Almanya'yı ekonomik krize mi sürükleyecek? Dünyanın gözü AfD'de...

Okuma Süresi 8 dkYayınlanma Pazartesi, Ağustos 31 2026
Paylaş
X Post
Almanya'da yaklaşan eyalet seçimleri öncesinde göçmen karşıtı politikalarıyla öne çıkan AfD'nin yükselişi, ekonomistlerin yabancı düşmanı politikalar ve Euro Bölgesi'nden ayrılma söylemleri nedeniyle büyüme, işgücü ve uluslararası yatırımlar üzerinde ciddi riskler oluşturabileceği uyarılarına yol açıyor.
Almanya'yı ekonomik krize mi sürükleyecek? Dünyanın gözü AfD'de...

Almanya’da eylül ayında yapılacak kritik eyalet seçimleri öncesinde, göçmen karşıtı politikalarıyla öne çıkan aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin yükselişi, ülkenin ekonomik geleceğine ilişkin endişeleri artırdı.


Ekonomistler, AfD’nin yabancı düşmanı politikalarının işgücü piyasasını ve ekonomik büyümeyi olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulunurken, partinin Avrupa Birliği (AB) ve Euro Bölgesi’nden ayrılma politikası da ihracata dayalı Alman ekonomisi açısından önemli bir risk olarak değerlendiriliyor.


Cumhuriyet'te yer alan habere göre Almanya’da 6 Eylül’de Saksonya-Anhalt’ta, 20 Eylül’de ise Berlin ve Mecklenburg-Vorpommern’de eyalet seçimleri yapılacak. Son anketler, söz konusu eyaletlerde Sol Parti (Die Linke) ile AfD’nin güçlü sonuçlar elde edebileceğine işaret ediyor.


BERLİN’DE AŞIRI SAĞ VE SOL ÖNE ÇIKIYOR

Başkent Berlin’de 20 Eylül’de yapılacak seçimler öncesinde siyasi kutuplaşma artarken, Başbakan Friedrich Merz liderliğindeki Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ile Sosyal Demokrat Parti (SPD) koalisyonunun oy kaybettiği belirtiliyor.


Berlin Eyalet Başkanı Kai Wegner’in istifasının ardından CDU’nun adayı olan Stefan Evers’in düşük tanınırlığı da seçim sonuçlarına ilişkin belirsizliği artırıyor. Seçim sonrasında Sol Parti, Yeşiller ve SPD’den oluşan üçlü bir sol koalisyon ihtimali de gündemde bulunuyor.


Alman kamuoyu araştırma şirketi INSA’nın son araştırmasına göre AfD, Berlin genelinde yüzde 17 oy oranıyla üçüncü sırada yer aldı.


AfD, kentteki konut krizini de göçmenlerle ilişkilendirerek sosyal konutların yalnızca "yerlilere" verilmesini savunuyor.


AFD’NİN EKONOMİ PROGRAMI TARTIŞILIYOR

Siyasi tartışmaların yanı sıra ekonomi dünyasında da AfD’nin ekonomi politikalarına yönelik eleştiriler öne çıkıyor. Alman basınında yer alan analizlerde, partinin iktidara gelmesi halinde ekonomide beş temel risk başlığına dikkat çekiliyor.


Bunlar ekonomik refahın daralması, göç politikalarının oluşturabileceği işgücü açığı, Euro Bölgesi’nden ayrılmanın ihracata vereceği zarar, bütçede oluşabilecek açıklar ve yenilenebilir enerji karşıtı politikaların enerji bağımlılığını artırması olarak sıralanıyor.


Değerlendirmelere göre popülist hükümetlerin uyguladığı ekonomi politikaları uzun vadede üretimi ortalama yüzde 10 daraltabilir. Bu senaryo Almanya açısından yaklaşık 450 milyar Euro’luk ekonomik kayıp anlamına geliyor.


Şirketlerin yüzde 93’ünün hukukun üstünlüğünü en önemli yatırım kriteri olarak görmesi nedeniyle demokratik kurumların zarar görmesinin uluslararası yatırımlar üzerinde de olumsuz sonuçlar doğurabileceği belirtiliyor.


GÖÇMEN KARŞITI POLİTİKALAR İŞGÜCÜ AÇIĞINI BÜYÜTEBİLİR

AfD’nin kitlesel sınır dışı ve göç karşıtı politikalarının, yaşlanan Alman nüfusu nedeniyle işgücü piyasasında ciddi sorunlara yol açabileceği ifade ediliyor.


Uzmanlara göre göçün durması halinde gelecek 15 yılda 7 milyon kişilik işgücü açığı ortaya çıkabilir. Göçmenlerin Doğu Almanya Gayri Safi Yurt İçi Hasılası'na (GSYH) katkısının yüzde 11, Almanya genelindeki katkısının ise yüzde 14 seviyesinde olduğu belirtiliyor.


Saksonya-Anhalt’ta gıda üretimi, inşaat, gastronomi ve lojistik sektörlerinde çalışanların yüzde 33 ile yüzde 40’ını göçmenler oluşturuyor. Eyalette görev yapan her 5 doktordan birinin de yabancı uyruklu olduğu aktarılıyor.


EURO BÖLGESİ’NDEN ÇIKIŞ İHRACATI VURABİLİR

AfD’nin Brexit benzeri bir süreçle AB ve Euro Bölgesi’nden ayrılmayı savunması, ihracata dayalı Alman ekonomisi açısından önemli bir risk olarak değerlendiriliyor.


Olası bir ayrılığın beş yıl içinde 700 milyar Euro kayba ve 2,5 milyon istihdamın riske girmesine yol açabileceği hesaplanıyor. Bu senaryoda Saksonya-Anhalt’ta hanehalkı gelirlerinin yüzde 6’dan fazla düşebileceği öngörülüyor.


Mali tarafta ise AfD’nin vergi ve emeklilik vaatlerinin bütçede 180 milyar Euro’luk açık oluşturabileceği belirtiliyor. Partinin önerdiği vergi sisteminin düşük gelirli kesimlerden ziyade yüksek gelirlilere avantaj sağlayacağı ifade ediliyor.


Yenilenebilir enerji karşıtı politikalar ve yeniden Rus gazına bağımlılığa dayalı enerji yaklaşımının da Almanya’nın dışa bağımlılığını ve ekonomik kırılganlığını artırabileceği değerlendiriliyor.


EKONOMİSTLERDEN AFD UYARISI: BÜYÜME YARI YARIYA DÜŞEBİLİR

Halle Ekonomik Araştırma Enstitüsü (IWH) Başkanı Reint Gropp, AfD’nin yönetime gelmesi halinde eyalet ekonomilerinin ciddi zarar görebileceğini söyledi.


Gropp, yabancı düşmanı politikaların ekonomi açısından yıkıcı sonuçlar doğurabileceğini belirterek, AfD’nin yöneteceği bir eyalette yıllık ekonomik büyümenin yüzde 0,5 ile yüzde 1 arasında düşebileceğini ifade etti.


SAKSONYA-ANHALT’TA AFD TEK BAŞINA İKTİDAR HEDEFLİYOR

6 Eylül’de sandık başına gidecek Saksonya-Anhalt’ta AfD, yüzde 42 oy oranıyla açık ara önde bulunuyor. AfD’yi yüzde 22 ile CDU ve yüzde 13 ile Sol Parti izliyor.


Yüzde 5 seçim barajı sınırında bulunan SPD, Yeşiller, FDP ve Sahra Wagenknecht İttifakı'nın (BSW) ise parlamento dışında kalma riski bulunuyor.


Diğer partilerin AfD’ye yönelik "siyasi tecrit" politikası sürerken, AfD eyalette tek başına hükümet kurmayı hedefliyor.


Almanya’nın ekonomik açıdan daha dezavantajlı eyaletleri arasında yer alan Saksonya-Anhalt’ta kişi başına düşen GSYH, ülke ortalamasının yüzde 14 altında bulunuyor. Eyaletin gelecek 10 yılda çalışma çağındaki nüfusunun yüzde 13’ünü kaybetmesi, 67 yaş üstü nüfusun ise yüzde 8 artması bekleniyor.


ALMANYA’DA 'SICAK SİYASET SONBAHARI'

ING Küresel Makro Araştırma Başkanı ve Almanya Başekonomisti Carsten Brzeski, eyalet seçimlerinin federal siyaseti de etkileyebileceğini belirterek süreci "Almanya’nın sıcak siyasi sonbaharı" olarak nitelendirdi.


Brzeski, üç eyaletteki seçim sonuçlarının Berlin’deki siyasi iklimi belirleyebileceğini ve mevcut koalisyon hükümetinin vaktinden önce sona ermesine yol açabilecek sonuçlar doğurabileceğini söyledi.


Hükümetin durgunlaşan ekonomiyi canlandıracak yapısal reformları hayata geçirmekte yavaş kaldığını belirten Brzeski, bu durumun aşırı sağın yükselişini desteklediğini ifade etti.


AFD’NİN VAATLERİ BÜTÇEDE AÇIK DOĞURABİLİR


Brzeski, AfD’nin ekonomi politikasını "ne çıkacağı belli olmayan bir sürpriz torbası" olarak değerlendirirken, parti programında büyük finansman açıkları bulunduğunu belirtti.


IWH’nin AfD’nin seçim programına ilişkin maliyet analizine göre, partinin vaatleri yıllık yaklaşık 2,5 milyar Euro’luk finansman ihtiyacı oluşturuyor. Buna karşılık kanıtlanabilir tasarruf vaatleri yalnızca 243 milyon Euro düzeyinde kalıyor.


Böylece vaat edilen her 1 Euro’nun 10 sentinden daha azının karşılanabildiği, ortaya çıkan en az 2,2 milyar Euro’luk açığın ise eyaletin toplam vergi gelirlerinin dörtte birine denk geldiği belirtiliyor.

Bu haberler de ilginizi çekebilir