AYM "İşkence var" demişti: Eyüp Öğretmen davasında polis ve doktora beraat

Okuma Süresi 25 dkYayınlanma Salı, Şubat 10 2026
Paylaş
X Post
15 Temmuz sonrasında konulduğu Antalya Emniyeti nezaretinde gördüğü kötü muamele nedeniyle bağırsağı yırtılan öğretmen Eyüp Birinci’nin, işkenceci polisler ve doktor aleyhine açtığı ikinci dava cezasızlıkla sonuçlandı. Kapatılan ilk şikayet için Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali kararı verdiği dosyada üç sanık polis ve bir doktor, ‘Şüpheden sanık yararlanır’ gerekçesiyle beraat etti. Delillendirme imkanının bilinçli şekilde elinden alındığını kaydeden Eyüp öğretmen, hukuk mücadelesini Strazburg’a kadar taşıyacağını söyledi.
AYM "İşkence var" demişti: Eyüp Öğretmen davasında polis ve doktora beraat

Bold Medya’dan Necdet Çelik’in haberine göre, 15 Temmuz sonrası yaşanan kitlesel gözaltılarda işkence gördüğü şikayetiyle iç kanama geçirerek bağırsaklarından ameliyat olan Eyüp Birinci’nin açtığı ve Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, sanıklara ceza çıkmadı.

Mahkemenin 9 Ocak 2026’da görülen son duruşmasında savcı, sanık polis memurları Muhsin Türkel, İbrahim Halil Kuşak ve Süleyman Kundakçı ile doktor Fevzi Yılmaz’a ceza verilmesi talebini yeniledi.

Selçuk Yılmaz başkanlığındaki mahkeme heyeti, dosyada, “işkence” suçunu işlediklerini gösterir ve mahkumiyete yetecek derecede vicdani kanaat sağlayacak delil olmadığı gerekçesiyle sanıkların beraatine hükmetti. Karar oybirliği ile alındı.

Şüpheden İşkenceyle Suçlananlar Yararlandı

Geçtiğimiz günlerde yayınlanan gerekçeli kararda, beraat gerekçesi olarak şu ifadelere yer veriliyor: ‘’Ceza yargılamasında şüphenin bulunduğu yerde şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince mahkumiyetten söz edilemeyeceği dikkate alınarak savunmalarının aksini gösterir, cezalandırılmalarına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil ortaya konulamadığından, bu yönü ile sanıklara atfedilen bu suç isnadının iddiadan öteye varmadığı, mevcut delil durumu itibariyle sanıkların mahkumiyetine karar verilemeyeceği…’’

Sanıklardan ortak savunma: Bize iftira atılıyor

Mahkemede savunma yapan sanık polisler ve doktor, kendilerine iftira atıldığını ileri sürdü. Suçlamaları reddeden polis memuru Muhsin Türkel, ‘’Ben F.tö ile mücadelede etkin görev aldım, ön plana çıktım. Müşteki ve avukatı, bize kin besliyor.’’ iddiasında bulundu. İbrahim Halil Kuşak ve Süleyman Kundakçı ise savunmalarında, hiçbir olumsuzluğa şahit olmadıklarını beyan etti.

Gözaltındaki Eyüp Birinci’yi 24, 25 ve 26 Temmuz 2016 tarihlerinde muayene ettiği halde işkenceyi görmezden gelmekle suçlanan doktor Fevzi Yılmaz da, sanık polislerle aynı söylemi kullandı. Çağrıldığı nezarette bir gün içinde binlerce kişiyi muayeneden geçirdiğini belirten Yılmaz, ‘’Ben zaten yalnız değildim, hemşire ve sekreter de yanımdaydı. Müştekiyi ilk muayene ettiğimde vücudunda herhangi bir darp cebir izi yoktu; görseydim raporda belirtirdim. Müşteki bana iftira atıyor.’’ iddiasında bulundu.

“Merdivenden düşerek meydana geldiği”

Gerekçeli kararda Yılmaz lehine tanıklık yapan iki sağlık çalışanının ifadesine yer veriliyor. Hemşire Handan Can, ‘’Muayeneler esnasında birisine işkence yapıldığına, kötü muamelede bulunulduğuna şahit olmadım.’’ şeklinde ifade verirken, 28 Temmuz 2016’da muayene sırasında tespit ettiği iç kanama nedeniyle Eyüp Birinci’yi ambulansla hastaneye sevk eden doktor Mustafa Avcı’nın ifadesi, gerekçeli kararda şöyle yer aldı: ‘’Muayene ederken kendisine herhangi bir işkence yahut kötü muameleye maruz kalıp kalmadığını sorduğunu, katılanın kendisine böyle bir şeyin olmadığını vücudunda meydana gelen morarma ve diğer yaralanmaların merdivenden düşerek meydana geldiğini söylediğini beyan ettiği…’’

Nezaretteki tanıklar: Konuşamaz Haldeydi, Vücudunda Morluklar Vardı

Gerekçeli kararda, Eyüp Birinci’nin nezaretteki durumunu yansıtan tanık beyanları da yer alıyor. Aynı nezarette kalan çok sayıda tanık, Birinci’nin konuşamaz halde ve kanlar içinde nezarete getirildiğini dile getirdi. Eyüp öğretmenle birkaç gün aynı nezarette tutulan S. T.’nin ifadesi şöyle: ‘’Halsizdi, yürüyecek hali yoktu. Nezarethanedeki bankı boşaltıp yatmasını sağladık, ayaklarının altındaki izleri gördük, morluklar vardı, vücudunun değişik yerlerinde morluklar, kızarıklıklar vardı. Karnının üstünde, kaburgalarında da kızarıklık ve morluk vardı. Nezarethane görevlisine müştekinin durumunun kötü olduğunu söyledik. Daha sonra nezarethaneden aldılar, nezarethaneye bir daha dönmedi.’’

Adli Tıp: Barsak Yırtığı, Basit Düşme Olamaz

Mahkemenin gerekçeli kararında, Adli Tıp Kurumu’nun 21 Nisan 2017 tarihli raporuna da atıf yapılıyor. İşkence şikayetinden 8 ay sonra götürüldüğü kurumda Eyüp Birinci’nin muayenesi sonrası şu tespitlere yer veriliyor: ‘’Burun kemiğindeki kırık, çevresinde yumuşak doku şişliği ve boyun bölgesindeki ekimozun sert ve uygun bir zemine çarpma, çarptırılma; düşme, düşürülme, veya merdivenlerden düşme, düşürülme ile oluşabileceği gibi, bu bölgelere yönelik doğrudan künt travma ile de meydana gelebileceği, bunlar arasında mevcut verilerle tıbben ayrım yapılamadığı, batın bölgesinde ince barsak vasküler yapısında meydana gelen yırtığın basit düşme ile oluşmasının tıbben varit görülmediği, ancak özellikle çıkıntı, yükselti, merdiven topuzu, korkuluğu gibi unsurlar ihtiva eden zemin veya aynı niteliklere sahip olan merdivenlerden düşme, düşürülme ile oluşabileceği ancak batın bölgesine yönelik doğrudan künt nitelikte travma ile de oluşabilecek nitelikte olduğu, mevcut verilerle bunlar arasında tıbben ayrım yapılamadığı” hususlarının bildirildiği, bu şekliyle adli tıp raporunda katılanda meydana gelen yaralanmaların merdivenden düşme ile de oluşabileceğinin mütalaa edilmesi…’’

Başhekim: Valilik ve Bakanlığın Emri Var, Raporu Veremeyiz

Yayınlanan gerekçeli karar sonrası Bold Medya’ya konuşan mağdur öğretmen Eyüp Birinci, yaşadığı kötü muamelenin talimatla nasıl örtbas edildiğini şu sözlerle anlattı: ‘’Eşim, beni ameliyat eden genel cerrahtan ameliyat raporunu istemesine rağmen o, ‘Ben veremem’ deyip başhekime yönlendirmiş. Başhekimden ameliyat raporu istendiğinde, eşimi bir süre dışarıda bekletmiş. 10 dakika sonra çağırıp ‘Valilik ve Bakanlık emri nedeniyle ameliyat raporunu veremiyoruz’ demiş.’’

Eyüp Birinci: Delillere Erişimin Sürekli Engellendi

Uğradığı kötü muameleyi delillendirme çabasının sürekli engellendiğinin altını çizen Eyüp öğretmen, şöyle devam etti: ‘’ Copla vurulduğunu ispat edecek kemik analizini yapmadılar. Doktor Mustafa Avcı’ya işkenceye uğradığımı anlatmış olmama rağmen duruşmada bunu dile getirmeyip polisler lehine yanlı ifade verdi. O dönemin koşulları itibariyle işkenceyi doktorlara ve mahkemelerde söylemiş olmama rağmen işkence ile ilgili hiçbir şeyi kayda almadılar. Mahkeme heyetleri ‘’Bunun davayla ilgisi yok’ deyip işkence ifadelerimi zapta geçirmediler. Avukatım, emniyetten kamera kayıtlarını istedi, göndermediler. Gördüğüm kötü muameleyi ispat edebilecek tüm yolları kapadılar. Ben yine de mücadelemi sonuna kadar götüreceğim.’’

Anayasa Mahkemesi, İşkenceyi Görüp İhlal Vermişti

Antalya’da coğrafya öğretmeni olarak görev yaparken, 15 Temmuz’dan 9 gün sonra gözaltına alınan Eyüp Birinci, 25 gün gözaltında tutuldu. Nezarette çırılçıplak soyulan, ayağı ıslatılıp copla dövülen Eyüp öğretmen, saatler boyu karnına aldığı darbeler sonucu geçirdiği iç kanama sonrası hastaneye kaldırıldı.

Yapılan tetkiklerde Birinci’nin burnunun iki yerden, kaburgalarının üç yerden kırıldığı, bütün iç organlarının parçalandığı kayıtlara geçti. Yırtılan ince bağırsağın 12 santimetrelik kısmı ameliyatla alındı.

21 gün süren tedavi sonrası Eyüp öğretmen, tutuklanarak Antalya L Tipi Cezaevi’ne konuldu. Bir süre sonra zorunlu nakille, Elmalı Cezaevi’ne nakledilen coğrafya öğretmeni Birinci, çarptırıldığı 8 yıl 9 aylık cezanın asgari infazını 3 ay fazladan yattıktan sonra tahliye oldu.

Maruz kaldığı işkenceyi Anayasa Mahkemesi’ne götüren Eyüp Birinci için, 2021 yılında ihlal kararı çıktı. 18 Mayıs 2021 tarihli kararda, ‘’Kötü muamele yasağı mutlak bir yasak olup ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlike durumunda bile askıya alınamamaktadır. Terör ve örgütlü suçlarla mücadele gibi en zor koşullarda bile kötü muamele kesin olarak yasaklanmıştır.” denildi.

KAYNAK: BOLD MEDYA – NECDET ÇELİK