesabı: Faturayı kim ödeyecek?

İktidarın üzerinde çalıştığı belirtilen modele göre zamlar doğrudan pompaya yansıtılmayacak; artış tutarı kadar Özel Tüketim Vergisi’nden (ÖTV) vazgeçilecek. Ancak bu uygulamanın da bir üst sınırı olacak. Benzin 73,22 TL’ye, motorin 75,48 TL’ye, LPG ise 41,67 TL’ye ulaşana kadar fiyat artışları vergi indirimiyle dengelenecek. Limit aşıldığında ise zamlar kaçınılmaz olarak vatandaşa yansıyacak.

Vergi indirimi mi, gizli sübvansiyon mu?

Eşel mobil sistemi ilk bakışta tüketiciyi koruyan bir mekanizma gibi görünse de, aslında kamu gelirinden vazgeçilmesi anlamına geliyor. Benzinde 14,8 TL, motorinde yaklaşık 13,9 TL ÖTV bulunuyor. Buna ek olarak yüzde 20 KDV uygulanıyor. Toplamda akaryakıttaki vergi yükü yüzde 40’ları buluyor.

Sistem devreye girerse zam tutarı kadar ÖTV düşürülecek. Yani fiyat artışı görünürde pompaya yansımayacak; ancak devlet aynı miktarda vergi gelirinden vazgeçecek. Bu da bütçe açığı, borçlanma ya da başka kalemlerde yeni vergi artışları olarak geri dönebilir. Dolayısıyla “zam yok” söylemi, ekonomik gerçeklik açısından tartışmalı bir rahatlama sunuyor.

Sorun öteleniyor mu?

Uzmanlara göre eşel mobil, fiyat artışını ortadan kaldırmıyor; sadece zaman içinde yayarak erteliyor. ÖTV sıfırlandığında ise yeni zamlar doğrudan pompa fiyatına eklenecek. Örneğin kısa sürede gelen ardışık zamlarla benzin 61 TL’den 80 TL’ye çıkarsa, bunun yalnızca 14,8 TL’lik kısmı ÖTV’den karşılanabilecek; kalan bölüm tüketiciye yansıyacak.

Bu durum, sistemin kalıcı bir çözümden ziyade geçici bir “fiyat tamponu” işlevi gördüğünü ortaya koyuyor. 2021–2022 döneminde uygulamanın sona ermesinin nedeni de tam olarak buydu: Küresel enerji fiyatları ve kur artışı öyle bir noktaya geldi ki, vergi sıfırlansa dahi artışın önüne geçilemedi. Hazine üzerindeki milyarlarca liralık yük sürdürülemez hale geldi.

Enflasyon baskısı ve siyasi zamanlama

Akaryakıt fiyatları yalnızca araç sahiplerini değil; taşımacılık, gıda ve üretim maliyetleri üzerinden tüm toplumu etkiliyor. Bu nedenle eşel mobil kararı ekonomik olduğu kadar siyasi bir tercih olarak da değerlendiriliyor. Enflasyonla mücadele söylemi sürerken, pompaya yansıyacak sert zamların ertelenmesi kısa vadede kamuoyu tepkisini azaltabilir. Ancak uzun vadede bütçe dengesi ve vergi politikası üzerindeki etkileri yeni sorunlar yaratabilir.

Özetle, eşel mobil sistemi tüketiciye “zam yapılmıyor” algısı sunarken, maliyetin bütçe üzerinden dolaylı biçimde topluma yayılmasına yol açıyor. Limit aşıldığında ise biriken baskı, daha sert ve toplu zamlar olarak geri dönebiliyor. Bu nedenle asıl soru şu: Akaryakıt fiyatlarındaki artış gerçekten önleniyor mu, yoksa sadece erteleniyor mu?