Asrın Mazlumu ve Düşünce Mimarı 1
⏱ Okuma Süresi 6 dk•Yayınlanma Salı, Ekim 14 2025
Paylaş
X Post
Samanyoluhaber.com yazarlarından Ertuğrul İncekul "Asrın Mazlumu ve Düşünce Mimarı" başlıklı köşe yazısında muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi'yi ve hizmetlerini anlattı.
Adanmış bir ömrün ardından...
Fethullah Gülen Hocaefendi hayattayken, varlığıyla bizlere büyük moral olurdu. Ne zaman imkân bulsam, ziyaretine gitmeye çalışırdım. Her ziyaret, bambaşka bir yenilenmeye, ruh dünyamda canlanmaya vesile olurdu. Son ziyaretimi Mart 2019 ayında gerçekleştirmek nasip olmuştu. O gün bir hatıra fotoğrafı çektirmiş, hususi duasını alma şerefine nail olmuştum. 24 Ekim 2024 tarihinde Pensilvanya’da gerçekleşen cenaze törenini ve öncesini ekran başında, gözyaşları içinde izledim. Saatlerce süren canlı yayında, geneli gençlerden oluşan o büyük kalabalığın içinde tam bir huzur, edep ve ayrılık hüznü vardı. Hocaefendi’nin vefat haberini sabahın erken saatlerinde aldığımda dakikalarca yerimden kalkamadım. Donakalmıştım. Sanki ölüm onu es geçecekmiş gibi bir his vardı içimde. Ama her fani gibi o da, vazifesini bihakkın tamamlayıp asıl dostlar vatanına kanatlanıp uçtu. Bu ayrılış, bir devrin kapanışı gibiydi; bir çağa tanıklık eden asrın vicdanı, sessizce Hakk’a yürümüştü.
Anadolu’nun Çığlığı
Cemil Meriç, Bediüzzaman için şöyle der: “Said, dağ başında vaaz eden bir mürşit. Hor görülenler, her şeyini kaybedenler, mukaddesleri çiğnenenler ona koştu akın akın. Her risale bir çığlık, şuuraltının çığlığı.” Fethullah Gülen de Anadolu insanının çığlığı olmuş, inlemiş; onların ümidi, sığınağı, parlayan yıldızı olmuştur. Dinin yokluğa mahkûm edildiği bir kurak dönemde, her yana bahçıvanlar yollayan bir düşünce ve ruh mimarı olmuştur. Anadolu insanının ezikliğini, “başaramayız” duygusunu kırmış; vaazlarıyla, hitabetiyle halkı cesaretlendirmiştir. Asırlardır karaya oturan bir gemiyi, gözyaşlarıyla yeniden harekete geçirmiştir. Onun sesi, yüreklerin derinliklerinden yükselen bir çağrının yankısıydı. Hocaefendi, Anadolu insanının hem kalbi derinliği hem de irfan damarını yeniden canlandırmıştır.
Açılımın Öncüsü
Türkiye’de muhafazakâr kesimiyle birlikte, Müslümanlığı sevdirebilen, hoşgörüyle anlatabilen bir öncü olmuştur Fethullah Gülen. Özellikle Türkiye’nin ayrımcı ve ötekileştirici zihniyetinde ciddi bir dönüşüm başlatmıştır. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı öncülüğünde yürütülen Diyalog ve Birlikte Yaşam Açılımı programları, toplumda adeta tektonik kırılmalara yol açmıştır. Bu açılımlar sayesinde, liberallik, çok kültürlülük ve farklı olana saygı önündeki engeller kaldırılmıştır. Belki de Türkiye tarihinde ilk defa, farklı görüşlerden insanlar barış içinde bir arada yaşanabileceğine inanmıştır. Ancak gün gelmiş, Hizmet Hareketi’ni “cadılaştırma” operasyonlarıyla, ifade özgürlüğü, sivil toplum, bağımsız yargı gibi temel dinamikler yerle bir edilmiştir. Adeta yeni bir engizisyon rejimi kurulmuş, farklı düşünen her insan susturulmak istenmiştir.
Diyaloğu Kavramsallaştıran Barış İnsanı
Fethullah Gülen, yalnızca bir din alimi değil, aynı zamanda eğitim, ahlak ve düşünce modeli sunan bir aksiyon ve fikir insanıdır. Kendi ülkesinin sınırlarını aşarak, barış ve birlikte yaşama kültürünü dünyaya cömertçe taşımıştır. Her hamlesini, vahyin rehberliğinde, kalp ve aklın vesayetinde planlamış, hep hikmetle konuşmuştur. 1998 Mart ayında Papa II. John Paul ile yaptığı görüşme, sadece Türkiye için değil, tüm dünya için milat sayılabilecek bir olaydır. Bu görüşmeyle birlikte Hristiyan dünyasıyla kapılar yeniden açılmış, yeni bir güven hattı oluşmuştur. Prof. Inamul Haq, Gülen’in düşüncesini “teolojik tevazu” kavramıyla açıklar: “Hiç kimse mutlak hakikate sahip değildir; bu yüzden diyalog bir zorunluluktur.” Nostra Aetate belgesinde belirtilen “başka inançlara saygı, farklılıkları zenginlik olarak görme ve toplumsal uzlaşıyı öne çıkarma” ilkeleri, Gülen’in diyalog anlayışında vücut bulmuştur. Dinler tarihi uzmanı Dr. Paul Weller, Gülen’in metodolojisinin etik ve teolojik bir çerçeve sunduğunu, hem Müslümanlara hem de diğer inanç gruplarına kendi doğrularını ifade etme ve başkalarının doğrularına saygı duyma alanı açtığını belirtir. Weller’e göre Gülen’in mirası, ölümünden sonra bile sosyal ve teolojik bir kaynak olarak varlığını sürdürecektir.
Fetih Ehli: Ricâlü’l-Feth
“Ricalü’l-Feth”, yani fetih ehli insanlar... Hocaefendi, “Veli ve Evliyaullah” makalesinde, adeta bu kavramın ruhunu anlatır: “Bu insanlar, gönüllere esrar-ı ilahîyi duyurma hizmetleriyle ricâlü’l-feth; herkes tarafından bilinmemeleriyle ricâlü’l-gayb; cezbe ve incizap yönleriyle ricâlü’l-kuvve; kötülük yapanlarla bile iyi münasebet arayışında olmalarıyla ricâlü’l-mennân’dır.” Onların en belirgin özellikleri; hudû, huşû, mahviyet ve af yolunda yürümeleridir. Görüldüklerinde Hakk’ı hatırlatırlar; Hakk huzurunda bulunmanın verdiği mehabetle, her zaman saygılı ve incelikle hareket ederler. Hocaefendi, bu tarifte aslında kendi duruşunu anlatmıştır.
Fethullah Gülen Hocaefendi hayattayken, varlığıyla bizlere büyük moral olurdu. Ne zaman imkân bulsam, ziyaretine gitmeye çalışırdım. Her ziyaret, bambaşka bir yenilenmeye, ruh dünyamda canlanmaya vesile olurdu. Son ziyaretimi Mart 2019 ayında gerçekleştirmek nasip olmuştu. O gün bir hatıra fotoğrafı çektirmiş, hususi duasını alma şerefine nail olmuştum. 24 Ekim 2024 tarihinde Pensilvanya’da gerçekleşen cenaze törenini ve öncesini ekran başında, gözyaşları içinde izledim. Saatlerce süren canlı yayında, geneli gençlerden oluşan o büyük kalabalığın içinde tam bir huzur, edep ve ayrılık hüznü vardı. Hocaefendi’nin vefat haberini sabahın erken saatlerinde aldığımda dakikalarca yerimden kalkamadım. Donakalmıştım. Sanki ölüm onu es geçecekmiş gibi bir his vardı içimde. Ama her fani gibi o da, vazifesini bihakkın tamamlayıp asıl dostlar vatanına kanatlanıp uçtu. Bu ayrılış, bir devrin kapanışı gibiydi; bir çağa tanıklık eden asrın vicdanı, sessizce Hakk’a yürümüştü.
Anadolu’nun Çığlığı
Cemil Meriç, Bediüzzaman için şöyle der: “Said, dağ başında vaaz eden bir mürşit. Hor görülenler, her şeyini kaybedenler, mukaddesleri çiğnenenler ona koştu akın akın. Her risale bir çığlık, şuuraltının çığlığı.” Fethullah Gülen de Anadolu insanının çığlığı olmuş, inlemiş; onların ümidi, sığınağı, parlayan yıldızı olmuştur. Dinin yokluğa mahkûm edildiği bir kurak dönemde, her yana bahçıvanlar yollayan bir düşünce ve ruh mimarı olmuştur. Anadolu insanının ezikliğini, “başaramayız” duygusunu kırmış; vaazlarıyla, hitabetiyle halkı cesaretlendirmiştir. Asırlardır karaya oturan bir gemiyi, gözyaşlarıyla yeniden harekete geçirmiştir. Onun sesi, yüreklerin derinliklerinden yükselen bir çağrının yankısıydı. Hocaefendi, Anadolu insanının hem kalbi derinliği hem de irfan damarını yeniden canlandırmıştır.
Açılımın Öncüsü
Türkiye’de muhafazakâr kesimiyle birlikte, Müslümanlığı sevdirebilen, hoşgörüyle anlatabilen bir öncü olmuştur Fethullah Gülen. Özellikle Türkiye’nin ayrımcı ve ötekileştirici zihniyetinde ciddi bir dönüşüm başlatmıştır. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı öncülüğünde yürütülen Diyalog ve Birlikte Yaşam Açılımı programları, toplumda adeta tektonik kırılmalara yol açmıştır. Bu açılımlar sayesinde, liberallik, çok kültürlülük ve farklı olana saygı önündeki engeller kaldırılmıştır. Belki de Türkiye tarihinde ilk defa, farklı görüşlerden insanlar barış içinde bir arada yaşanabileceğine inanmıştır. Ancak gün gelmiş, Hizmet Hareketi’ni “cadılaştırma” operasyonlarıyla, ifade özgürlüğü, sivil toplum, bağımsız yargı gibi temel dinamikler yerle bir edilmiştir. Adeta yeni bir engizisyon rejimi kurulmuş, farklı düşünen her insan susturulmak istenmiştir.
Diyaloğu Kavramsallaştıran Barış İnsanı
Fethullah Gülen, yalnızca bir din alimi değil, aynı zamanda eğitim, ahlak ve düşünce modeli sunan bir aksiyon ve fikir insanıdır. Kendi ülkesinin sınırlarını aşarak, barış ve birlikte yaşama kültürünü dünyaya cömertçe taşımıştır. Her hamlesini, vahyin rehberliğinde, kalp ve aklın vesayetinde planlamış, hep hikmetle konuşmuştur. 1998 Mart ayında Papa II. John Paul ile yaptığı görüşme, sadece Türkiye için değil, tüm dünya için milat sayılabilecek bir olaydır. Bu görüşmeyle birlikte Hristiyan dünyasıyla kapılar yeniden açılmış, yeni bir güven hattı oluşmuştur. Prof. Inamul Haq, Gülen’in düşüncesini “teolojik tevazu” kavramıyla açıklar: “Hiç kimse mutlak hakikate sahip değildir; bu yüzden diyalog bir zorunluluktur.” Nostra Aetate belgesinde belirtilen “başka inançlara saygı, farklılıkları zenginlik olarak görme ve toplumsal uzlaşıyı öne çıkarma” ilkeleri, Gülen’in diyalog anlayışında vücut bulmuştur. Dinler tarihi uzmanı Dr. Paul Weller, Gülen’in metodolojisinin etik ve teolojik bir çerçeve sunduğunu, hem Müslümanlara hem de diğer inanç gruplarına kendi doğrularını ifade etme ve başkalarının doğrularına saygı duyma alanı açtığını belirtir. Weller’e göre Gülen’in mirası, ölümünden sonra bile sosyal ve teolojik bir kaynak olarak varlığını sürdürecektir.
Fetih Ehli: Ricâlü’l-Feth
“Ricalü’l-Feth”, yani fetih ehli insanlar... Hocaefendi, “Veli ve Evliyaullah” makalesinde, adeta bu kavramın ruhunu anlatır: “Bu insanlar, gönüllere esrar-ı ilahîyi duyurma hizmetleriyle ricâlü’l-feth; herkes tarafından bilinmemeleriyle ricâlü’l-gayb; cezbe ve incizap yönleriyle ricâlü’l-kuvve; kötülük yapanlarla bile iyi münasebet arayışında olmalarıyla ricâlü’l-mennân’dır.” Onların en belirgin özellikleri; hudû, huşû, mahviyet ve af yolunda yürümeleridir. Görüldüklerinde Hakk’ı hatırlatırlar; Hakk huzurunda bulunmanın verdiği mehabetle, her zaman saygılı ve incelikle hareket ederler. Hocaefendi, bu tarifte aslında kendi duruşunu anlatmıştır.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar
1.Gülistan Doku Cinayetinde Eski Vali'nin 300 Kiloluk Uyuşturucu Yazışması Gündemde2.Bahçeli’den İstifa Çağrılarına Yanıt: TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’na "Yalnız Değilsin" Çelengi3.Beklenen Sinyal Geldi mi? İzmir de AKP'ye Geçiyor mu?4.MHK Soruşturmasında İlk Tutuklamalar: Hakem Yasin Kol ‘Şike’ ve ‘Teşvik’ Suçlamasıyla Cezaevinde5.Yerel Yönetimlere Yargı Kıskacı: Eyüpsultan Belediye Başkanı Özmen İçin Sulh Ceza Hakimliğinden Tutuklama
6.Havada Panik! Ankara-Şanlıurfa Uçağında Bomba Alarmı7.Kaya Çiftinden TMSF’ye 'Gönüllü' İade: Fon Vurgununda Ana Para Kaldı, Kâr Hesaba Aktarıldı8.Polis Müdahale Etti! Cemil Tugay'ın AKP İddiası İzmir'i Ayağa Kaldırdı9.Kral III. Charles ve 'İslam ve Batı'10.Tutuklu Türker Ertürk, 49 gün sonra tahliye edildi

ABDULLAH AYMAZ

KADİR GÜRCAN

ARİF ASALIOĞLU

HÜSEYİN ODABAŞI

HARUN TOKAK

ÇOK OKUNAN HABERLER

Gülistan Doku Cinayetinde Eski Vali'nin 300 Kilolu...

Bahçeli’den İstifa Çağrılarına Yanıt: TFF Başkanı ...

Beklenen Sinyal Geldi mi? İzmir de AKP'ye Geçiyor ...

MHK Soruşturmasında İlk Tutuklamalar: Hakem Yasin ...

Yerel Yönetimlere Yargı Kıskacı: Eyüpsultan Beledi...







