Bakışlar ve gözlükler
Bakış şekilleri ve gözlere takılan gözlüklerle insanlar, çok değişik ve farklı neticelere ulaşabilirler. İnkârcı bir anlayış ve imandan mahrum bir felsefi görüşle, Kur’an’ın verdiği iman nuru ile varlıklara ve olaylara bakışın mukayesesini Bediüzzaman Hazretlerinin eserlerinden takip edelim:
“Evvela iki şey ihtar edilecektir:
1-(İnkarcı) Felsefe, her şeyi çirkin korkunç gösteren siyah bir gözlüktür. İman ise, her şeyi güzel, ünsiyetli gösteren şeffaf, berrak, nuranî bir gözlüktür.
2-Bütün mahlûkatla alakalı ve her şeyle bir nevi alışverişi olan ve kendisinin çevresindeki varlıklarla sözlü olarak veya mânevî şekilde görüşmek, konuşmak, komşuluk etmeye yapısı ve yaratılışı itibariyle mecbur olan insanın, sağ, sol, ön, arka, alt ve üst olmak üzere altı ciheti vardır.
“İnsan yukarıda bahsedilen iki gözlüğü gözüne takmakla, söylenilen cihetlerde bulunan varlıkları ve vaziyetleri görebilir.
“Sağ Cihet: Bu cihetten maksat, Geçmiş zamandır. Buna göre, (inkarcı) felsefe gözlüğü ile sağ tarafa bakıldığı zaman, mâzi ülkesinin kıyameti kopmuş, altı üstüne çevrilmiş, karanlık, korkunç, büyük bir mezaristanı andıran bir şekilde görünecektir. Bu görüşte olan bir insanın pek büyük bir dehşete, vahşete, ümitsizliğe maruz kaldığında şüphe yoktur.
“Fakat iman gözlüğüyle o cihete bakıldığı zaman, hakikatın o ülkenin altı üstüne çevrilmiş bir şekilde görünürse de, fakat can telefi yoktur… Mürettebatı, o zaman yaşayanlar da daha güzel, nurânî bir âleme nakledilmiş oldukları anlaşılıyor. (Hz. Âdem Aleyhisselamdan bu yana bütün insanlar ve diğer varlıklar yok olmadı… Ruhları bâki… Berzah âlemi denilen kabirlerinde çoğu işledikleri güzel âmellerinin mükafaatını görüyor ve mahşer gününü bekliyorlar. Yok olan bir şey yok…) Evet o kabirler nuranî bir âleme girmek için kazılan yer altı tüneller şeklindedir. Demek imanın insana verdiği sürür ve sevinç, ferahlık, gönül tatmini, kalb oturaklığı ve inşirah, binlerce Elhamdülillah, dedirten bir nimettir.
“Sol Cihet: Yani Gelecek zamana (imansız) felsefe gözlüğü ile bakıldığı zaman, bizleri çürütecek, yılan ve akreplerle dolu ve bizleri onlara yedirecek, imhâ edecek, karanlık, korkunç, büyük bir kabir şeklinde görünecektir. “Fakat iman gözlüğüyle bakılırsa, Cenab-ı Hakkın, Hâlık, Rahman, Rahîmin insanlara hazırladığı, çeşit çeşit, nefis, leziz yiyecek ve içeceklerin yeri olan Rahmanî bir sofra şeklinde görünecektir. Neticede binlerce Elhamdülillah okutturarak, tekrar ettirecektir.
“Üst Cihet: Yani gökler cihetine felsefe ile bakan bir adam, şu sonsuz boşlukta milyarlarca yıldız ve kürelerin at koşusu gibi veya bir askerî manevra gibi yaptıkları pek süratli ve muhtelif hareketlerinden büyük bir dehşete, vahşete ve korkuya maruz kalacaktır.
“Fakat imanlı bir insan, baktığı vakit, o garip, acip manevranın bir kumandanın emri ile nezareti altında yapıldığı gibi, gökler âlemini tezyin edip süsleyen ve o yıldızların bize de ziya ve ışık veren kandiller şeklinde olduklarını görecek ve o atlar koşusunda korku ve dehşet değil muhabbet ve ünsiyet duyguları hissedecektir. Gökler âlemini şöylece tasvir eden iman nimetine elbette binlerce Elhamdülillah, demek azdır.
“Alt Cihet: Yani Arz âleme felsefe gözlüğüyle bakan insan, küre-i arzı, başıboş, yularsız, güneşin etrafında serseri gezen bir hayvan gibi veya tahtası kırık, kaptansız bir kayık gibi görür, dehşet ve telaşa düşer.
“Fakat iman ile bakarsa, Arzın Rahmanî bir gemi olup, Allah’ın kumandası altında bütün yiyecekler, içecekler ve giyecekleriyle beraber insanların gezip görüp tenezzüh etmesi için Güneşin etrafında gezdiren bir gemi şeklinde görür. İmanından doğan şu büyük nimete büyük büyük Elhamdülillah kelimelerini söylemeye başlar.
“Ön Cihet: Felsefeci bir adam bu cihete bakarsa görür ki, bütün canlı mahlukat, insan olsun, hayvan olsun, kafile, kafile büyük bir sür’atle o cihete gidip kayboluyorlar. Yani yokluğa gider, yok olurlar. Kendisinin de o yolun yolcusu olduğunu bildiğinden, üzüntüsünden çıldıracak bir hâle gelir.
“Fakat iman nazarı ile bakan bir mümin; insanların o cihete gidişlerini yokluk âlemine bir gidiş değil, göçebeler gibi bir yayladan bir yaylaya bir intikal ve fâni menzilden, bâkî menzile, hizmet çiftliğinden ücret dairesine, zahmetler memleketinden, rahmetler memleketine göç etmek şeklinde anlar; yokluk âlemine gitmek değil diye bu yönüyle memnuniyetle karşılar. Fakat yol esnasında ölüm, kabir gibi görünen meşakkatler netice itibarıyla saadetlerdir. Çünkü nuranî âlemlere giden yol, kabirden geçer. En büyük saadetler, büyük ve acı felâketlerin neticesidir. Mesela, Hz. Yusuf, Mısır’a Aziz olmak gibi bir saadete, ancak kardeşleri tarafından atıldığı kuyu ve Zeliha’nın iftirası üzerine konulduğu hapis yoluyla nâil olmuştur. Aynı şekilde ana karnından dünyaya çocuk, o bilinen tünelde çektiği sıkıcı ezici zahmet neticesinde dünya saadetine nâil oluyor.
“Arka Cihet: Yani geride gelenlere felsefe nazarıyla bakılsa, ‘Yahu, bunlar nereden gelip nereye gidiyorlar ve niçin bu dünya memleketine gelmişler.’ diye sorulan soruya bir cevap alınamadığından, tabii, hayret ve tereddüt azabı içinde kalınır.
“Fakat iman nuru gözlüğüyle bakarsa, insanların kâinat sevgisinde teşhir edilen garip, acip Kudretin mucizelerini görmek ve mütalaa etmek için Ezelî Sultan tarafından gönderilmiş mütalaacı olduklarını anlar. Bunlar o mucizenin, kıymet ve azamet derecesine ve Ezelî Sultanın azametine delâlet derecesine vâkıf olma, bilgi edinme nisbetinde, bu imtihanda derece, numara ve not aldıktan sonra, yine Ezelî Sultanın memleketine dönüp gideceklerini anlar. Bu anlayış nimetini kendisine ulaştıran iman nimetine Elhamdülillah diyecekler.” (Sekizinci Şua / Yirmi Dokuzuncu Lem’a’dan İkinci Bab)
Evet, bizim işimiz işte bu gibi gerçekleri insanlara duyurarak, iman nimetinin büyüklüğünü ilan etmek… Yine biz işimize bakalım…
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

ERTUĞRUL İNCEKUL

SAFVET SENİH

ABDULLAH AYMAZ

KADİR GÜRCAN

ARİF ASALIOĞLU


Sağlık problemleri artan Bozdağ, TBMM Başkanvekill...

Zelenski: Rus dronları Türkiye’ye ait sivil gemiyi...

New York'ta acil durum ilan edildi: İşte korkutan ...

Alman istihbaratında büyük şok: Eski BND Başkanı '...

Husiler Riyad’ı vurdu, Türkiye ve Pakistan bölgeye...







