AYM’den tartışmalı hamle: AİHM'min Yalçınkaya kararını bypass eden “Şerif Özmutlu” stratejisi

Okuma Süresi 5 dkYayınlanma Cumartesi, Mart 14 2026
Paylaş
X Post
Hukukçu Dr. Ufuk Yeşil, Anayasa Mahkemesi’nin AİHM’in Yalçınkaya kararını uygulamak yerine etkisizleştirmeye yöneldiğini savundu. Yeşil’e göre AYM, yayımlanmayan bir kararı emsal göstererek binlerce başvuruyu reddetti ve bireysel başvuru mekanizmasını fiilen işlevsizleştirdi.
AYM’den tartışmalı hamle: AİHM'min Yalçınkaya kararını bypass eden “Şerif Özmutlu” stratejisi

“AYM, Yalçınkaya’nın Tespit Ettiği Sistemik İhlalleri Meşrulaştırıyor”

Dr. Ufuk Yeşil’in değerlendirmesine göre, Anayasa Mahkemesi’nin 25 Eylül 2025 tarihli Şerif Özmutlu kararı, AİHM’in Yüksel Yalçınkaya kararında ortaya koyduğu yapısal hak ihlallerini gidermek yerine “etrafından dolanmayı” amaçlıyor.

Yeşil’e göre AYM:

    ByLock’un “tek veya belirleyici delil olmadığı” iddiasıyla AİHM’in eleştirilerini boşa düşürmeye çalıştı

    Yalçınkaya kararındaki “otomatik suçlama” tespitlerini somut olaya uygulamaktan kaçındı

    AİHM’in sistemik ihlal olarak tanımladığı şablonu tanık beyanı ve milat tarihi kılıfıyla yeniden üretti

Yeşil, bu yaklaşımın AİHM’in “geniş ve öngörülemez yorum” eleştirisini görmezden geldiğini vurguluyor.

Yayımlanmayan Kararla Binlerce Başvurunun Reddedilmesi: “Hayalet Karar Skandalı”

Yeşil’in en sert eleştirilerinden biri, kararın yayımlanma sürecine yönelik.

    AYM, Şerif Özmutlu kararını 25 Eylül 2025’te verdi

    Ancak karar 13 Mart 2026’ya kadar yayımlanmadı

    Bu süre boyunca AYM, içeriği bilinmeyen bu kararı emsal göstererek yüzlerce–binlerce başvuruyu reddetti

Yeşil’e göre bu durum:

    Savunma hakkının ihlali

    Gerekçeli karar hakkının ortadan kaldırılması

    Hukuki belirlilik ilkesinin yok edilmesi

    AİHM’e etkili başvuru yolunun sabote edilmesi

anlamına geliyor.


AYM’nin Görmezden Geldiği Temel Unsur: Suçun Manevi Boyutu

Yeşil, AYM’nin kararında kast unsurunu incelemekten kaçındığını belirtiyor.

AYM’nin yaklaşımı:

    “Milat tarihinden sonra irtibat devam ettiyse kast vardır” varsayımı

    MİT Tırları, 17/25 Aralık gibi olaylardan sonra ilişki sürdürmenin “nihai amacı bildiğinin kanıtı” sayılması

AİHM’in yaklaşımı ise tam tersi:

    Devletin 2016’ya kadar Cemaati yasal kabul ettiği bir dönemde vatandaşlara “nihai amacı biliyordu” karinesi yüklenemez

    Bu tür varsayımlar Sözleşme’nin 7. maddesini ihlal eder

Yeşil’e göre AYM, suçun manevi unsurunu bireyselleştirmek yerine otomatik suçluluk mantığını yeniden üretiyor.

ByLock’un “Yan Delil”e Dönüştürülmesi: Yeni Bir Kurgunun İnşası

AYM’nin stratejik hamlesi, ByLock’u dosyada “yan delil” seviyesine indirerek AİHM’in eleştirilerini etkisizleştirmek.

Yeşil’e göre:

    Türk yargısında ByLock, kast ve örgüt üyeliği için otomatik varsayım yaratıyor

    Diğer deliller (banka, sendika, tanık) bu otomatik kabulün uzantısı

    AİHM, bu illüzyonu açıkça çökertmiş durumda

AYM’nin “deliller bir bütün olarak değerlendirildi” söylemi, AİHM’in işaret ettiği kategorik yorum sorununu perdelemeye yönelik bir manevra olarak görülüyor.

Yasal Faaliyetlerin Suç Deliline Dönüştürülmesi

AYM, tanık beyanlarına ağırlık vererek başvurucunun “bölge imamı” olduğu iddiasını bağımsız delil gibi sunuyor.

AİHM’in tespitleri ise net:

    Dernek, sendika, banka, sohbet gibi faaliyetler yasal

    Bu faaliyetlerin geriye dönük yorumla suç deliline dönüştürülmesi hak ihlali

    Hiyerarşi üzerinden kast ikamesi yapılamaz

Yeşil’e göre AYM, AİHM’in eleştirdiği bu yöntemi aynen sürdürüyor.

Yasak Kararı Üzerinden Kurulan Kaçış Stratejisi

AYM, AİHM’in Yasak/Türkiye kararını genişleterek Yalçınkaya içtihadını etkisizleştirmeye çalışıyor.

Ancak:

    Yasak kararı Büyük Daire’ye sevk edildi

    AİHM, Demirhan ve diğerleri kararlarında ByLock dışındaki deliller olsa bile ihlal tespiti yaptı

    Yasal faaliyetler Yalçınkaya koruması altında

Yeşil’e göre AYM’nin “dosyada başka delil varsa ihlal yoktur” formülü, AİHM içtihadıyla açıkça çelişiyor.

Silahların Eşitliği ve Adil Yargılanma İlkesi: AYM’nin Göz Ardı Ettiği Temel Sorunlar

AYM, ByLock’un ham verilerinin savunmaya verilmemesini sorun olarak görmüyor.

Oysa AİHM:

    Ham verilerin gizlenmesini yapısal ihlal sayıyor

    Dijital delilin savunmaya verilmemesinin diğer delillerle telafi edilemeyeceğini vurguluyor

    Tanıkların istinabe ile dinlenmesini yeterli bulmuyor

Yeşil’e göre AYM, bu temel usul ihlallerini görmezden gelerek adil yargılanma hakkını zedeliyor.

Sonuç: “Yalçınkaya’yı Tasfiye Planı”

Dr. Ufuk Yeşil’in değerlendirmesine göre Şerif Özmutlu kararı:

    Yalçınkaya içtihadını bypass etmeyi amaçlayan

    ByLock’u perdeleyen

    Yasal faaliyetleri suç deliline dönüştüren

    Manevi unsuru otomatikleştiren

    Yayımlanmayan kararlarla binlerce dosyayı kapatan

bir “tasfiye stratejisi” niteliği taşıyor.

Yeşil, bu yaklaşımın Türkiye’yi Avrupa Konseyi sistemi içinde çok daha büyük ve kalıcı ihlal dalgalarıyla karşı karşıya bırakacağını belirtiyor.